Hamit Kalyoncu 
kalyoncuhamit@hotmail.com 

TEFTİŞ - MÜFETTİŞ..

Fener Lisesi’nde çalıştığımız 1975-76 yılının Nisan ayı olabilir. Okulumuza Bakanlık müfettişleri gelmişti. Meğer “Genel Teftiş” imiş. Haber vererek her öğretmenin dersine giriyorlardı. Kimi müfettişler de müdür yardımcılarının çalışmalarını, evraklarını inceliyorlardı. Adını anımsayamadığım, orta yaşın üstünde gördüğüm bir bayan müfettiş bana, “Sonraki saatte sizin dersinize gelmek istiyorum” deyince, ben de “Buyurun Hocam istediğiniz zaman” diyerek yanıt verdim. Aslında Fener Lisesi ve Endüstri Meslek Lisesi’nde teftiş- soruşturma hikayelerimiz çoktu. Ama bu benim ilk teftişimdi.

 İlk iki saat 5/Ed-B sınıfında dersim vardı. Ömer Seyfettin’in “Yeni Lisan” adlı makalesini inceliyecektik. Müfettiş Hanım ile sınıfa birlikte girdik. Ben kürsüye giderken o arka sıralara yöneldi ve bir kız öğrencimin yanına oturdu. Hemen edebiyat defterini incelemeğe başladı. Oysa benden 1. Karne notlarına göre “bir iyi notlu, bir de kötü notlu” öğrencinin defterlerini, hatta aynı şekilde yazılı yoklama ve ödev kağıtlarını da isteyebilir, sorularımı, ölçme ve değerlendirmemi görebilirdi. Öğrencilerin sınıfa gelen yabancının “müfettiş” olduğunu tahmin edebileceğini düşünerek ve hemen de öğrenci defteri incelediğini görerek, sınıfa takdimini yapmadım. Yoklamayı yaptıktan sonra dersin konusu ve okunacak parça ile ilgili bilgiler verdim sınıfa. Bir kaç öğrenciye metin okuması yaptırdıktan sonra, açıklamalar yapıp soruları yanıtladık ve dersi zamanında bitirdik. Gelecek dersin konusunu verdiğim sırada zil çaldı, Müfettiş Hanımla birlikte sınıftan çıktık.

Müfettiş Hanım, merdivenlerden inerken durdu ve “Ben sizi lalettayin (özensiz, düzensiz, gelişigüzel, sıradan)derse giren bir öğretmen olarak tahayyül ediyordum” dedi. “Haydaa! Bu nerden çıktı şimdi” dedim içimden. Müfettiş Hanım, “Ama çok güzel bir ders işlediniz, öğrencilerin ilgisini canlı tuttunuz, teşekkür ederim” dedi. Kendisine, “Ben her dersimi böyle işlerim Hocam, size özel bir ders yapmadım” dedim. Müfettiş Hanım, “Bir de Lise 3’lere gelmek istiyorum” dedi. “Bir sonraki saat dersimin olduğunu” söyledim, anlaştık.

Öğretmenler Odasına giderken Müfettiş Hanımın dediklerini düşünmeğe başladım; “Yahu, beni hayatta ilk defa görüyorsun, dersime ilk giriyorsun, sesimi ilk duyuyorsun. Benim ‘lalettayin’ derse giren bir öğretmen olduğumu nasıl tahayyül edebiliyorsun? Kim ya da kimler söyledi sana “benim lalettayin derse giren bir öğretmen” olduğumu? Kulağına birileri bir şeyler mi fısıldadı.” Doğrusu ya kafam karmakarışık olmuştu. Hayatta ilk kez karşılaştığım bu müfettişe (ki okulun bütün öğretmenleri de kendilerini teftiş eden müfettişlerle ilk kez karşılaşıyordu) benim hakkımda kim/kimler böyle olumsuz bir şeyler söylemiş olabilirdi. Şaşırmıştım açıkçası..

Lise 6/Ed sınıfında “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Haftası” nedeniyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Nutuk” adlı ünlü konuşmasından bir bölüm okuyacaktık. Yıllık Planı yaparken Ulusal bayram haftalarında kitapta var olan ilgili metinleri seçerdim genellikle. Müfettiş Hanımla sınıfa girer girmez şaşırdığımı anımsıyorum. Sıralar çok düzgün hale getirilmiş, tahtaya ders konusu yazılmış, öğrenciler arka sıralardan öne doğru dizilmiş, hepsinin önünde kitaplar defterler.. Erkek öğrenciler kravatlı, düzgün, kızlar düzenli bir haldeler. Sınıfın da havalandırıldığı belli oluyor. Sanki bir “iyilik perisi” biraz önce bu sınıftan geçmiş!..

Derste konu ile ilgili tarihi olayları özetledikten sonra, ilk bölümü okuduk. Öğrencilere sorular sordum. Ama sanki çocuklar incelmiş, nerdeyse kırılıp dökülecekler. Kızların sesi kısık, yanlış söyliyeceğiz diye telaş içindeler.  Ben hem onları izliyorum hem de “Allah Allah!. Ne olmuş bu çocuklara yahu!” diyorum içimden. Onların bu hali beni de etkiliyordu. Her zamanki rahatlığımda değildim açıkçası. Neyse dersin bitimine doğru Kurtuluş Savaşı’ndan bir-iki anekdot anlattım ve zil ile birlikte dersten çıktık.

Müfettiş Hanım yine “teşekkürler” etti. “Tarihi bilgileriniz de çok iyi, yerinde kullanıyorsunuz” dedikten sonra, “Eğitsel Kol çalıştırıyor musunuz?” diye sordu. Kültür Edebiyat Kolu’na rehberlik ettiğimi söyledim, Karar defterini görmek istediğini söyledi. Ben, Karar Defteri, Giden-Gelen Evrak Dosyası, Genel Kurul Dosyası, Etkinlikler Dosyası, Banka Cüzdanı ve Fotoğraf Albümünü önüne koyduğumda “Bunların hepsi Edebiyat Kolu’na mı ait, dernek gibi hocam!..” diyerek şaşkınlığını belli etti. “Fener” adıyla bir de “Duvar Gazetesi” çıkarıyorduk öğrencilerle.

6/Ed. sınıfına ikinci ders için gittiğimde sınıf her zamanki haline dönmüştü. Öğrencilere “Yahu neydi o halleriniz. Herkes de hemencecik kitap-defter sahibi olmuş!” Önce kendi aralarında gülüştüler sonra bir kız öğrenci, “Hocam Müfettiş size bir şey diyemesin diye kitap ve defterleri olmayanlar Fen şubesindeki arkadaşlardan aldı, sınıfı da düzeltiverdik.” diye yanıt verdi. Derslerine Müfettişle geleceğimi onlara, Öğretmenler Odası’nda çay içerken konuştuğumuz öğretmen arkadaşım söylemiş. Onlar da hem kendilerini, hem sınıfı teftişe hazırlamışlardı. Gerek yoktu ama kendilerince öğretmenlerini koruma tavrına girmişlerdi. Bu sevgili öğrencilerime gösterdikleri incelik ve duyarlılıktan ötürü bir kez de buradan teşekkür ediyorum.

Öyle kurulu makine gibi ders yapmaktan kaçınmışımdır hep. Derslerde çocuklara bazen takılırdım, uyarırdım, coşup şiirler okuduğum, fıkralar anlattığım, jest ve mimiklerle konuştuğumuz da olurdu. Ama, mutlaka öğrenmeleri gereken konularda pür-dikkat anlatırken, onların da  dikkatli olmalarını bazen hayt-huyt da ederek sağlamağa çalışırdım. Onlara kimi zaman öğretmen, kimi de yakınları, bir büyükleri gibi yaklaştığım olurdu. Müfettiş gelecek diye çocukların mumya gibi dizilmeleri de beni rahatsız etmişti. Ayrıca bu benim tarzım da değildi. Öğrencilerin dersi dinlemeleri, izlemeleri yeterli idi.
Teftiş bitiminde Öğretmenler Odası’nda bir “genel değerlendirme” toplantısı yapıldı. Bir Başmüfettiş ve iki de  müfettiş vardı. Biz öğretmenler tam kadro katılmıştık. Başmüfettiş konuşmağa başladığında ilk cümlesi, “Her öğretmen öncelikle Türkçe öğretmenidir, Türkçemizin öğretmenidir”dedi. Ondan sonrası eğitim-öğretim üzerine ödevler, görevler, sorumluluklar üzerineydi. Soru sormak isteyen var mı diye bize baktığında ben elimi kaldırıp söz istedim.

Başmüfettişe konuşması ve ilk cümlesi için teşekkür ettikten sonra, “Her öğretmen öncelikle Türkçe öğretmeni olmalıdır, sözünüze içtenlikle katılıyorum. Ama öğretmen hangi Türkçe’nin öğretmeni olacaktır(CHP-MSP koalisyonu dönemi)?. Bazı Bakanlık katlarında eski yazılı tabelalar basına yansıyor, eski dil ve yazı (Osmanlıca) hangi ihtiyaçtan bilinmez yeniden gündeme taşınmak isteniyor.

Bu durumda öğretmen hangi Türkçe’nin öğretmeni olacaktır?” diye bir soru yönelttim.
Başmüfettiş, cevaben yaptığı konuşmada Türk Dili ve tarihi hakkında bilgiler vermeğe başlayınca ona bakarak hafifçe gülümsedim. O da gördü. Aslında,   Başmüfettiş  30 yılını doldurmuş, ben daha yeni sayılırım. Bilgim  ona göre daha taze. Yani bu konularda iyi sayılırım. Ancak, Başmüfettişe herhangi bir yanıt vermeği de gerekli görmedim.

Ancak Başmüfettişin  belirttiği “Her öğretmen, öncelikle Türkçe’nin öğretmeni olmalıdır” düşüncesinin güncelliğini  günümüzde de korumakta olduğunu belirtmeliyim. İlkokul, hatta Anasınıfından başlayarak çocuklar Türkçemizin güzelliğini, yüksek anlatım gücünü  öğretmenin dilinde, sesinde görmeliler. Hiçbir öğretmen, öğrenci önünde aksanlı, yöresel ağız özellikleriyle konuşmamalıdır. Öğretmenin bilgisi kadar, bu bilgiyi temiz ve düzgün,  açık ve anlaşılır bir Türkçe ile anlatması da büyük önem taşımaktadır. 12 Eylül “Sakıncalısı” iken bile, Bakanlığın yayınladığı bir genelge nedeniyle Uyanış gazetesinde bu konuda bir yazı kaleme aldığımı anımsıyorum.

Facebook'ta Paylaş...


Okunma Sayisi : 403
Yazılma Tarihi : 2018-04-02
 
  İstatistik
  Dün : 1259
  Bugün : 707
  Toplam: 4836693
   Online :

  88 konuk,

 
Tefen67.com

<< Yazara Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Yazıya Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama  
   
 
Tüm Yazılar Tarih Yorumlar Hit
1 .M.ÇELİKEL LİSESİ’ne VEDA  2019-05-20 0 37 
2 .YIL 1995 MAYIS’IN ONDOKUZU   2019-05-13 0 97 
3 .ÇAYCUMA EĞİTİM KÜLTÜR ÖDÜLÜ  2019-05-06 0 63 
4 .ÇAYIRKÖY MAĞRASI ve BALAT DAĞI  2019-04-29 0 65 
5 .ŞAİRİ-ŞİİRİ SÎGAYA ÇEKMEK ..   2019-04-24 0 160 
6 .DEVLETİN GÖZÜ ÖNÜNDE..  2019-04-22 0 46 
7 .HEYECANLI SEÇİMLER..  2019-04-15 0 66 
8 .DEVREK…DEVREK..  2019-04-09 0 201 
9 .İŞTE MART’ın SONU  2019-03-26 0 127 
10 .TARİH OKUMANIZ GEREKLİ!..  2019-03-19 0 102 
11 .ZONGULDAK BAHARI  2019-03-11 0 142 
12 .ZOKEV KÜLTÜR ÖDÜLÜ  2019-03-04 0 131 
13 .GÜLERYÜZ’den: OTUZ GÜN  2019-02-24 0 128 
14 .TÖBDER’de TANZİM SATIŞI!..  2019-02-19 0 132 
15 .NASIL BİR KENT İSTİYORUZ?   2019-02-12 0 133 
16 .PEKİ, ÇARESİZ MİYİZ?  2019-01-29 0 179 
17 .DEVREK EMEK GÜNÜ  2019-01-04 0 191 
18 .BİR ŞAİRLER KENTİ ZONGULDAK  2018-12-03 0 296 
19 .MUSTAFA KEMAL’den KURTULMAK!  2018-11-26 0 197 
20 .ATATÜRK’ÜN MUHAFIZI   2018-11-09 0 328 
21 .POLİTİKA MI?/ ENTRİKA MI?  2018-11-05 0 351 
22 .CUMHURİYET AYDINI  2018-10-29 0 288 
23 .CHP’de GÜÇBİRLİĞİ ÇAĞRISI  2018-10-16 0 279 
24 .DANIŞMA-KAPIŞMA   2018-10-09 0 294 
25 .ÖNCE EĞİTİM  2018-09-24 0 438 
26 . “ANDIMIZ”la BAŞLARIZ SÖZE..  2018-09-18 0 285 
27 .ZONGULDAK KUŞATMADA  2018-07-22 0 1100 
28 .CHP’ye YAKIŞAN  2018-07-16 0 347 
29 .MUZAFFER TAYYİP’İ ANARKEN..  2018-07-02 0 428 
30 .HAYDİ ZONGULDAK!  2018-06-18 0 464 
31 .YÜCE MİLLETİME SESLENİYORUM!  2018-06-12 0 425 
32 .SEÇİM KAZANMAK…   2018-05-29 0 615 
33 .ÜLKEMİZİN ESENLİĞİ İÇİN..   2018-05-22 0 474 
34 .ÇAYCUMA GELECEĞE BAKIYOR  2018-05-07 0 500 
35 .NAZIM HİKMET ZONGULDAK’TA..  2018-05-01 0 502 
36 .ATATÜRK ve İNÖNÜ  2018-04-22 0 413 
37 .DOĞA KIYIMI ve TALANI  2018-04-09 0 523 
38 .TEFTİŞ - MÜFETTİŞ..  2018-04-02 0 403 
39 .ÖĞRETMEN PERFORMANSI  2018-03-26 0 514 
40 .ATATÜRKSÜZ OLMAZ  2018-03-19 0 536 
41 .MERAK EDİYORDUM  2018-03-12 0 585 
42 .FESTİVAL TEŞEKKÜRÜ..  2018-03-06 0 554 
43 .KENT KİMLİĞİNİ KORUMAK  2018-02-27 0 525 
44 .HALKEVİ KİTAPLIĞI  2018-02-19 0 581 
45 .DÜNYAYI ADIMLAMAK..   2018-02-09 0 607 
46 .AHŞAP TEKNELER DİYARI   2018-01-22 0 1024 
47 .MADEN DULLARI  2018-01-15 0 714 
48 .UMUTLU BAŞLAMAK..  2018-01-08 0 565 
49 .ESKİ YILBAŞI ANILARI..  2018-01-01 0 650 
50 .ÇİZGİLERLE YAKIN TARİH..  2017-12-25 0 533 
51 .PARAYLA GÜRÜLTÜ  2017-12-18 0 562 
52 .BİR YIL ÖNCE, BİR YIL SONRA..  2017-12-11 0 581 
53 .ÜSLÛB-ı BEYAN..  2017-12-04 0 573 
54 .ÖĞRETMEN-İDARECİ  2017-11-27 0 598 
55 .EREĞLİ’DE İNSAN SICAKLIĞI..  2017-11-22 0 684 
56 .KASIM DÜŞÜNCELERİ  2017-11-13 0 661 
57 .ATATÜRK YAŞIYOR, YAŞIYACAK!..   2017-10-27 0 632 
58 .ÇAYCUMA GÜZELDİ  2017-10-23 0 586 
59 . ŞAH İSMAİL ÖZKAN  2017-10-16 0 594 
60 .ÇAYCUMA’DAKİ RUMLAR..  2017-10-09 0 645 
61 .BİR MUTLULUK GÜNÜ!..  2017-10-02 0 636 
62 .ŞAİR MUZAFFER’le ARKADAŞLIK..  2017-09-26 0 614 
63 .NAZIM HİKMET’in RAİF AĞASI..  2017-09-18 0 620 
64 .ŞAİR MUZAFFER’e VEF BORCU..  2017-09-11 0 833 
65 . AKLIN ve BİLİMİN GÜCÜ..  2017-09-04 0 623 
66 .30 AĞUSTOS ZAFERİ   2017-08-29 0 660 
67 .KURTULUŞ SAVAŞINDA-2 MUSTAFA KEMAL İLE KARŞILAŞMA  2017-08-23 0 624 
68 .KURTULUŞ SAVAŞINDA-1 YEDİ GÜN YEDİ GECE ÇARPIŞTIK..  2017-08-20 0 667 
69 .ÇÜRÜK ELMA  2017-08-14 0 814 
70 .ÇAYCUMA PLAJI..  2017-08-06 0 682 
71 .NASIL BİR EĞİTİM?  2017-07-31 0 643 
72 .Göreve dönme umudu..  2017-07-25 0 748 
73 .15 TEMMUZ ANMASI..  2017-07-18 0 618 
74 .Hak hukuk adalet!..  2017-07-10 0 674 
75 .MUZAFFER TAYYİP 95 YAŞINDA  2017-07-01 0 719 
76 .EMEĞİN DEĞERİ  2017-06-30 0 650 
77 .ADALET YÜRÜYÜŞÜ  2017-06-20 0 710 
78 .FİLYOS ÇAYI’NA BAKARKEN  2017-06-05 0 805 
79 .KENTİN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKMAK  2017-05-30 0 759 
80 .KENTİN ORTAK AKLI  2017-05-22 0 704 
81 .Zihniyet Meselesi..  2017-05-16 0 781 
82 .ÇAYCUMA’DA BULUŞMA..  2017-05-08 0 923 
83 .ÇAYCUMA BULUŞMASI  2017-05-04 0 725 
84 .HALKOYLAMASI SONUÇLARI   2017-04-24 0 928 
85 .SAĞDUYU ZAMANI  2017-04-18 0 720 
86 .Yurttaşlık Görevi  2017-04-10 0 841 
87 .Ah, Hasan Ataman!..  2017-04-03 0 979 
88 .DÜZENE UYGUN KAFALAR!..  2017-03-27 0 1014 
89 .KARANLIĞIN GÖZLERİ  2017-03-20 0 929 
90 . ÇAYCUMA’DA NELER OLUYOR?  2017-03-13 0 1022 
91 .BİR DOST SELAMI..  2017-02-27 0 1248 
92 .Çocuklar NUTUK okuyor..  2017-02-19 0 1165 
93 .Eti için bülbül öldürmek!..  2017-02-13 0 1340 
94 .Delüğe Gireyruk!..  2017-02-06 0 1057 
95 .NELER YAPMADIK PARTİMİZ İÇİN?..  2017-01-30 0 894 
96 .SABAH OLURSA..  2017-01-23 0 967 
97 .TARZAN ZOR DURUMDA!..  2017-01-16 0 951 
98 .Çaycuma’da Kış Geceleri  2017-01-09 0 917 
99 .KANLI SABAH...  2017-01-01 0 981 
100 .Çaycuma Birlik ve Dayanışma Gecesi   2016-12-26 0 1001 
101 .HASAD’la komünizm propagandası!..  2016-12-19 0 1083 
102 .KENTİN ÖNÜNÜ AÇMAK  2016-12-12 0 896 
103 .NE HALDEYİZ? O HALDEYİZ!..  2016-12-07 0 1016 
104 .MADEN MÜZESİ  2016-11-28 0 1030 
105 .CHP’DEN BEKLENEN  2016-11-21 0 1064 
106 .Ankara’da Çaycuma Derneği  2016-11-14 0 1133 
107 .DÜNYA ÖNDERİ ATATÜRK  2016-11-09 0 1046 
108 .ATATÜRK IŞIĞINDA   2016-11-07 0 1037 
109 .ULUSAL BAYRAM..  2016-10-24 0 1193 
110 . KENTİN YERİ DAR..   2016-10-18 0 1124 
111 .Güzel ülkem nereye?  2016-10-10 0 1599 
112 .Önce Annelerini Vur..  2016-09-26 0 1163 
113 .OKULLAR AÇILIRKEN  2016-09-19 0 1167 
114 .12 EYLÜL DÜŞÜNCELERİ  2016-09-13 0 1039 
115 .“Yüzüm Bana Benzer”  2016-09-05 0 1058 
116 .Bir düğün..Bir cenaze..  2016-08-23 0 1383 
117 .Ağrı Eşiği  2016-08-07 0 1270 
118 .Suç Ortakları!..  2016-08-02 0 1206 
119 .Yaşadıklarımdan öğrendiğim..  2016-07-25 0 1338 
120 .Bizi şair yaptı Zonguldak..  2016-07-03 0 1435 
121 .DİN İLE DÜNYA İŞLERİ..  2016-06-13 0 1264 
122 .Bir Din Bilgisi Sınavı  2016-05-23 0 1263 
123 .19 Mayıs 1919 Ruhu  2016-05-16 0 1190 
124 .Çaycuma forumu..  2016-05-09 0 1184 
125 .Atatürk düşmanlığının kaynağı  2016-05-02 0 1353 
126 .Yaşa Atatürk, Yaşa 23 Nisan!..  2016-04-18 0 1343 
127 .Çıkmaz Sokak  2016-03-28 0 1396 
128 . Atatürk’e yazılan mektup..   2016-03-22 0 1414 
129 .NERDE KALMIŞTIK DİYECEKTİM!..  2016-03-14 0 1307 
130 .Adımız, andımızdır..  2016-02-29 0 1285 
131 .BİR SÜRELİĞİNE YOKUM!..   2016-02-07 0 1441 
132 .BİZ KİMİZ, BİLİYOR MUSUNUZ?  2016-01-11 0 1366 
133 .BAŞARDINIZ SAYIN MÜDÜR!..  2016-01-05 0 1423 
134 .CHP KENDİNİ TOPLAMALI..  2015-12-30 0 1355 
135 .EKMEKLE GÜREŞMEK   2015-12-13 0 1397 
136 .Öğretmen: Canpolat Pamay /Öğrenci: Mehmet Haberal  2015-11-23 0 1612 
137 .ÇAĞLARIN ÖNDERİ ATATÜRK  2015-11-18 0 1335 
138 .Atatürk’ten Laiklik Dersleri  2015-11-09 0 1478 
139 .Kazanan, kaybeden!..  2015-11-03 0 1458 
140 .“Aydın kişi” neyi nasıl yapmalı?  2015-10-27 0 1507 
141 .Bu meydan kanlı meydan!  2015-10-14 0 1462 
142 .KİTAPLARI YAKMAK.. (KISA KISA ANIMSAMA-2)  2015-10-04 0 1701 
143 .ATATÜRK’ü BİLMEMEK..  2015-09-24 0 2367 
144 .YÜREĞİMİZDEKİ YANGIN..  2015-09-07 0 1536 
145 .Mustafa Kemal ve İsmet İnönü ile..   2015-09-02 0 1545 
146 .Yedi sıra tel örgü..  2015-08-27 0 1467 
147 .AŞK ENGELLİ   2015-08-12 0 1432 
148 .Kent kültürünü korumak  2015-07-28 0 1486 
149 .Yollar ayarsızsa toprak kayar, taş düşer!..   2015-07-22 0 1462 
150 .Kentin geleceğine bakmak  2015-07-15 0 1526 
151 .Bu yatak niye burada?  2015-07-10 0 1518 
152 .Öldükten Sonra  2015-07-03 0 1581 
153 .Kandilli’de “kömür kokulu gün”  2015-06-18 0 1487 
154 .Bu Türkiye kitaba uymuyor!..  2015-06-13 0 1543 
155 .Ben bu sazı çala çala yoruldum!..  2015-06-04 0 1703 
156 .Devrek köylerinden sesler geliyor..  2015-05-27 0 1751 
157 .Bir Pazar Günüydü..  2015-05-20 0 1604 
158 .CHP neler yapacak?  2015-04-28 0 1663 
159 .CHP’nin şansı nedir?  2015-04-14 0 1666 
160 .“Dev Proje” ne oldu?   2015-04-08 0 2552 
161 .Emekli başkenti!..  2015-03-24 0 1545 
162 .CHP’de kontenjan açmazı!..  2015-03-17 0 1574 
163 .Sandıktan umut çıktı!..  2015-03-12 0 1587 
164 .Okurlar Söyleşiyor  2015-02-22 0 1790 
165 . Kent için toplumsal eğitim..  2015-02-11 0 1510 
166 .Filyos Vadisi Belediyeleri Birliği  2015-02-03 0 1915 
167 .Baston kenti, kültür penceresi!..   2013-05-30 0 3637 
168 .Mektubun Avucumda..   2013-05-06 0 3411 
169 .Çankaya   2013-04-16 0 2615 
170 .Mustafa Kemal’den kurtulmak!..  2013-04-04 0 2689 
171 .Madenci protestosu!..  2013-03-13 0 3119 
172 .Güneşi Görememek!..  2013-03-04 0 2365