Nurettin Saraçlı 
nurettinsaracli@hotmail.com 

Hey gidi Herkime hey!..

Hey gidi Herkime hey!..

Herkime; Gökçebey’e 12 km uzaklıkta dört tarafı dağlarla çevrili, yeşilin bütün tonlarının bulunduğu cennet köşelerimizden biridir. Bu yazımda sizi, 1940’lı yıllardan itibaren Herkime’de bir yolculuğa çıkarmak istiyorum.

1940’lı yıllar:Yani İkinci Dünya Savaşı yılları. Milli Koruma Kanunu ile o kuşağın mükellef dönemi dedikleri, “ocak”larda zorunlu çalışma yükümlülüğünün yaşandığı yıllar. Bütün yöremiz insanı gibi Herkime insanı da mükellefiyetlikten nasibini almış. Bu yıllar yokluk, yoksunluk yılları. Ormandaki taşlardan, kayalardan yosun toplanıp bez parçalarının arasına konularak, yatak yapılıyor üzerine yatıp uyumak üzere! Akabinde tahıl mahsullerinin sapları konuyor bez parçalarının arasına. Öyle ki vücudun muhtelif yerlerinden yosun yataklardan çıkan keneler çıkarılıyor! Kenelerin bu kadar acımasız olmadığı yıllar; yani öldürmüyor bu yıllarda olduğu gibi.

1950’li yıllar:Tek sınıflı ilkokulda eğitim öğretim yapılan yıllar. Köy mezarlığının yanına yapılan bir okul(Her ne hikmetse köylerde okullar da hep böyle mezarlık yanlarına yapılmış).
Okul, iki sınıflı ama sınıfın biri sanat eğitimi için ayrılmış; ağaç işleri ve demircilik. Ormanda her türlü ağaç var; lakin alet yok. Anlayacağınız ne alet işliyor ne de el övünüyor. Okulda “el” becerisi kazanıyor, alışıyor ufak tefek ev, tarım araç gereçleri yapmaya Herkimeli. El beyni geliştiriyor, beyin de eli…

Evler ahşap olduğundan yeterli ısınma sağlanamıyor. Soba mı soruyorsunuz? Öyle soba falan yok. Ocak başlarında kuru yerlerde oturularak “çotuk” ateşinde ısınılıyor. Ocak, sabahlara kadar yanıyor çıtır çıtır(!) odayı ısıtmak üzere… Durumu iyi olanlar hayvan derilerine oturabiliyor. Ahşap evlerin duvarlarından o soğuk kış aylarında nasıl soğuk girdiğini, iliklere kadar nasıl da titrendiğini o evlerde yaşayanlar çok iyi hatırlarlar.

1960’lı yıllar:Yokluğun kahredici hüznü devam ediyor. Ahşap evlerde camlı pencere yok. Top adı altında delik var; bez parçası bulunabilirse, soğuk gelmesin diye bezle kapatılan “top”lar. Geçmiş yıllarda, “el”in beceri kazanmasının etkileri bu yıllarda görülüyor. “Sedir” denilen oturma yerleri yapılmaya başlanıyor ağaç evlerinin odalarına; ardından ağaç sandalyeler…

1970’li yıllar:Yok farkı önceki yıllardan. Çetin doğa koşullarında, damdaki hayvanlarıyla yaşama mücadelesi veren kapalı bir tarım toplumu. Ne bulursa onu yiyor. Kara lahana (mancar), mısır, goöce çorbası (Onu da bulabilirse)... Şehirle pek tanışmamış köylü. Erkekler maden ocağı, kadınlar da ancak doktor vesilesiyle şehri görüyor; şehri görmeyen onlarca kadın var. Dünyaları yaşadıkları yer kadar. Köy, “ormancı” ve öğretmenden başka devlet temsilcisini görmemiş. Bu yıllar, ülkemizde siyasi atmosferin de gergin olduğu yıllardır. Öğretmenlerin kış ortasında çalıştığı illerden, uzak illere sürgüne gönderildikleri; ancak her düdük çalışında “hazır ol”a geçmeyen, yaşadığı toprakları ve insanını seven idealist öğretmenlerin görev yaptığı yıllar. Herkime de o yıllarda Devrek’in en uzak ve mahrum köyü. Yol yok, araba yok, elektrik yok. Su ise evlere, “sulacı” denilen yay şeklindeki bir sopanın iki ucuna takılan bakır kaplarla, omuzda, “buvar”dan taşınıyor. Herkime, böyle ilkel koşullarda yaşanan bir dağ köyü işte! “Uslu” durmayan, köylülere elini yetkinleştirmesini öğreten öğretmenlerin “doğal” olarak sürgüne gönderildikleri köy! Kaldı ki, o dönemin öğretmenleri yaşadığı, beslendiği coğrafyaya ve insanlarına vefa borcunu ödemeye çalışan, insanını seven halkçı öğretmenlerdir. Bu öğretmenlerin özverili çalışmaları ileriki yıllarda meyvesini veriyor köyümüzde de.

1980’li yıllar:Değişimin başladığı yıllar. 1985 yılında elektrik geliyor köye. Ocakta yanan “çotuğun” çıkardığı alevlerin ve gaz lambasının ışığına veda ediliyor. Elektrik demek; aydınlık demek “aydınlanma” demek. Yavaş yavaş dünyada olup bitenlerden televizyon sayesinde görsel olarak haberi oluyor Herkimelilerin de. Emekli Maden Başçavuşu Hidayet Güler’in girişimleri ve Rıfat Hayri Sin adındaki işadamının büyük katkılarıyla birlikte halkın işgücü, maddi- manevi desteğiyle köye bir de ortaokul yapılmaz mı? Bu okul için Hidayet Güler “o zaman Devrek’in 87 köyünde yapılan ikinci ortaokul” demişti. Bu okul köyde büyük bir heyecan ve umut yaratıyor. Ve 1986 - 1987 eğitim- öğretim yılında açılıyor. Artık köyde şeytanın bacağının kırıldığı değişim dönemi başlıyor. İlkokulu bitiren çocuklar ortaokula başlıyor. Öyle, “kızlar okula gitmez” gibi bir sorun da yaşanmıyor hani. Ortaokulu bitiren gençler, Gökçebey’de ya da başka yerlerde liseye gitmeye başlıyor kızlı – erkekli. Her şey bir zincirin halkaları gibi nasıl da birbirine bağlı. Ortaokulu bitiren çocuklar 90’ların başlarında liseye başlıyor. Böylece ilçemizle iletişim artıyor, ardından yolların yapımı - bakımı ve köylünün dışarıya açılma heyecanı… Bu yıllarda köye bir futbol sahası bile yapılıyor ve öyle ki köyler arası çok ciddi futbol müsabakaları düzenleniyor. Gelişmeye, yeniliğe susamış köylümüz 80’li yıllardaki birçok gelişmede katkısı olan Hidayet Güler’i 1989 yerel seçimlerinde muhtarlığa taşımıştır.

1990’lı yıllar:Bu yıllar değişimin, gelişmenin büyük bir ivme kazandığı yıllar. Köyün bozuk, toprak bir yolu var; yağmur yağdığında ve kışın araba çıkmıyor. Zaten doğru düzgün araba da yok! Bu yılların başlarında Gökçebey’den köyümüze yeni bir yol açılıyor. Bu yola ilk asfalt 95-96 yıllarında dökülüyor. Ulaşım! Ulaşım! Ulaşım! Ulaşım medeniyet demek, ilerleme demek. Az mı yürüdük Gökçebey’den köye kadar o çamurlu ve karlı yollardan!

Gerçekleşmesi hayal gibi olan şey 1995 yılında gerçekleşiyor. Köyde yapılan referandum sonucu belediye kuruluyor; Hacımusa Belediyesi! Yeni yol yapımında büyük katkısı ve emeği olan İsmet Kurtoğlu ilk Belde Belediye Başkanı seçiliyor. Çamurlu yoldan bıkmış olan halkın bu bıkkınlığını gidermek için önce köy içini ara sokaklarına kadar çamurdan kurtarıyor belediye. Yani çamura inat, çamurdan intikam alırcasına her taraf parkeleniyor…

Ancak bu yıllar ülkemizde olduğu gibi köyümüzde de işsizliğin başladığı yıllar oluyor. Ve köylü ilk kez göç olgusuyla karşılaşıyor. Toprağın işlenmesi, orman işçiliği ve Zonguldak maden ocakları yetmez oluyor. Gençlerimiz yurdumuzun değişik illerine, en çok da baba mesleği “ocakçılığı” yapmak üzere ayrılıyorlar doğup büyüdüğü topraklardan…

Yokluğun acısı hala akıllardan, yüreklerden çıkmış değil. Kerpiç fırınlarda yapılan elma, erik kuruları ahşap evlerin çatılarında, bacaların kenarlarında, geme ve sıçan pislikleri arasında, ne olur ne olmaz diye bekletilmekte hoşaf yapılmak üzere… Sonraları o kerpiç fırınlar ahşap evlerin yanıbaşlarından bir bir yok oldular; kim bilir belki de yoksulluğu, sefaleti hatırlatmasın diye.

Yine köye telefon da 92-93 yıllarında geliyor.

2000’li yıllar:1970’lerde traktörle bile çıkılamayan, kuş uçmaz kervan geçmez denilen Herkime’nin yolları artık asfaltlanmış, mahalle araları bile parke taşıyla döşenmiş, evlere şebeke suyu verilmiş, köye yarı kapalı çok amaçlı bir salon yapılmış, perşembe günleri mahalle ortasına “pazar yeri” kurulmaya başlanmıştır. Artık Herkime tipik bir Anadolu beldesi görünümündedir ve yaşanılası bir yerdir. Ancak birçok küçük yerleşim yerinde olduğu gibi yaşayacak insan kalmamış; işsizlik, geçim sıkıntısı beldeyi boşaltmıştır. Tarım, “rençberlik” tamamen bitmiş, beldede, gücünden yararlanılan büyükbaş hayvan sayısı bir elin parmaklarıyla gösterilecek kadar azalmıştır. Ahşap ev sayısında müthiş bir azalma olmuştur. Ahşap evde oturan aile sayısı yok denecek kadar azalmıştır.

Bugün Herkimeliler serbest meslek, çeşitli alanlarda işçilik ve esnaflık yanında ülkemizin değişik illerinde doktor, mühendis, mimar, öğretmen, din görevlisi polis, hemşire vb. meslek sahibi olarak görev yapıp yaşamını sürdürmektedirler. Gökçebey’de bile hatırı sayılır derecede işçi, serbest meslek sahibi, esnaf, memur ve de emekli Herkimeli var. Yani o idealist, işini doğru yapan, “uslu” durmayan öğretmenlerin çabaları meyvelerini vermiştir.

Herkime; eşsiz doğa güzelliği, orman içi piknik yerleri, misafirperver, kendisiyle barışık güler yüzlü insanlarıyla insana huzur veren şirin bir yerdir. Beldede sanayinin kurulmaması işsizliğe sebep olmuşsa da bu durum bol oksijenli, tertemiz bir doğanın varlık nedeni olmuştur. Gece gökyüzünü izlediğinizde Ay, yıldızlar; bütün gökkubbe o muhteşem parlaklığıyla sizi büyüleyecektir.

Herkimelilerin bir siteleri bile var; sımsıcak, sevgi dolu. Yöneticisi aydın, yenilikçi bir köy imamı; oralı. Öyle site dediysem, konut falan değil! İletişim sitesi! Herkime Org.

Ülkemizde, hiç tanımadığı insanlara bile “hoş geldiyiz, nasılsıyız, n’apıyasuyuz” diye hal hatır soran ve “bize de gelvey, bize de otuma geliy, hadi buyur eve çıkalım” diye evine davet eden kaç köy, kaç köylü kalmıştır Allah aşkına? İşte Herkime böyle bir yer dostlar...
Buluşmak umuduyla.

Facebook'ta Paylaş...


Okunma Sayisi : 7509
Yazılma Tarihi : 2008-10-28
 
  İstatistik
  Dün : 1886
  Bugün : 1551
  Toplam: 4567897
   Online :

  92 konuk,

 
Tefen67.com

<< Yazara Geri Dön <<

Yorumlar

ramazan YİĞİT 2013-05-13:

gerçekten herime köyü kışın kar örtüsü ile ilkbaharda yeşilliğiyle çok güzel orayı özlüyor insan


Ramazan YİĞİT 2013-05-10:

s.a. bende 19881992 yıllarında görev yapmıştım köyde, ilkbaharda yeşilliği kışında kar örtüsü çok güzeldi herkimenin. yinede güzelliğinden hemen hemen yer yıl ziyaret ediyorum bu köyü slm


Ramazan YİĞİT 2013-05-10:

s,a. bende 19881992 yıllarında köyünüzde görev yaptım ilk yıllar ulaşım zor olsa da yinede güzeldi doğa olarak ilkbaharda yeşillik kışın da beyaz örtüsü çok güzeldi, mümkün olduğunca her yıl köyünüze gelmeye çalışıyorum dört tarafındaki dağlara bakmaktan mutluluk duyuryorum.sml


ÖZHANZÖZSARAÇ 2013-05-02:

Yazıyı okurken sanki ikimiz oturmuşuz da sen anlatıyor, bende dinliyor gibiydim. Ta ki ne zaman son noktayı koydun hocam, veda ediyormuş gibi içim hüzünle doldu. Kalemine, yüreğine sağlık hocam....


MEHMET ALİ KULAT 2013-03-13:

Benimde 1992 yılında yaklaşık 1 yıl yedek subay öğretmen olarak görev yaptığım HERKİME beldesi ruh dünyamda ciddi izler bıraktı. Yıllar içinde unutamadığım sıcak ve samimi insanları ve bir kısmıyla halen görüştüğüm o günün öğrencisi bu günün yetişkini ciddi dostluklarım oldu. Şahsen Ankaranın bualtıcı ve stres dolu siyasi ve sosyal ortamında en çok özlediğim cennetasa bir yerdi HERKİME... Nurettin hocamın şahsında tüm dostlara selamlar...


TEVFİK SARAC 2013-01-18:

AĞZINIZA SAĞLIK HOCAM COK GÜZEL OLMUŞ ESKİ GÜNLERİMİZİ HATIRLATTI


muhammet ecit saracbasi 2012-11-26:

Emegine saglik,Hocam ...


Gülden Işık 2011-05-18:

hala gidip ,herkime evlerinin fotosunu çekip videosunu hazırlacam...;((


RAMAZAN KERTER 2010-05-25:

İnsan memlektini ancak bu kadar güzel anlatabilir.Tebrikler Nurettin Öğretmenim'e!Sayılarımla...


hamit ertaş 2010-03-30:

selamün aleyküm herkese, ben asker arkadaşım metin saraçlıyı arıyorum 1974 doğumlu tekirdağda yaptık askerliğimizi beraber. metini gören veya numarasını bilen varsa allah rızası için bana bu nodan çağrı atsın 0532 225 23 39 msn hamitertas2009@hotmail.com allahıma emanet olun sağlıcakla kalın


barış tuzcuoglu 2010-01-31:

slm millet nasılsınız ben iyim nasip orsa 1 ay sonra ordayım kendinize bakın barış tuzcuoğlu aliusta köyü soğuksu mahhlesi no.1


abdullah şensoy 2009-12-20:

BENDE O KÖYDE 87-90 YILLARINDA ÖĞRETMEN OLARAK ÇALIŞTİM RIFAT HAYRİ SİN ORTA OKULUNADA BAZI DERSLERE GİRDİM Bİ ANIMI PAYLAŞMAK İSTİYOM YATILI SINAV EVRAKLARI EKSİK GELMİŞTİ HERKES ALMAK İSTİYODU MUZAFFER SARAÇBAŞI ÖĞRETMENİM BEN MUHAKKAT ALMALIYIM DEDİ BENDE OĞLUM KURA ÇEKECEM DEDİM O YİNE İNATLA İSTİYODU BENDE ONA Bİ KIYAK YAPIP DOLU KAĞIDI PARMAĞIMIN ARASINA SIKIŞTIRAAM DEDİM SEN ONU ÇEK DEDİM ODA ÇEKTİ YILLARSONRA Bİ TEŞEKKÜR BEN MADEN MÜHENDİSİ OLDUM DEDİ SEVİNDİM ORADİKÖYLÜLEREVE ÖĞRETMENLERE SELAMLAR


Nurettin SARAÇLI 2009-12-08:

Ülkemizdeki 12 Eylüllü yılarda, köyümüzde görev yapan ve yıllar içinde ve sonra köy ve köylümüzle iletişimini koparmayan Nevzat Öğretmenimize saygı ve selamlarımı sunarım.Halkçı öğretmenlerimizle iletişim içinde olmak, iyi haberlerini almak ne güzel...


Nevzat KARAKUZ 2009-11-27:

Merhaba Nurettin Bey, Elinize sağlık.Herkime'den sizin sayenizde haberleri daha iyi alacağım.Biraz önce Hidayet Güler ile bayramlaşınca bu siteden bahsetti.Hemen girdim. Önce ben 1979-1983 yıllarında köyünüzde çalışmış Çanakkaleli bir öğretmenim. Herkime'yi çok horlamışsın demek istemiyorum.Ancak 70 yıllarda geri bırakılmış göstermişsin.Köyünüz çok güzel bir köy. O zamanlarda da çok güzeldi. Benim en güzel yıllarım o köyde geçti.Uzun yyıllar da haberleştim. Şimdi de bazı kşilerle haberleşiyorum. Kısacası "O" köy gözümde tütüyor.Geleceğim.İnşallah bu yaz orada olacağım. Bu köşeden de sizlere sık sık yazacağım.Muhammet KARA benim öğrencim. Sizi çıkaramadım. Tüm köy halkına selamlar.Kurban bayramınız kutlı olsun


KARAELMAS67 2008-12-18:

YÜREĞİNE SAGLIK NURETTİN HOCAM


erol kahveci 2008-12-18:

herkimeyi tanıtacak bşeyler yapılmış yine zavallı benim köylerime hiçte bişey yapan yok yahu yani duhancılar köyüne.ellerinize sağlık sayenizde gökçebeyde tanınır hale gelmiş sizlere başarılar


nuray tutkun 2008-11-12:

bir köy bukadar güzel mi anlatılır hocama tesekkür ediyorum birkez daha herkimeli olmaktan gurur duydum tesekkürler


sinan saraçlı 2008-11-10:

ellerine ,yüreğine ve köy sevgine sağlık abi beni ve ailemi oyıllara götürdün şimdiki geçliğin bunları okuyup algılamaya ve hayallerinde canlandırarak ders almaya ihtiyaçları var. senden daha nice güzel yazılar okumak dileğiyle.....


SEMRA 2008-11-10:

1940''lı yıllardan 2008 yılına kadarki olan değişim ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi...Yüreğine sağlık Nurettin Hocam!..Yazılarınızın devamını bekliyoruz...


Siyami NADUL 2008-11-02:

ağzına , diline sağlık nurettin hocam.Ne de güzel anlatmışsın Herkimemizi.Selam olsun tüm Herkimelilere.


SEZAİ KURTOĞLU 2008-10-31:

Yüreğine, kalemine sağlık Can Dostum… Bu güzel yazıyı okurken o yıllara (70’li yıllar ) dönüp baktım da yokluk vardı ama yoksulluk pek yoktu. Paylaşım daha çoktu. Yani teknoloji ile birlikte Herkime’yi saran acımasız kapitalizmin yan ürünleri yoktu ve insanlar daha MUTLUydu.


Gülden Işık 2008-10-30:

Zonguldak'lıyız sözde..hala adımımızı atamadık oralara..!!en kısa zamanda inşallah..nasılsa komşumuz da o köydenmiş meğer..davet aldık ;))


Naci GİDEROĞLU 2008-10-28:

Yüreğinize sağlık Hocam,zevkle ve birokadarda hüzünle gözlerim dolu dolu okudum,Teşekkürler bu mükemmel yazınız için


Bu Yazıya Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama  
   
 
Tüm Yazılar Tarih Yorumlar Hit
1 .Herkime Yemekleri ya da Herkime Mutfağında Neler Var?.  2016-03-12 0 6564 
2 .Saman Yokmuş mu Gıymatlım   2012-09-11 3 4449 
3 .SÜTTOZUNDAN “KOLA”YA  2012-03-01 1 2819 
4 .Argonun Önlenemez Yükselişi  2010-12-07 3 2854 
5 .Çorap Ören Erkekler  2010-03-12 2 3750 
6 .Ekim ayı ekin ayı   2009-10-30 4 2061 
7 .Kara tren gelmez m’ola?  2009-09-13 0 2907 
8 .Öküzüm Ölmeseydi de (Anı-Öykü)  2009-02-21 0 2766 
9 .Mola Vermek  2009-01-01 1 2412 
10 . ‘Gara’ Kamil ve Düşündürdükleri  2008-12-19 3 3173 
11 .Ağ gadunum! (3)  2008-11-30 1 2529 
12 . Ağ gadunum! (2)  2008-11-14 2 2710 
13 .Atatürk’ten Bir Anı  2008-11-09 1 2477 
14 . Ağ gadunum! (1)  2008-11-04 3 2737 
15 .Hey gidi Herkime hey!..  2008-10-28 23 7509 
16 .Yazmak Üstüne  2008-10-21 3 2661 
17 .PANDORANIN KUTUSU  2008-10-09 4 2596