Hamit Kalyoncu 
kalyoncuhamit@hotmail.com 

SERAP ÖĞRETMEN

Serap Yıldız, temiz yüzlü, iri kahverengi gözlü, dalgalı uzun koyu kumral saçlı, kaşı gözü yerinde inceden nahif bir genç kızdı. Öğretmendi, TÖBDER üyesiydi.  Serap öğretmen, Şafak Yıldız (Ticaret Lisesi Md BşYrd)  ve Sevda Orhan(Edebiyat Öğrt., Av.Ahmet Orhan eşi)’ın küçük kardeşleri oluyor. Serap öğretmen ve TöbDer üyesi Aydın Nazman anlaştılar ve sonra da nişanlandılar. Bir süre sonra da (1977 olmalı)  düğün yapmağa karar verdiler. Piyasanın canavarlığını o zaman gördüler. Düğün salonu fiyatları çok pahalı gelmişti. Öğretmen bütçesini çok çok aşıyordu. Melul mahzun otururken çözümü bulduk. “Sizin düğünü Töb-Der Lokalinde yapacağız. İtiraz yok. Olurdusuna olmazdısına karışmayın. Sadece bir müzik grubu bulmamız gerekiyor. Siz tarihi belirleyin, gersini hallederiz.”

Günler günleri kovaladı, düğün günü geldi kapıya yandı. Düğünümüzü Lokalimizin bahçesinde yapacaktık. Hemen daha önceden görüşülen Işıkveren’den gelecek 5 kişilik orkestra ekibi ile gün ve saat üzerine anlaşma kesinleştirildi. Zonguldak’taki orkestraların hepsi bir salonla anlaşmalı çalıştıkları için onlardan umut yoktu. Dernekte düğün için daha önceden hangi işlerin nasıl yapılacağı konusunu görüşmüştük.  Öğretmen arkadaşlarımızın yapılacak herhangibir iş konusunda işbirliği, yardımlaşma ve dayanışma anlayışları gerçekten takdire değerdi. Kadın-erkek farketmiyordu. Hatta seçimlerde karşı karşıya  geldiğimiz arkadaşlar ile hep birlikte şaka şamata işe koyuluyorduk. Salon ve bahçe süslemesi için gerekli malzeme  alındı. Temizlik ekibi, salon, cam çerçeve, tuvaletlere kadar işe girişti.
Lokal bahçesi yapılan süslemelerle çiçek gibi açmıştı.Hele bir çay molası derken, bir şimşek, bir gök gürültüsü, bir yağmur..  Eyvah eyvah! Masa sandalyeler içeriyee!.. Her şey sırılsıklam olmuştu. Bu yağmur devam edebilir diye içeride vaziyet alındı.  Görünürde yağmur 15-20 dakika sonra gelip geçmişti. Arkadaşlar yağmaz artık, vurdu geçti dediler. Bir süre sonra masa ve sandalyeler bahçeye.. Yeniden bahçede düzenleme yapıldı. İçeride bir bardak çay yudumlarken bir şimşek, bir gökgürültüsü ile yağmur bir daha vurmaz mı? Herşey sırılsıklam..Emekler gitti boşa.Yandık ha yandık! Masalar içeriye.. Hep birlikte düğünün salonda yapılmasına karar verdik. Bu kez salonu yeniden düzenledik, süsledik.

Gelinle damat müzikle birlikte önce açılışı yaptı. Serap öğretmen incecik beyaz bir kuğu gibiydi. Aydın da göz dolduruyordu damat giysileri içinde. Bizim genç arkadaşlar bunca yorgunluk sonrasında eğlenmeyi en çok hakedenlerdi. Dansın da oyun havalarının da hakkını verdiler doğrusu. Gece yarısına doğru önce gelinle damadı uğurladılar, sonra da geri kalan kurtlarını dökme talimi yaptılar ve düğünü sonlandırdılar.

ÇAKRAZ DENİZ KAMPINDA BALAYI
Yaz mevsimi başında lokalde otururken çeşitli kurum ve derneklerin “Deniz Kampı” açtıklarını okuyorduk, duyuyorduk. Onlar açar da biz açamaz mıydık?  Karadenizin en beğendiğim sahili Çakraz’da daha önce kalabalık bir grup, okulda konaklıyarak çoluk çocuk tatil yapmıştık.   Ne keyifli günlerdi. Yarınki gün; Ben,  Çakrazlı Hüseyin Dilmen, Mehmet Kalkay, Erdoğan  Özarman’ın sürücülüğünde bastık gaza. Çakraz plajına girişte sağ tarafta derenin kenarında, bahçesinden kumsala-denize gidilebilen bir otel vardı. Sahipleri emekli öğretmendi. Oturduk, bir süre pazarlık ettik, sonunda yatak başı 15-20 liradan anlaştık.

TÖBDER Zonguldak Şubesi Çakraz Deniz Kampı” 12-15 günlük süreler içinde olacaktı. Yeme -içme kişiye aitti. Kamp yönetimini Mehmet Kalkay yürütecekti. Öğretmen gruplarının geliş-gidişlerini de o yarlayacaktı. Sadece dinlenme, eğlenme amaçlı Deniz Kampı konusu öğretmen arkadaşlar arasında geniş ilgi gördü.
Çakraz Kampı Serap ve Aydın için de bir “Balayı” anlamı taşıyordu. Bir arkadaş grubu ile gelmişlerdi. Sürelerinin bitimine doğru Serap öğretmen bana gelip “otel bahçesinin önündeki kumsalda kamp ateşi yakabilir miyiz?” diye sormuştu. İzin verince de hoplaya zıplaya arkadaşlarının yanına gidişini anımsıyorum. Şarkılar-türküler-oyunlarla çok da güzel eğlenmişlerdi doğrusu..

BİR İYİ BİR ÇOK KÖTÜ HABER
9 Mayıs 1978 Salı günü Zonguldak Devlet Hastanesinden gelen ilk haber hepimizi çok mutlandırmıştı: Serap öğretmen bir oğlan çocuk dünyaya getirmişti, adını Utku koymuşlardı. O gecenin sabahında ise yüreklemizde derin yaralar açan haber dalga dalga kente yayılmıştı: Serap öğretmen kan kaybından yaşamını yitirmişti. Hemen toparlanıp Sevda-Ahmet Orhan’ın evine gittik. İnce, narin Serap öğretmenin cenazesi eve getirilmişti. Ev kalabalıktı, herkes feryat figandı. Perişan haldeki eşi Aydın Nazman, Ağabey Şafak Yıldız, Abla Sevda ve enişte Av. Ahmet Orhan ile ancak ayaküstü görüşebildik. Serap öğretmeni Çarşamba günü öğle namazından sonra toprağa verecektik. Haberi bütün okullara duyurduk.

O gün Ulucami önünde çok kalabalık bir öğretmen grubu toplanmıştı.Namaz sonrasında tabutu Kızılay Kan Bankası önüne kadar eller üstünde taşıdık. Bir ara bayan öğretmenlerin yanından geçerken; “Hep biz mi öleceğiz?, Bizim sahibimiz yok mu?, “Ne olacak bizim halimiz?” diye laf çakmaları içimi derinden sızlattı diyebilirim. Kan Bankası önünde tabutu Cenaze arabasına koyduk, öğretmenler ve katılımcılar da Belediye Başkanı Nadir Pulat’ın gönderdiği otobüslere bindiler. Bu arada arabasını, minibüsünü ücretsiz tahsis eden insanlar da gördük. Çok büyük bir konvoy oluştu. Asri Mezarlıkta Serap öğretmeni dualarla toprağa armağan bıraktık..

ANALARA SAYGI YÜRÜYÜŞÜ
Mezarlık dönüşü TöbDer’de toplandık, yorgunluk çayı içiyoruz. O hafta sonu “Anneler Günü” kutlanacak dedi bir arkadaş. O gün, bir “Sessiz Yürüyüş” yapmanın yararlı ve gerekli olacağını düşündük. Hemen, Hamit Kalyoncu, Mehmet Çağlar ve Savaş Ceylan’dan oluşan bir Tertip Heyeti belirledik. “14 Mayıs 1978 Pazar Günü Analara Saygı amaçlı bir Sessiz Yürüyüş düzenliyeceğimizi, Atatürk Anıtına siyah çelenk koyacağımızı, yürüyüş sonrasında Devlet Hastanesi kapısına da yine siyah çelenk bırakacağımızı” bir dilekçeye yazdık, Savaş’la Mehmet mesai bitmeden bunu Vilayete verdi, kayıt numarasını da aldılar. Çünkü o yıllarda Dernekler böylesi etkinliklerini 72 saat (üç gün) öncesinden Vilayet makamına bildirmek zorundaydılar.
Ben ayrıca daktilonun başına oturup, “Serap Öğretmenin kan kaybından ölümünden o gece hastanede görevli Doğum Doktorunun sorumlu olduğunu” belirten bir basın açıklaması yazdım, gazetelere gönderdim. Bu tür açıklamaları önümüzdeki günlerde de sürdürdüm. En sonunda doktora soruşturma açıldı. İzin, rapor iki üç sonra görevinden alındı, ama parti-politika, meslektaşlık dayanışması sonucu Devlet Hastanesiden alındı, SSK Hastanesine atandı.

Sonra daktiloda bir mumlu kağıda “Analara Saygı Yürüyüşü Çağrısı” yazdım.O yıllar çoğaltmak istediğiniz bir yazıyı önce mumlu kağıda yazıyorsunuz, sonra teksir makinasında çoğaltıyordunuz. O makine her yerde bulunmazdı. Biz Merkez Ortaokulu makinesinde basıyorduk. Üç top kadar teksir kağıdı kullanmıştık. Yarınki gün iki paket daha eklemiştik. Bir pakette ortalama 400 kağıt bulunuyordu. Genç arkadaşlar gruplara ayrılmış, okullar,  çarşı içi, Soğuksu, Mahalleler, kahvehaneler her yere ulaşmağa çalışıyordu.

Yarınki gün Dernekte geniş katılımlı bir toplantı yaptık. Yürüyüşte açılacak bez ve karton pankartlar beyaz renkli, yazılar kırmızı renkli olacaktı. Toplantıda belirlenen pankart yazıları Tertip Heyeti onayından sonra yazılacaktı.  TertipHeyeti Başkanının imzası ve mühürü olmayan hiçbir pankart ve afiş açılamıyacaktı. Yürüyüş güvenliği için çok sayıda kol görevlisi belirlenmişti. Bu işler Mehmet Çağlar, yazı-çizi işleri Savaş Ceylan sorumluluğunda yürütülecekti. Masraflar  Muhasip  Hüseyin Dilmen yoluyla yapılacaktı.   

VALİ NEVZAT  AYAZ’IN BAŞSAĞLIĞI TELEFONU
13 Mayıs Cumartesi günü Lokalde oyunlar yasaklanmış, parkart ve afişler yazılmaktaydı. O sırada bir arkadaş hızlı adımlarla yaklaştı, “Abi telefon, Vali Bey arıyormuş”. Yönetim odasına geçtim, “Buyurun  Sayın Valim” dedim. Vali, “Hamit Bey, şimdi Ankara’dan geldim, olayı yeni duydum. Çok üzüldüm. Size, ailesine ve bütün öğretmen arkadaşlarınıza başsağlığı ve sabırlar diliyorum”. Ben, “Teşekkür ederim Sayın Valim, mesajınızı arkadaşlara ileteceğim”. Vali Bey, “Hamit Bey, bir de yürüyüş düzenliyormuşsunuz”. Ben, “Evet Sayın Valim, düzenliyoruz”.  Vali Bey, “Yürüyüş sonrasında bir de hastaneye çıkacakmışsınız”. Ben, “Evet Sayın Valim, sadece görevlilerle çıkacağız”. Vali Bey, “Ama olmazki yürüş bittikten sonra Hamit Bey”. Ben, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasasını okudum. Biz hastaneye yürüyerek çıkmıyacağız Sayın Valim”. Vali Bey, “Pekala nasıl çıkacaksınız?”. Ben, “Belediye Başkanı araç tahsis etti onlarla çıkacağız”. Vali Bey, “Bak işte o zaman olur”. Vali Bey’e duyarlılığı için teşekkür ettikten sonra, başsağlığı mesajını da arkadaşlara duyurdum.

İlin Valisi TöbDer’i arıyor, başsağlığı diliyor. Ülkemizde kaç ilde böyle bir durum olmuştur. Belkide hiçbir yerde. Bu açıdan şanslı sayılabiliriz. Vali Bey’e de helal olsun..

Cumartesi akşam kitle örgütü temsilcileriyle bir toplantı yaptık. Onlara durumu ve Tertip Heyeti kararlarını açıkladım. Bu TöbDer’in düzenlediği bir sesiz yürüyüştü, slogan atılmayacak, pankart açılmayacaktı. Bir gençlik örgütü slogan atacağını söyleyince, onları toplantıdan çıkardım, diğerleri kabul ettiler ve katılım sağlayacaklarını söylediler.

ANNELER GÜNÜ ZONGULDAK YÜRÜDÜ
Sabah derneğe geldiğimde  baktım ki herşey hazır durumda. Anladım ki bazı arkadaşlar sabahlamışlardı. Saat 11.00 gibi tüm görevlileri  topladım.Önde çocuk grubu olacağı için, onlara kadın-erkek 8-10 öğretmen, her grubun başına bir görevli olacağını, yürüyüş sırasında Çağlar’ı izlemelerini, Savaş Ceylan’ın büyük ve küçük pankartların mühür ve imza kontrollerinden sonra eşit şekilde dağıtılmasını, gruplararası düzenin  sağlanması gerektiği, yürüyüş bitiminde afiş ve pankartların toplanarak arabaya konulmasını, akıllı, sağduyulu ve hoşgörülü olmalarını sıkı sıkya öğütledim. Herkes görev başına gitti.

Bir ara balkona çıktım ki şaşırdım. Kaldırımlar kadın-erkek, genç -yaşlı, çocuklu-hamile binlerce insanla dolmuştu. Büyük bir kalabalık vardı.Zonguldak halkı meydandaydı.Lokali kapattık, aşağı indim. Yürüyüşün başlaması için işaretim bekleniyordu. Çağlar’ın elini görüyordum.Ben de elimi kaldırmıştım ki, Beşir Yıldırım, “Ağabey, arkana bir bak!” dedi. Akşam toplantıdan çıkanlara yakın duran küçük bir grup ideolojik mesajlı  bir pankart açmışlardı. Önlerine gittim, pankartı indirmelerini söyledım. Direndiler. “Sizi burdan aşağı yürütmem. Ya çıkar gidersiniz  ya akşam kabul ettiğiniz kurallara uyar, sözünüzü tutarsınız”. Arkadaşlar geldi, 5-6 dakikalık bir tartışmadan sonra, pankartı indirdiler.Ama aşağıda yine açabilirlerdi. Bizim Lokal çalışanı Enver’i çağırdım ve o iki pankartı teslim almasını, yönetim odasına kilitlenmesini” söyledim. O gruba da “Bu halleryle yürüyüşü sabote ettiklerini” belirttim. Pankartları teslim ettiler, Enver onları yönetim odasına kilitledi.

Artık “TÖBDER Analara Saygı Sessiz Yürüyüşü” başlayabilirdi. Gerçekten bu güne kadar olmadığı bir şekilde müthiş bir kalabalık vardı Gazipaşa caddesinde.TöbDer’li öğretmenler, çoluk-çocuk insanlar meydana inmişlerdi. Yağcılar’ın ve Yetman kırtasiyenin oradan caddeye girdik. Halkla bütünleştiğimiz, Zonguldak tarihinde yerini alacak şanlı yürüyüşümüz başladı. En önde Türk Bayrağı, Atatürk Fotoğrafı, arkasında Serap öğretmen’in anası-babası, kardeşleri, yakınları kolkola girmişlerdi. Onların arkaısında çocuk grubu, onlardan sonra öğretmenler ve sel gibi akan Zonguldak halkı.Gerçekten görülmeğe değer muhteşem bir görünümdü.

            “BUNUN HESABINI SORARIZ SANA”
Tam KonaK 67 Otel hizasına geldiğimizde sivil bir Başkomiser ve bir komiser önüme çıktı. “Siz ne yürüyüşü yapıyorsunuz böyle?” diye sordu Başkomiser. Ben, “Biz yürüyüş yapmıyoruz, toplantı yerine gidiyoruz. Yürüyüş oradan başlayacak”. Komiser, caddedeki topluluğu göstererek “Bu ne pekala, yürüyüş yapıyorsunuz işte”. Ben, “Kaldırımlar dolu, yol yok, biz de zorunlu olarak caddeden yürümek zorunda kaldık”. Bu defa Başkomiser, “Sen yürü bakalım. Bunun hesabını sorarız sana”.Ben, “Sorarsınız, sorarsınız!” diye cevap verirken, gruba da yürümeleri işareti verdim. O sırada önde giden Polis jipinden bana “yürü, gel gel”  anlamında bir işaret yapıldı.  Zaten bundan sonra durmamız mümkün değildi. Büyük bir kalabalıkla, büyük bir sessizlik içinde yürüyorduk.  Son virajı döndük, Vilayet (Devlet) ile halk (şehir) arasında arabulucu, birleştirici, bütünleştirici gibi bir anlam taşıdığını düşündüğüm Atatürk Anıtı’na geldik. Alana sığmadık elbette. Görevli arkadaşlar, anıta siyah çelengi ve kırmızı karanfilleri bıraktı ve bütün analar için saygı duruşunda bulunduk. Önce analar adına Aysel Hanım, sonra ben birer konuşma yaptık.

DEVLET HASTANESİ KAPISINA SİYAH  ÇELENK
Atatürk Anıtı’nda derdimizi kısaca anlattıktan sonra ağır adımlarla büyük bir sessizlik içinde yürüyüşe devam ettik. Fevkani Köprü üzerine geldiğimizde durduk. Bir ara geri baktığımda Cumhuriyet Meydanından bu yana büyük bir kalabalıkla yürüdüğümüzü gördüm. Çağlar’a yürüyüşün köprüde bittiğini, pankartların arabaya konulmasını, görevililerin Belediye otobüslerine geçmelerini duyurmasını, herkese katılımları için teşekkür etmesini, söyledim.  Görevliler ile üç otobüs Devlet Hastanesine yollandık. Hastanede hiçbir hareket yoktu. Bazı arkadaşlar üst kat pencere kenarlarından, hastalar mı, doktor ve hemşireler mi anlışılmayan  kişilerin kendilerini saklayarak izlemeğe çalıştıklarını söyledi. Kısa bir konuşmadan sonra kapıya siyah çelenk bırakıldı. Bu sırada  Aydın Nazman bir baygınlık geçirdi.Sonrasında hep birlikte aynı sessizlik içinde otobüslere bindik, merkeze indik ve TöbDer’e geldik.

  BİR BÜYÜK SESSİZ PROTESTO
14 Mayıs 1978 günü TöbDer Zonguldak Şubesi’nin düzenlediği ”Analara Saygı Sessiz Yürüyüşü” sanırım Zonguldak tarihinde bir ilkti. Bizden önce böyle bir etkinlik duymamıştık, izlediğim kadarıyla bizden sonra da yapılmamıştı. Zonguldak merkez ve ilçelerinde, Ankara’da, İstanbul’da bazı miting ve yürüyüşe katılmıştık. Sert üsluplu pankartlar taşınmış, sert söylemli sloganlar atılmıştı. Yerleri gökleri inletmiştik. Ne kadar sert ve yüksek sesle söylersek o kadar çok duyulacağını sanırdık.

Ama bu kez öyle olmamıştı. Pankartlara; isteklerimizi, dileklerimizi, eleştirilerimizi yazmış, taşımıştık. Fakat yola çıktığımızda hiç slogan atmamış, büyük bir sessizlik içinde yürümüştük. Bu sessizlik; bozuk düzeni, zamları ve hayat pahallılığını, faşist baskı ve saldırıları, Herkesin sağlıklı yaşamasını, Milli Eğitimdeki düzensizlikleri, maaş ve ücretlerin yeterli hale getirilmesini, çocuk ve ana sağlığının korunmasını, insanların demokratik hak ve çıkarlarını gerektiği biçimde yerine getiremiyen iktidarları keskin bir protestoydu. Bunu da çok büyük katılımlı bir sessiz yürüyüşle, tarihe not düşerek yerine getirmiştik. Bunda katılımcı kitle örgütleri ve halkımızın sağduyulu yaklaşımları etkili olmuştu.

Sanırım Utku Nazman’ı da merak edenleriniz olmuştur. Sevda ve Ahmet Orhan onu sevgiyle kucakladılar, büyüttüler, okuttular, kendi çocuklarından ayırmadılar. Utku da kendisine verilen emekleri boşa çıkarmadı. Babası Aydın’ın, bu talihsiz olaydan bir süre sonra memleketine taşındığını ve evlendiğini de duymuştuk. Utku Nazman şimdilerde bir büyük şirketin Ankara yöneticiliğini yapıyor.
 

Facebook'ta Paylaş...


Okunma Sayisi : 27
Yazılma Tarihi : 2021-04-19
 
  İstatistik
  Dün : 459
  Bugün : 255
  Toplam: 5555861
   Online :

  76 konuk,

 
Tefen67.com

<< Yazara Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Yazıya Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama  
   
 
Tüm Yazılar Tarih Yorumlar Hit
1 .SERAP ÖĞRETMEN  2021-04-19 0 27 
2 .“ELHAMDÜLİLLAH TÜRKÜM, MÜSLÜMANIM”  2021-03-29 0 43 
3 .Adımız, andımızdır....  2021-03-15 0 50 
4 . BİN YIL ÖNCE / BİN YIL SONRA  2021-03-08 0 43 
5 .SAZIMIN SARI TELİ..  2021-03-01 0 42 
6 .BİZ DE AŞI OLDUK  2021-01-31 0 73 
7 .ÜNİVERSİTEDE ÖĞRENCİ-POLİS  2021-01-14 0 54 
8 .ÖĞRETMENİM  2020-11-23 0 237 
9 .ATATÜRK GİBİ DÜŞÜNMEK  2020-10-20 0 321 
10 .ZEKİ YURTBAY’ın ARDINDAN..  2020-09-28 0 160 
11 .KENTE SAHİP ÇIKMAK   2020-07-13 0 471 
12 .TANIŞTIĞIM ÜÇ ŞAMPİYON  2020-07-07 0 148 
13 .BÖLGEMİZ ÜZERİNE NOTLAR  2020-06-29 0 137 
14 .ŞEHİRLE BİLEK GÜREŞİ YAPILMAMALI!  2020-06-21 0 244 
15 .67 İÇİN UMUT RÜZGARI  2020-06-16 0 234 
16 .ÇAYCUMA’DA KÖKTÜRKLER  2020-06-09 0 284 
17 .SİMGE AĞAÇLAR  2020-06-01 0 156 
18 .Kod adı Zonguldak  2020-05-26 0 204 
19 .VE AZİZ ZONGULDAK..  2020-05-18 0 170 
20 .KARANLIK BİR GECE..  2020-05-11 0 161 
21 .ŞİİR SAATİ  2020-05-04 0 180 
22 .İLK MECLİS’TE BİR DEVREKLİ HACI ABDULLAH SABRİ EFENDİ  2020-04-22 0 166 
23 .SÖZ OLA AĞULU AŞI   2020-04-20 0 143 
24 .ZONGULDAK ŞARKISI  2020-04-07 0 296 
25 .HALK İÇİNDEN HALK İÇİN BELEDİYE  2020-04-02 0 133 
26 .ZOR GÜNLER..  2020-03-29 0 176 
27 .YAŞAMA KAYGISI  2020-03-23 0 191 
28 .BASTIR PARAYI HESABA!  2020-03-16 0 195 
29 .GÜLE GÜLE ALİ BAHADIR  2020-03-09 0 181 
30 .YAŞAMAK KORKUSU  2020-03-02 0 228 
31 .DEPREM OLGUSU  2020-02-25 0 215 
32 .CENNETİN ANAHTARLARI  2020-02-17 0 212 
33 .ÇOCUKLUĞUM NERDESİN?  2020-02-09 0 239 
34 .ÇAYCUMA GENÇLER BİRLİĞİ  2020-02-03 0 238 
35 .DEPREM GERÇEĞİ  2020-01-27 0 289 
36 .UNUTMADIM..  2020-01-21 0 265 
37 .SANCILI İNSAN-LIK  2020-01-13 0 269 
38 .“MUZAFFER’İN ÖLÜMÜNE YANIYORUM”  2020-01-07 0 300 
39 .ASALA ŞEHİDİ IŞIK YÖNDER…  2019-12-16 0 339 
40 .SEN AZİZ ŞEHRİM…  2019-12-01 0 387 
41 .ÖĞRETMENLER GÜNÜ...  2019-11-25 0 299 
42 .ÖĞRETMENLER GÜNÜ  2019-11-24 0 264 
43 .ÇAYCUMA’DA GENÇLİK GECESİ  2019-11-17 0 321 
44 .ATATÜRK’Ü DUYMAK  2019-11-07 0 381 
45 .KARAELMASIN ÇİÇEKLERİ  2019-11-04 0 310 
46 .EN BÜYÜK BAYRAM  2019-10-29 0 370 
47 .ÇAYCUMA’DA ŞİİR GECESİ  2019-09-16 0 351 
48 .ÇAYCUMA NOTLARI-5/ÇAYCUMA ADI ve ANLAMI  2019-09-09 0 332 
49 .ÇAYCUMA NOTLARI-4/ÇAYCUMA NE ZAMAN KURULDU?  2019-09-05 0 426 
50 .ÇAYCUMA NOTLARI-3  2019-09-01 0 369 
51 .ÇAYCUMA NOTLARI-2  2019-08-26 0 377 
52 .ÇAYCUMA NOTLARI-1   2019-08-20 0 375 
53 .ALKIŞLAR ÇETİN BAŞKANA..  2019-07-30 0 406 
54 .AH O YILLAR!..  2019-07-23 0 422 
55 .FESTİVAL MEVSİMİ  2019-07-16 0 508 
56 .PORSUK AĞACININ HİKMETİ!..  2019-07-09 0 475 
57 .MUZAFFER TAYYİP’E SELAM  2019-07-02 0 442 
58 .ÇAYCUMA’DA TEMSİL KOLU  2019-06-25 0 470 
59 .ÖĞRETMENİ SÜRGÜN ETMEK..  2019-06-18 0 481 
60 .ORDUMUZ ŞANLIDIR  2019-06-10 0 594 
61 .ÇAYCUMA’DA RUS UÇAĞI  2019-06-04 0 494 
62 .ESKİ ÇAYCUMA’DAN..  2019-05-27 0 548 
63 .M.ÇELİKEL LİSESİ’ne VEDA  2019-05-20 0 549 
64 .YIL 1995 MAYIS’IN ONDOKUZU   2019-05-13 0 525 
65 .ÇAYCUMA EĞİTİM KÜLTÜR ÖDÜLÜ  2019-05-06 0 518 
66 .ÇAYIRKÖY MAĞRASI ve BALAT DAĞI  2019-04-29 0 501 
67 .ŞAİRİ-ŞİİRİ SÎGAYA ÇEKMEK ..   2019-04-24 0 618 
68 .DEVLETİN GÖZÜ ÖNÜNDE..  2019-04-22 0 394 
69 .HEYECANLI SEÇİMLER..  2019-04-15 0 568 
70 .DEVREK…DEVREK..  2019-04-09 0 604 
71 .İŞTE MART’ın SONU  2019-03-26 0 619 
72 .TARİH OKUMANIZ GEREKLİ!..  2019-03-19 0 542 
73 .ZONGULDAK BAHARI  2019-03-11 0 598 
74 .ZOKEV KÜLTÜR ÖDÜLÜ  2019-03-04 0 570 
75 .GÜLERYÜZ’den: OTUZ GÜN  2019-02-24 0 548 
76 .TÖBDER’de TANZİM SATIŞI!..  2019-02-19 0 570 
77 .NASIL BİR KENT İSTİYORUZ?   2019-02-12 0 552 
78 .PEKİ, ÇARESİZ MİYİZ?  2019-01-29 0 619 
79 .DEVREK EMEK GÜNÜ  2019-01-04 0 648 
80 .BİR ŞAİRLER KENTİ ZONGULDAK  2018-12-03 0 727 
81 .MUSTAFA KEMAL’den KURTULMAK!  2018-11-26 0 621 
82 .ATATÜRK’ÜN MUHAFIZI   2018-11-09 0 728 
83 .POLİTİKA MI?/ ENTRİKA MI?  2018-11-05 0 789 
84 .CUMHURİYET AYDINI  2018-10-29 0 723 
85 .CHP’de GÜÇBİRLİĞİ ÇAĞRISI  2018-10-16 0 736 
86 .DANIŞMA-KAPIŞMA   2018-10-09 0 737 
87 .ÖNCE EĞİTİM  2018-09-24 0 941 
88 . “ANDIMIZ”la BAŞLARIZ SÖZE..  2018-09-18 0 745 
89 .ZONGULDAK KUŞATMADA  2018-07-22 0 1512 
90 .CHP’ye YAKIŞAN  2018-07-16 0 751 
91 .MUZAFFER TAYYİP’İ ANARKEN..  2018-07-02 0 858 
92 .HAYDİ ZONGULDAK!  2018-06-18 0 923 
93 .YÜCE MİLLETİME SESLENİYORUM!  2018-06-12 0 834 
94 .SEÇİM KAZANMAK…   2018-05-29 0 1053 
95 .ÜLKEMİZİN ESENLİĞİ İÇİN..   2018-05-22 0 964 
96 .ÇAYCUMA GELECEĞE BAKIYOR  2018-05-07 0 1032 
97 .NAZIM HİKMET ZONGULDAK’TA..  2018-05-01 0 998 
98 .ATATÜRK ve İNÖNÜ  2018-04-22 0 875 
99 .DOĞA KIYIMI ve TALANI  2018-04-09 0 956 
100 .TEFTİŞ - MÜFETTİŞ..  2018-04-02 0 858 
101 .ÖĞRETMEN PERFORMANSI  2018-03-26 0 926 
102 .ATATÜRKSÜZ OLMAZ  2018-03-19 0 1024 
103 .MERAK EDİYORDUM  2018-03-12 0 1004 
104 .FESTİVAL TEŞEKKÜRÜ..  2018-03-06 0 989 
105 .KENT KİMLİĞİNİ KORUMAK  2018-02-27 0 908 
106 .HALKEVİ KİTAPLIĞI  2018-02-19 0 1041 
107 .DÜNYAYI ADIMLAMAK..   2018-02-09 0 1045 
108 .AHŞAP TEKNELER DİYARI   2018-01-22 0 1577 
109 .MADEN DULLARI  2018-01-15 0 1177 
110 .UMUTLU BAŞLAMAK..  2018-01-08 0 1054 
111 .ESKİ YILBAŞI ANILARI..  2018-01-01 0 1103 
112 .ÇİZGİLERLE YAKIN TARİH..  2017-12-25 0 1005 
113 .PARAYLA GÜRÜLTÜ  2017-12-18 0 1027 
114 .BİR YIL ÖNCE, BİR YIL SONRA..  2017-12-11 0 1032 
115 .ÜSLÛB-ı BEYAN..  2017-12-04 0 1051 
116 .ÖĞRETMEN-İDARECİ  2017-11-27 0 1094 
117 .EREĞLİ’DE İNSAN SICAKLIĞI..  2017-11-22 0 1143 
118 .KASIM DÜŞÜNCELERİ  2017-11-13 0 1138 
119 .ATATÜRK YAŞIYOR, YAŞIYACAK!..   2017-10-27 0 1041 
120 .ÇAYCUMA GÜZELDİ  2017-10-23 0 993 
121 . ŞAH İSMAİL ÖZKAN  2017-10-16 0 1027 
122 .ÇAYCUMA’DAKİ RUMLAR..  2017-10-09 0 1099 
123 .BİR MUTLULUK GÜNÜ!..  2017-10-02 0 1098 
124 .ŞAİR MUZAFFER’le ARKADAŞLIK..  2017-09-26 0 1041 
125 .NAZIM HİKMET’in RAİF AĞASI..  2017-09-18 0 1045 
126 .ŞAİR MUZAFFER’e VEF BORCU..  2017-09-11 0 1311 
127 . AKLIN ve BİLİMİN GÜCÜ..  2017-09-04 0 1049 
128 .30 AĞUSTOS ZAFERİ   2017-08-29 0 1074 
129 .KURTULUŞ SAVAŞINDA-2 MUSTAFA KEMAL İLE KARŞILAŞMA  2017-08-23 0 1048 
130 .KURTULUŞ SAVAŞINDA-1 YEDİ GÜN YEDİ GECE ÇARPIŞTIK..  2017-08-20 0 1134 
131 .ÇÜRÜK ELMA  2017-08-14 0 1254 
132 .ÇAYCUMA PLAJI..  2017-08-06 0 1123 
133 .NASIL BİR EĞİTİM?  2017-07-31 0 1086 
134 .Göreve dönme umudu..  2017-07-25 0 1187 
135 .15 TEMMUZ ANMASI..  2017-07-18 0 1053 
136 .Hak hukuk adalet!..  2017-07-10 0 1111 
137 .MUZAFFER TAYYİP 95 YAŞINDA  2017-07-01 0 1176 
138 .EMEĞİN DEĞERİ  2017-06-30 0 1071 
139 .ADALET YÜRÜYÜŞÜ  2017-06-20 0 1171 
140 .FİLYOS ÇAYI’NA BAKARKEN  2017-06-05 0 1219 
141 .KENTİN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKMAK  2017-05-30 0 1163 
142 .KENTİN ORTAK AKLI  2017-05-22 0 1161 
143 .Zihniyet Meselesi..  2017-05-16 0 1223 
144 .ÇAYCUMA’DA BULUŞMA..  2017-05-08 0 1353 
145 .ÇAYCUMA BULUŞMASI  2017-05-04 0 1176 
146 .HALKOYLAMASI SONUÇLARI   2017-04-24 0 1378 
147 .SAĞDUYU ZAMANI  2017-04-18 0 1117 
148 .Yurttaşlık Görevi  2017-04-10 0 1284 
149 .Ah, Hasan Ataman!..  2017-04-03 0 1408 
150 .DÜZENE UYGUN KAFALAR!..  2017-03-27 0 1453 
151 .KARANLIĞIN GÖZLERİ  2017-03-20 0 1385 
152 . ÇAYCUMA’DA NELER OLUYOR?  2017-03-13 0 1414 
153 .BİR DOST SELAMI..  2017-02-27 0 1625 
154 .Çocuklar NUTUK okuyor..  2017-02-19 0 1597 
155 .Eti için bülbül öldürmek!..  2017-02-13 0 1901 
156 .Delüğe Gireyruk!..  2017-02-06 0 1473 
157 .NELER YAPMADIK PARTİMİZ İÇİN?..  2017-01-30 0 1221 
158 .SABAH OLURSA..  2017-01-23 0 1416 
159 .TARZAN ZOR DURUMDA!..  2017-01-16 0 1303 
160 .Çaycuma’da Kış Geceleri  2017-01-09 0 1266 
161 .KANLI SABAH...  2017-01-01 0 1366 
162 .Çaycuma Birlik ve Dayanışma Gecesi   2016-12-26 0 1298 
163 .HASAD’la komünizm propagandası!..  2016-12-19 0 1448 
164 .KENTİN ÖNÜNÜ AÇMAK  2016-12-12 0 1205 
165 .NE HALDEYİZ? O HALDEYİZ!..  2016-12-07 0 1409 
166 .MADEN MÜZESİ  2016-11-28 0 1421 
167 .CHP’DEN BEKLENEN  2016-11-21 0 1469 
168 .Ankara’da Çaycuma Derneği  2016-11-14 0 1578 
169 .DÜNYA ÖNDERİ ATATÜRK  2016-11-09 0 1460 
170 .ATATÜRK IŞIĞINDA   2016-11-07 0 1489 
171 .ULUSAL BAYRAM..  2016-10-24 0 1595 
172 . KENTİN YERİ DAR..   2016-10-18 0 1504 
173 .Güzel ülkem nereye?  2016-10-10 0 2037 
174 .Önce Annelerini Vur..  2016-09-26 0 1581 
175 .OKULLAR AÇILIRKEN  2016-09-19 0 1575 
176 .12 EYLÜL DÜŞÜNCELERİ  2016-09-13 0 1380 
177 .“Yüzüm Bana Benzer”  2016-09-05 0 1484 
178 .Bir düğün..Bir cenaze..  2016-08-23 0 1833 
179 .Ağrı Eşiği  2016-08-07 0 1692 
180 .Suç Ortakları!..  2016-08-02 0 1639 
181 .Yaşadıklarımdan öğrendiğim..  2016-07-25 0 1768 
182 .Bizi şair yaptı Zonguldak..  2016-07-03 0 1839 
183 .DİN İLE DÜNYA İŞLERİ..  2016-06-13 0 1666 
184 .Bir Din Bilgisi Sınavı  2016-05-23 0 1617 
185 .19 Mayıs 1919 Ruhu  2016-05-16 0 1578 
186 .Çaycuma forumu..  2016-05-09 0 1622 
187 .Atatürk düşmanlığının kaynağı  2016-05-02 0 1740 
188 .Yaşa Atatürk, Yaşa 23 Nisan!..  2016-04-18 0 1752 
189 .Çıkmaz Sokak  2016-03-28 0 1781 
190 . Atatürk’e yazılan mektup..   2016-03-22 0 1842 
191 .NERDE KALMIŞTIK DİYECEKTİM!..  2016-03-14 0 1659 
192 .Adımız, andımızdır..  2016-02-29 0 1679 
193 .BİR SÜRELİĞİNE YOKUM!..   2016-02-07 0 1824 
194 .BİZ KİMİZ, BİLİYOR MUSUNUZ?  2016-01-11 0 1815 
195 .BAŞARDINIZ SAYIN MÜDÜR!..  2016-01-05 0 1866 
196 .CHP KENDİNİ TOPLAMALI..  2015-12-30 0 1780 
197 .EKMEKLE GÜREŞMEK   2015-12-13 0 1774 
198 .Öğretmen: Canpolat Pamay /Öğrenci: Mehmet Haberal  2015-11-23 0 2018 
199 .ÇAĞLARIN ÖNDERİ ATATÜRK  2015-11-18 0 1743 
200 .Atatürk’ten Laiklik Dersleri  2015-11-09 0 1861 
201 .Kazanan, kaybeden!..  2015-11-03 0 1845 
202 .“Aydın kişi” neyi nasıl yapmalı?  2015-10-27 0 1908 
203 .Bu meydan kanlı meydan!  2015-10-14 0 1811 
204 .KİTAPLARI YAKMAK.. (KISA KISA ANIMSAMA-2)  2015-10-04 0 2148 
205 .ATATÜRK’ü BİLMEMEK..  2015-09-24 0 2839 
206 .YÜREĞİMİZDEKİ YANGIN..  2015-09-07 0 1969 
207 .Mustafa Kemal ve İsmet İnönü ile..   2015-09-02 0 1938 
208 .Yedi sıra tel örgü..  2015-08-27 0 1796 
209 .AŞK ENGELLİ   2015-08-12 0 1769 
210 .Kent kültürünü korumak  2015-07-28 0 1849 
211 .Yollar ayarsızsa toprak kayar, taş düşer!..   2015-07-22 0 1774 
212 .Kentin geleceğine bakmak  2015-07-15 0 1876 
213 .Bu yatak niye burada?  2015-07-10 0 1873 
214 .Öldükten Sonra  2015-07-03 0 2006 
215 .Kandilli’de “kömür kokulu gün”  2015-06-18 0 1853 
216 .Bu Türkiye kitaba uymuyor!..  2015-06-13 0 1827 
217 .Ben bu sazı çala çala yoruldum!..  2015-06-04 0 2057 
218 .Devrek köylerinden sesler geliyor..  2015-05-27 0 2104 
219 .Bir Pazar Günüydü..  2015-05-20 0 2010 
220 .CHP neler yapacak?  2015-04-28 0 2039 
221 .CHP’nin şansı nedir?  2015-04-14 0 2042 
222 .“Dev Proje” ne oldu?   2015-04-08 0 3052 
223 .Emekli başkenti!..  2015-03-24 0 1914 
224 .CHP’de kontenjan açmazı!..  2015-03-17 0 1874 
225 .Sandıktan umut çıktı!..  2015-03-12 0 1919 
226 .Okurlar Söyleşiyor  2015-02-22 0 2181 
227 . Kent için toplumsal eğitim..  2015-02-11 0 1829 
228 .Filyos Vadisi Belediyeleri Birliği  2015-02-03 0 2253 
229 .Baston kenti, kültür penceresi!..   2013-05-30 0 4032 
230 .Mektubun Avucumda..   2013-05-06 0 3795 
231 .Çankaya   2013-04-16 0 3003 
232 .Mustafa Kemal’den kurtulmak!..  2013-04-04 0 3100 
233 .Madenci protestosu!..  2013-03-13 0 3530 
234 .Güneşi Görememek!..  2013-03-04 0 2693