Hamit Kalyoncu 
kalyoncuhamit@hotmail.com 

ATATÜRK ve İNÖNÜ

        Tarih, kendi  topraklarından çıkan büyük kahramanlarına dinsel-siyasal ve başka ideolojiler nedeniyle saygı duymayan, vefa göstermiyen, okuyup-öğrenmiyen toplumların, tarih sahnesinde ilerleme sağlayamadıklarının örnekleriyle doludur.
       Türk toplumu; dağdan kırdan gelen, aşiret reisleri, tarikat şeyhleri hacı-hocalarla, bir avuç subay ve okumuş insanla  yeni bir Meclis kuran,  yeni kurduğu ordularla savaşarak vatan kazandıran, yapılan devrimlerle ülkenin yüzünü Doğu’dan Batı’ya döndüren başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve O’nun en yakın dava ve silah arkadaşı,  savaş alanında ve laik Cumhuriyet ve demokrasi  mücadelesinde   büyük hizmetleri  olan İsmet İnönü’nün değerli hatıralarına her zaman saygılıdır.
         Kutsal dini değerleri kullanarak halka kendilerini farklı tanıtan, bu yolla ticarette ve siyasette  güç edinen, ama her zaman Atatürk’e ve laik Cumhuriyet’e düşmanlık besliyen  kişi ve gruplar, ülkemizin temel direği bu iki kahramanı hep görmezden gelmişlerdir. Kendileri yok sayınca, herkesin de yok saydığını sanmışlardır. Bu bakar körler, tarih sayfalarında adları her zaman övgü dolu sözlerle anılan  komutan, devlet adamı, ülke yöneticisi değerlerimizi yok saydıklarını sanırken, onları tanıyan ve bilen tarih ve diğer ülkeler önünde gülünç duruma düştüklerinin de farkında değillerdir ne yazık ki..
            Atatürk’ü bütün dünya, büyük komutan, devlet adamı ve devrimci önder kişiliğiyle biliyor. İsmet İnönü ise Atatürk’ün düşüncelerinin uygulayıcısı, komutan, devlet ve siyaset adamı kimliğiyle tanınıyor. Bu yazıda “adı anılmağa değer görülmeyen” ve Zonguldak’taki anıtında “Bir ülkede namuslular, en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça orada kurtuluş yoktur” sözü bulunan İsmet İnönü’yü tanımağa çalışacağız.
                LOZAN’da İSMET İNÖNÜ
           Çanakkale savaşlarında Atatürk cephede, İnönü ise Genel Kurmay Harekat Dairesi’nde Şube müdürüdür ve sürekli haberleşmektedirler. Kurtuluş Savaşımızda ise Atatürk Başkomutan, I. ve II. İnönü savaşları galibi İsmet İnönü ise Batı Cephesi Komutanı’dır. Ülke yönetiminde ise Atatürk Cumhurbaşkanı, İsmet İnönü Başbakanıdır.
Türkiye’nin kaderinin çizildiği Lozan görüşmeleri sırasında İsmet İnönü ile Lord Curzon arasında çok sert tartışmalar yaşanır.  İsmet İnönü ile İngiliz Lord Curzon  sık sık karşı karşıya gelirler. 
     Lord Curzon :“Aylardır müzakere ediyoruz. İstediklerimizin hiçbirini alamıyoruz.Biliniz ki, geri çevrilen isteklerimizin hepsini cebimize atıyoruz. Yorgun ve yoksul bir ulussunuz. Ülkeniz yıkık. Yarın, bunları onarmak ve kalkınmak için, bizden yardım isteyeceksiniz.(ABD temsilcisini işaret ederek) para bende, bir de O’nda var. O zaman cebimizdekileri çıkarıp birer birer önünüze koyacağız.”  
           İsmet İnönü :“Biz haklıyız. Lozan’da hakkımızı mutlaka alacağız. Bugün biz bunları alalım. Şayet yarın kapınıza gelirsek, siz de dilediğinizi yaparsınız.”
              Lozan antlaşması imzalanırken İsmet İnönü' ye diğer imzacılarınkinden daha basit bir koltuk konunca İnönü, "Benim koltuğum da onlarınki gibi olmayınca imzalamam" der. Ve bu konuda ısrarcı olur. Sonunda İnönü'ye de diğerlerinin koltuğundan bulup getirirler. Bu gerçekten devletinin itibarını gözeten dik ve onurlu bir duruştur.
              Şimdi şu haberi bir kez daha okuyalım:
           “İsrail'den Türkiye'ye 'alçak koltuk' ayıbı” (SABAH  Haber Sitesi, 13.1.2010)
İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı, nezaket ziyareti yapan Tel Aviv elçimiz Çelikkol'u kendisinden alçakta bir koltuğa oturttu. İsrailli yetkili Ayalon, Çelikkol'un elini sıkmadı, odada bayrak da yoktu. Ve ayıp oturma biçimini İbranice anlattı.
            İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon'un, kendisine nezaket ziyaretinde bulunmaya gelen Türkiye'nin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol'un elini sıkmaması, alçak bir koltuğa oturtması kriz yarattı. (Haberin ayrıntıları gazetenin sitesinden okunabilir)
     Toplantıda, Türk elçisinin daha küçük ve basit bir sandalyede oturmayı kabullenmesi, buna göz yumanlar, bu iki haberi de birkaç kez daha okumalılar ve düşünmeliler.
             İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA
        Türkiye’nin, 2.Dünya Savaşı’nda takip ettiği temel politika, Mihver ve Müttefik devletlerin Türkiye’yi kendi taraflarına çekmek için yaptıkları baskı politikasını uzlaşı ile atlatma çabası olmuştur. Savaşın başlaması ile iç ve dış ticaret durgunlaşmış, Türkiye’nin ekonomik sorunları büyümüş, üretim düşmüştür. Üretici kesimin silah altına alınması bu durumda etkili olmuştur.
                  Türk ordusu savaşın hızla gelişmesi ile seferberlik durumuna geçmiş, her an savaşa girecek şekilde bir saldırı karşısında hazır durumdadır. Türkiye, görüşmeleri ustalıkla sürdürmüş, ilişkileri soğutan taraf olmamıştır. Diğer taraftan aktif tarafsız ülke konumunu görüşmeler sonrasında da savaş süresince muhafaza etme iradesini göstermeyi başarmıştır. Türkiye’yi savaşa sokma gayretlerine karşı baskılara direnilmiş, ülkenin egemenlik hakkı korunmuştur.
               VESİKALI EKMEK DÖNEMİNDE
            İkinci Dünya Savaşı’nın kıtlık günlerinde ekmeğin vesika ile dağıtıldığı,  İsmet İnönü’nün halkın yediğinden farklı özel bir ekmeğin masaya geldiğini görünce, onu yemeyerek kaldırttığını Erdal İnönü şöyle anlatır:
          "Bir gün yemeğe başlarken kim olduğunu hatırlamadığım birisinden özel bir ekmek geldiği söylenerek, güzel görünüşlü değişik bir ekmekten hepimize birer parça koyuldu. Babam önündeki ekmeğin her günkünden farklı olduğunu görünce kaşlarını çattı ve ’Nedir bu, nereden geldi?’ diye sordu. Bir tanıdığın gönderdiğini, resmi dağıtımdan alınan undan yapıldığını ve usule aykırı bir durum olmadığını anlattılar. Babam bu açıklamadan tatmin olmadı, ’Kaldırın bunları, herkesten farklı işlem kabul etmem’ dedi ve özel ekmekler derhal toplandı."
                     CHURCHİLL’in İNÖNÜ’ye MEKTUBU
               Çanakkale Savaşları sırasında İngiliz Hükümeti’nde Bahriye Nazırı olarak görev yapan ve İtilaf Devletleri açısından başarısızlıkla sonuçlanan Gelibolu Harekatı’nı planlayan Winston Churchill, İsmet İnönü ile 2. Dünya Savaşı sırasında yakın ilişki kurmuştu. Bu kez İngiltere Başbakanı olarak görev yapan Churchill, Türkiye’yi savaşa sokma amacıyla dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile Adana ve Kahire’de bir araya gelmişti.  Churchill, 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerin ardından CHP’nin muhalefete düşmesi nedeniyle 31 Mayıs tarihinde Londra’dan İnönü’ye şu mektubu göndermişti:
                 General İnönü'ye
                    Aziz Generalim,                                                      Londra 31 Mayıs 1950
               Her ne kadar benim Türk politika işlerine karışmaklığım doğru olmayabilirse de Türkiye'nin alın yazısına başkanlık ettiğiniz uzun devrenin kapanmış olduğunu, şahsen büyük üzüntü duyarak, okumuş bulunuyorum.
              Bana öyle geliyor ki, tarih, general olarak kazandığınız zaferlerden başka, Türk Cumhuriyeti'ni, İkinci Dünya Savaşı'nın vahim tehlikeleri içinden nasıl sıyırıp geçirdiğinizi ve aynı zamanda, Mustafa Kemal tarafından sert mücadelelerle kurulmuş olan liberal ve gelişmiş hükümet sistemini nasıl muhafaza ettiğinizi hayranlıkla yazacaktır.
          Dostça ve zevkli olan görüşmemizi daima hatırlarım ve politika sahnesinden şimdiki çekilişinizde size en iyi dileklerimi yollarım.
                                                                                                               Pek samimiyetle sizin
                                                                                                                Winston S. Churchill
 

Facebook'ta Paylaş...


Okunma Sayisi : 412
Yazılma Tarihi : 2018-04-22
 
  İstatistik
  Dün : 2718
  Bugün : 2398
  Toplam: 4828429
   Online :

  136 konuk,

 
Tefen67.com

<< Yazara Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Yazıya Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama  
   
 
Tüm Yazılar Tarih Yorumlar Hit
1 .M.ÇELİKEL LİSESİ’ne VEDA  2019-05-20 0 15 
2 .YIL 1995 MAYIS’IN ONDOKUZU   2019-05-13 0 70 
3 .ÇAYCUMA EĞİTİM KÜLTÜR ÖDÜLÜ  2019-05-06 0 56 
4 .ÇAYIRKÖY MAĞRASI ve BALAT DAĞI  2019-04-29 0 60 
5 .ŞAİRİ-ŞİİRİ SÎGAYA ÇEKMEK ..   2019-04-24 0 154 
6 .DEVLETİN GÖZÜ ÖNÜNDE..  2019-04-22 0 46 
7 .HEYECANLI SEÇİMLER..  2019-04-15 0 64 
8 .DEVREK…DEVREK..  2019-04-09 0 198 
9 .İŞTE MART’ın SONU  2019-03-26 0 122 
10 .TARİH OKUMANIZ GEREKLİ!..  2019-03-19 0 98 
11 .ZONGULDAK BAHARI  2019-03-11 0 139 
12 .ZOKEV KÜLTÜR ÖDÜLÜ  2019-03-04 0 127 
13 .GÜLERYÜZ’den: OTUZ GÜN  2019-02-24 0 123 
14 .TÖBDER’de TANZİM SATIŞI!..  2019-02-19 0 129 
15 .NASIL BİR KENT İSTİYORUZ?   2019-02-12 0 130 
16 .PEKİ, ÇARESİZ MİYİZ?  2019-01-29 0 176 
17 .DEVREK EMEK GÜNÜ  2019-01-04 0 189 
18 .BİR ŞAİRLER KENTİ ZONGULDAK  2018-12-03 0 295 
19 .MUSTAFA KEMAL’den KURTULMAK!  2018-11-26 0 194 
20 .ATATÜRK’ÜN MUHAFIZI   2018-11-09 0 325 
21 .POLİTİKA MI?/ ENTRİKA MI?  2018-11-05 0 347 
22 .CUMHURİYET AYDINI  2018-10-29 0 283 
23 .CHP’de GÜÇBİRLİĞİ ÇAĞRISI  2018-10-16 0 276 
24 .DANIŞMA-KAPIŞMA   2018-10-09 0 291 
25 .ÖNCE EĞİTİM  2018-09-24 0 432 
26 . “ANDIMIZ”la BAŞLARIZ SÖZE..  2018-09-18 0 281 
27 .ZONGULDAK KUŞATMADA  2018-07-22 0 1098 
28 .CHP’ye YAKIŞAN  2018-07-16 0 344 
29 .MUZAFFER TAYYİP’İ ANARKEN..  2018-07-02 0 423 
30 .HAYDİ ZONGULDAK!  2018-06-18 0 459 
31 .YÜCE MİLLETİME SESLENİYORUM!  2018-06-12 0 422 
32 .SEÇİM KAZANMAK…   2018-05-29 0 613 
33 .ÜLKEMİZİN ESENLİĞİ İÇİN..   2018-05-22 0 471 
34 .ÇAYCUMA GELECEĞE BAKIYOR  2018-05-07 0 496 
35 .NAZIM HİKMET ZONGULDAK’TA..  2018-05-01 0 499 
36 .ATATÜRK ve İNÖNÜ  2018-04-22 0 412 
37 .DOĞA KIYIMI ve TALANI  2018-04-09 0 513 
38 .TEFTİŞ - MÜFETTİŞ..  2018-04-02 0 399 
39 .ÖĞRETMEN PERFORMANSI  2018-03-26 0 510 
40 .ATATÜRKSÜZ OLMAZ  2018-03-19 0 534 
41 .MERAK EDİYORDUM  2018-03-12 0 578 
42 .FESTİVAL TEŞEKKÜRÜ..  2018-03-06 0 549 
43 .KENT KİMLİĞİNİ KORUMAK  2018-02-27 0 521 
44 .HALKEVİ KİTAPLIĞI  2018-02-19 0 578 
45 .DÜNYAYI ADIMLAMAK..   2018-02-09 0 604 
46 .AHŞAP TEKNELER DİYARI   2018-01-22 0 1018 
47 .MADEN DULLARI  2018-01-15 0 709 
48 .UMUTLU BAŞLAMAK..  2018-01-08 0 559 
49 .ESKİ YILBAŞI ANILARI..  2018-01-01 0 644 
50 .ÇİZGİLERLE YAKIN TARİH..  2017-12-25 0 530 
51 .PARAYLA GÜRÜLTÜ  2017-12-18 0 559 
52 .BİR YIL ÖNCE, BİR YIL SONRA..  2017-12-11 0 576 
53 .ÜSLÛB-ı BEYAN..  2017-12-04 0 564 
54 .ÖĞRETMEN-İDARECİ  2017-11-27 0 595 
55 .EREĞLİ’DE İNSAN SICAKLIĞI..  2017-11-22 0 679 
56 .KASIM DÜŞÜNCELERİ  2017-11-13 0 656 
57 .ATATÜRK YAŞIYOR, YAŞIYACAK!..   2017-10-27 0 632 
58 .ÇAYCUMA GÜZELDİ  2017-10-23 0 582 
59 . ŞAH İSMAİL ÖZKAN  2017-10-16 0 590 
60 .ÇAYCUMA’DAKİ RUMLAR..  2017-10-09 0 642 
61 .BİR MUTLULUK GÜNÜ!..  2017-10-02 0 634 
62 .ŞAİR MUZAFFER’le ARKADAŞLIK..  2017-09-26 0 611 
63 .NAZIM HİKMET’in RAİF AĞASI..  2017-09-18 0 619 
64 .ŞAİR MUZAFFER’e VEF BORCU..  2017-09-11 0 831 
65 . AKLIN ve BİLİMİN GÜCÜ..  2017-09-04 0 621 
66 .30 AĞUSTOS ZAFERİ   2017-08-29 0 657 
67 .KURTULUŞ SAVAŞINDA-2 MUSTAFA KEMAL İLE KARŞILAŞMA  2017-08-23 0 621 
68 .KURTULUŞ SAVAŞINDA-1 YEDİ GÜN YEDİ GECE ÇARPIŞTIK..  2017-08-20 0 663 
69 .ÇÜRÜK ELMA  2017-08-14 0 809 
70 .ÇAYCUMA PLAJI..  2017-08-06 0 680 
71 .NASIL BİR EĞİTİM?  2017-07-31 0 639 
72 .Göreve dönme umudu..  2017-07-25 0 744 
73 .15 TEMMUZ ANMASI..  2017-07-18 0 617 
74 .Hak hukuk adalet!..  2017-07-10 0 672 
75 .MUZAFFER TAYYİP 95 YAŞINDA  2017-07-01 0 717 
76 .EMEĞİN DEĞERİ  2017-06-30 0 646 
77 .ADALET YÜRÜYÜŞÜ  2017-06-20 0 708 
78 .FİLYOS ÇAYI’NA BAKARKEN  2017-06-05 0 801 
79 .KENTİN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKMAK  2017-05-30 0 756 
80 .KENTİN ORTAK AKLI  2017-05-22 0 701 
81 .Zihniyet Meselesi..  2017-05-16 0 777 
82 .ÇAYCUMA’DA BULUŞMA..  2017-05-08 0 921 
83 .ÇAYCUMA BULUŞMASI  2017-05-04 0 721 
84 .HALKOYLAMASI SONUÇLARI   2017-04-24 0 927 
85 .SAĞDUYU ZAMANI  2017-04-18 0 718 
86 .Yurttaşlık Görevi  2017-04-10 0 837 
87 .Ah, Hasan Ataman!..  2017-04-03 0 977 
88 .DÜZENE UYGUN KAFALAR!..  2017-03-27 0 1012 
89 .KARANLIĞIN GÖZLERİ  2017-03-20 0 927 
90 . ÇAYCUMA’DA NELER OLUYOR?  2017-03-13 0 1021 
91 .BİR DOST SELAMI..  2017-02-27 0 1239 
92 .Çocuklar NUTUK okuyor..  2017-02-19 0 1162 
93 .Eti için bülbül öldürmek!..  2017-02-13 0 1334 
94 .Delüğe Gireyruk!..  2017-02-06 0 1054 
95 .NELER YAPMADIK PARTİMİZ İÇİN?..  2017-01-30 0 893 
96 .SABAH OLURSA..  2017-01-23 0 962 
97 .TARZAN ZOR DURUMDA!..  2017-01-16 0 950 
98 .Çaycuma’da Kış Geceleri  2017-01-09 0 915 
99 .KANLI SABAH...  2017-01-01 0 978 
100 .Çaycuma Birlik ve Dayanışma Gecesi   2016-12-26 0 999 
101 .HASAD’la komünizm propagandası!..  2016-12-19 0 1081 
102 .KENTİN ÖNÜNÜ AÇMAK  2016-12-12 0 895 
103 .NE HALDEYİZ? O HALDEYİZ!..  2016-12-07 0 1013 
104 .MADEN MÜZESİ  2016-11-28 0 1026 
105 .CHP’DEN BEKLENEN  2016-11-21 0 1060 
106 .Ankara’da Çaycuma Derneği  2016-11-14 0 1132 
107 .DÜNYA ÖNDERİ ATATÜRK  2016-11-09 0 1041 
108 .ATATÜRK IŞIĞINDA   2016-11-07 0 1033 
109 .ULUSAL BAYRAM..  2016-10-24 0 1191 
110 . KENTİN YERİ DAR..   2016-10-18 0 1122 
111 .Güzel ülkem nereye?  2016-10-10 0 1597 
112 .Önce Annelerini Vur..  2016-09-26 0 1162 
113 .OKULLAR AÇILIRKEN  2016-09-19 0 1167 
114 .12 EYLÜL DÜŞÜNCELERİ  2016-09-13 0 1038 
115 .“Yüzüm Bana Benzer”  2016-09-05 0 1054 
116 .Bir düğün..Bir cenaze..  2016-08-23 0 1379 
117 .Ağrı Eşiği  2016-08-07 0 1267 
118 .Suç Ortakları!..  2016-08-02 0 1199 
119 .Yaşadıklarımdan öğrendiğim..  2016-07-25 0 1337 
120 .Bizi şair yaptı Zonguldak..  2016-07-03 0 1434 
121 .DİN İLE DÜNYA İŞLERİ..  2016-06-13 0 1263 
122 .Bir Din Bilgisi Sınavı  2016-05-23 0 1261 
123 .19 Mayıs 1919 Ruhu  2016-05-16 0 1186 
124 .Çaycuma forumu..  2016-05-09 0 1182 
125 .Atatürk düşmanlığının kaynağı  2016-05-02 0 1352 
126 .Yaşa Atatürk, Yaşa 23 Nisan!..  2016-04-18 0 1339 
127 .Çıkmaz Sokak  2016-03-28 0 1392 
128 . Atatürk’e yazılan mektup..   2016-03-22 0 1411 
129 .NERDE KALMIŞTIK DİYECEKTİM!..  2016-03-14 0 1306 
130 .Adımız, andımızdır..  2016-02-29 0 1283 
131 .BİR SÜRELİĞİNE YOKUM!..   2016-02-07 0 1440 
132 .BİZ KİMİZ, BİLİYOR MUSUNUZ?  2016-01-11 0 1363 
133 .BAŞARDINIZ SAYIN MÜDÜR!..  2016-01-05 0 1421 
134 .CHP KENDİNİ TOPLAMALI..  2015-12-30 0 1352 
135 .EKMEKLE GÜREŞMEK   2015-12-13 0 1393 
136 .Öğretmen: Canpolat Pamay /Öğrenci: Mehmet Haberal  2015-11-23 0 1610 
137 .ÇAĞLARIN ÖNDERİ ATATÜRK  2015-11-18 0 1333 
138 .Atatürk’ten Laiklik Dersleri  2015-11-09 0 1477 
139 .Kazanan, kaybeden!..  2015-11-03 0 1452 
140 .“Aydın kişi” neyi nasıl yapmalı?  2015-10-27 0 1501 
141 .Bu meydan kanlı meydan!  2015-10-14 0 1459 
142 .KİTAPLARI YAKMAK.. (KISA KISA ANIMSAMA-2)  2015-10-04 0 1695 
143 .ATATÜRK’ü BİLMEMEK..  2015-09-24 0 2364 
144 .YÜREĞİMİZDEKİ YANGIN..  2015-09-07 0 1535 
145 .Mustafa Kemal ve İsmet İnönü ile..   2015-09-02 0 1543 
146 .Yedi sıra tel örgü..  2015-08-27 0 1464 
147 .AŞK ENGELLİ   2015-08-12 0 1429 
148 .Kent kültürünü korumak  2015-07-28 0 1484 
149 .Yollar ayarsızsa toprak kayar, taş düşer!..   2015-07-22 0 1460 
150 .Kentin geleceğine bakmak  2015-07-15 0 1523 
151 .Bu yatak niye burada?  2015-07-10 0 1514 
152 .Öldükten Sonra  2015-07-03 0 1576 
153 .Kandilli’de “kömür kokulu gün”  2015-06-18 0 1484 
154 .Bu Türkiye kitaba uymuyor!..  2015-06-13 0 1542 
155 .Ben bu sazı çala çala yoruldum!..  2015-06-04 0 1703 
156 .Devrek köylerinden sesler geliyor..  2015-05-27 0 1748 
157 .Bir Pazar Günüydü..  2015-05-20 0 1602 
158 .CHP neler yapacak?  2015-04-28 0 1660 
159 .CHP’nin şansı nedir?  2015-04-14 0 1665 
160 .“Dev Proje” ne oldu?   2015-04-08 0 2548 
161 .Emekli başkenti!..  2015-03-24 0 1541 
162 .CHP’de kontenjan açmazı!..  2015-03-17 0 1572 
163 .Sandıktan umut çıktı!..  2015-03-12 0 1585 
164 .Okurlar Söyleşiyor  2015-02-22 0 1788 
165 . Kent için toplumsal eğitim..  2015-02-11 0 1508 
166 .Filyos Vadisi Belediyeleri Birliği  2015-02-03 0 1914 
167 .Baston kenti, kültür penceresi!..   2013-05-30 0 3635 
168 .Mektubun Avucumda..   2013-05-06 0 3410 
169 .Çankaya   2013-04-16 0 2614 
170 .Mustafa Kemal’den kurtulmak!..  2013-04-04 0 2688 
171 .Madenci protestosu!..  2013-03-13 0 3115 
172 .Güneşi Görememek!..  2013-03-04 0 2365