Hamit Kalyoncu 
kalyoncuhamit@hotmail.com 

Önce Annelerini Vur..

Kitabın adı irkiltiyor insanı, hoplatıyor yerinden. “Bu ne yahu!” diyorsunuz. Sonra da  “Önce annelerini vur” söyleminin, romanın neresinde, hangi ortamda geçtiğini bilmediğiniz için dikkatli bir okuma eylemine giriyorsunuz. Sayfaları çevirdikçe, Birinci Dünya Savaşı yıllarının, 16.Temmuz.1916’ sında  Ruslar’ın Tonya yöresini  işgaline karşı direnen bir avuç yiğit insanın, büyük bir özveri ile; evlerini, ailelerini, topraklarını, hayvanlarını, otlaklarını, dağlarını, aile, eş ve çocuklarını, velhasıl  korunmasını namustan saydıkları  bütün değerlerini savunmak için girdikleri kahramanca bir mücadeleyi  okumağa, yaşamağa başlıyorsunuz.
Gezdim, gördüm, okudum, dinledim; Beynimin içine yerleştirdim size anlatabilmek için.” Bu cümleler Hasan Kalyoncu’nun romanını oluşturmak için uzun süren bir hazırlık dönemi yaşadığını işaret ediyor. Aynı zamanda dinlenilen, öğrenilen,  yakınlarından derlenen, kaynaklardan araştırılan bir çok gerçek hikayenin, bir roman boyutunda ustaca kurgulandığını gösteriyor.
Kadimden beri yaşadığımız topraklar Rus ordularınca işgal edildi; direndik.”. “Açtık, yoksulduk, çıplaktık; ama direndik. Sonra yenik düştük, boynumuz büküldü, ölüm korkusu sardı her yeri. Topraklarımızdan olduk. Sürgün diyarlarda özlemin ateşi içinde kıvrandık. Açlık bizim içindi, yokluk bizim için, salgınlar bizim içindi, ölümler bizim için..”
Giden geri gelmiyordu. Üç kardeş de vedalaşıp gitmişlerdi akranları gibi”. “Yemen’de, Kanal’da, Irak’ta, Suriye’de, Çanakkale’de.. askere alınıp yedi yıl haber alınamıyanların ya da hiç dönmiyenlerin yeğenleri, kardeşleriydi onlar..”
*****
Yüzyıl önceki Rus işgalinde, Çeteciler’in korkusuz, dirençli mücadelesi  yetmemişti. Bunun sonrasında zorunlu bir göç başlar. Karadeniz’de yaşanan bu göç olgusunun yürek burkan, okurken de insanın içini acıtan, yüreğini yakan olaylar zinciri içinde yaşananların hikayesi anlatılıyor romanda. Yazar Kalyoncu bunları, “Savaşın gaddarlığı, acımasızlığı, sürgünler, göçler, salgınlar, açlık.. Ölüm, korku, acı, gözyaşı, kin, nefret; heyecan, coşku, sevda, sevinç, umut..”  sözcükleriyle adlandırıyor. Bunlara sizden olup da düşmana sizi ihbar eden “muhbirleri” de katmamız gerekiyor. Yazar, sözcüklerle ifade ettiği bu kavramların içinde, her biri bir başka hikaye konusu olabilecek zenginlikteki yaşananları, belli bir tarihsel süreç içinde ele alıp işlemiş ve Karadeniz kıyısındaki vatan savunması için yapılan yiğitçe savaşı, ardından gelen zorunlu  göçü kaleme alarak önümüze koymuş.
Yazar Kalyoncu, Sunu bölümündeki ilk cümlesinde: “Anı mı, roman mı, yoksa tarih mi? Belki hepsi birden..” diyor. Bana göre; yaşanmış olayları araştırarak, soruşturarak, hatta imbikten süzerek  anlatan ve tarihi gerçeklere de dayanan bu  romanın, diğer örneklere de bakılarak “belgesel roman” türü içinde değerlendirilmesi  düşünülebilir. Kitap, iyi bir senaristin eline geçse hem ilgi çeken bir dizi, hem de iyi bir film çıkabilir ortaya düşüncesinde olduğumu da belirtmeliyim.
Bilindiği gibi roman türü gibi uzun soluklu kitaplar yazan pek çıkmadı doğu-karadeniz bölgesinde. Bu durum, yöre insanının aceleci ve hareketli bir yaşam biçimine sahip oluşuna da bağlanabilir. Duymadığımız, unuttuğumuz varsa şimdiden özürümüzü belirtelim. Hasan Kalyoncu ise, bu çemberi kıran bir ilk midir, ilklerden biri midir orasını şimdilik bilemiyorum.
*****
Baba” demişti. “Ağabeyim yok, kardeşim yok. Ben de gidiyorum..” demişti. “Tek başınasın..Gelinlerin ve torunların sana emanet. Urus girerse köyümüze, namusumuza, canımıza saldırısa önce annelerini vur, sonra da çocukları.. Önce annelerini vur ki, çocuklarının ölümünü görmesinler, anneler dayanamaz!..”.Yaralandığı içinhava değişimi sonrası tekrar askere giderken  oğlu, babasına, her an düşman tehdidi altındaki köyü, ailesi ve çocukları için böyle diyor son sözleri olarak..İnsanın kanını donduruyor bu cümleler.   Ama, vatan toprağı namustur, düşmana bırakılamaz.  Aile, eş ve çocuklar da aynı kutsal değer içindedir, asla düşmana bırakılmamalıdır..
Ruslar işgal ettikleri Tonya’da iki yılı aşkın kalırlar. Bir gün bir Rus askeri, Karşular köyünde girdiği bir evden tüfek zoruyla eşya ve para almaya kalkar. O sırada 20 yaşlarında olan ev sahibi Fatma Altuntaş (Kundi Hala) ve arkadaşı Kocalı Kızı bu askerle dövüşmeye başlarlar. Rus askerini, elinden aldıkları tüfeğiyle öldürürler. Anlatımda üç-beş cümle, gerçek olayda tahminen 10-15 dakika süren bu kapışma/savaş, aslında korkusuz iki genç kadının bir “kahramanlık destanı”dır.
Kundi Teyze’nin hikayesini çok yıllar önce Fehmi Ağabey’im anlatmıştı bana. Sonra Tonyahaber Gazetesi’nde, Kundi’nin yıllar sonra videoya alınan anlatımını, kendi sesinden  dinlemiştim. Düşünebiliyor musunuz, evine saldıran tüfekli Rus askerine hiç korkmadan, gerilemeden, sinmeden kahramanca karşılık veriyor ve o sırada eve gelen arkadaşıyla birlikte askeri öldürüp dereye atıyorlar. Şanslarına o gece  patlayan büyük bir yağmur cesedi alıp uzaklara taşıyor ve izleri de yok ediyor.
Romanda çeteci savaşları dışında bu tür yiğitlikler hikaye edildiği gibi, çok dramatik olaylarla da karşılaşıyorsunuz. Savaş mağduru köylülerin göçleri  sırasında doğan 3-4 günlük ikiz çocuklarından birini besleyemediği, taşıyamadığı, koruyamadığı için, bir evin karşısındaki yol ağzına bırakmak zorunda kalan genç gelinin, dramını okurken de insanın yüreği yangın yerine dönüyor.
*****
Bir kitabın çoğu zaman ne anlattığı kadar, neyi, nasıl anlattığı da büyük önem taşır. Yazar Kalyoncu, kitabın hemen başlarında, şiirsel bir dil ve anlatım yakalamış. Bu  durum, roman boyunca  akıcı, anlaşılır, insanı yormayan, ilgiyi canlı tutan bir düzeyde sürüyor. Dil, bir anlatım, iletişim aracı olduğu kadar, var olan ve yaşanılan kültürün de taşıyıcısıdır. Yazar Kalyoncu’nun, olayların anlatımında yörede kullanılan sözcükleri ve yer adlarını kendi doğallığı içinde,  kültürel bir varlık olarak vermeyi de başardığı görülüyor.
Tonya’da Cumhuriyet değerlerine bağlı Atatürkçü   kimliğiyle tanınan Kalyoncu’nun bu romanı bir ilk. Belki ardı da gelebilir. Ama gazeteciliğini, köşe yazarlığını, özel çalışmalarını ayrı tutarsak;  “Her yönüyle Tonya-1989, Trabzon Tonya Ağzının Dilbilgisel Özellikleri ve Tonya Sözlüğü-2001, Bir Tutam Gülücük/Tonya Fıkraları-2010” daha önce yayınlanmış kitapları. Türkçeyi, düzgün ve rahat kullanımı da bir “kalem işçisi” olmasından kaynaklanıyor.
Bu roman için kitaplığınızda bir yer ayırmanız gerektiğini düşünüyorum. Bunu unutmayınız. Son cümleyi yazarın diliyle söyliyelim: Kızıl şafakların serin yeli umut oldu yüreğimizde yine / Yaşama isteğinden kopmadık her türlü zorluğa karşı..
 

Facebook'ta Paylaş...


Okunma Sayisi : 1163
Yazılma Tarihi : 2016-09-26
 
  İstatistik
  Dün : 1259
  Bugün : 724
  Toplam: 4836710
   Online :

  79 konuk,

 
Tefen67.com

<< Yazara Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Yazıya Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama  
   
 
Tüm Yazılar Tarih Yorumlar Hit
1 .M.ÇELİKEL LİSESİ’ne VEDA  2019-05-20 0 37 
2 .YIL 1995 MAYIS’IN ONDOKUZU   2019-05-13 0 97 
3 .ÇAYCUMA EĞİTİM KÜLTÜR ÖDÜLÜ  2019-05-06 0 63 
4 .ÇAYIRKÖY MAĞRASI ve BALAT DAĞI  2019-04-29 0 65 
5 .ŞAİRİ-ŞİİRİ SÎGAYA ÇEKMEK ..   2019-04-24 0 160 
6 .DEVLETİN GÖZÜ ÖNÜNDE..  2019-04-22 0 46 
7 .HEYECANLI SEÇİMLER..  2019-04-15 0 66 
8 .DEVREK…DEVREK..  2019-04-09 0 201 
9 .İŞTE MART’ın SONU  2019-03-26 0 127 
10 .TARİH OKUMANIZ GEREKLİ!..  2019-03-19 0 102 
11 .ZONGULDAK BAHARI  2019-03-11 0 142 
12 .ZOKEV KÜLTÜR ÖDÜLÜ  2019-03-04 0 131 
13 .GÜLERYÜZ’den: OTUZ GÜN  2019-02-24 0 128 
14 .TÖBDER’de TANZİM SATIŞI!..  2019-02-19 0 132 
15 .NASIL BİR KENT İSTİYORUZ?   2019-02-12 0 133 
16 .PEKİ, ÇARESİZ MİYİZ?  2019-01-29 0 179 
17 .DEVREK EMEK GÜNÜ  2019-01-04 0 191 
18 .BİR ŞAİRLER KENTİ ZONGULDAK  2018-12-03 0 296 
19 .MUSTAFA KEMAL’den KURTULMAK!  2018-11-26 0 198 
20 .ATATÜRK’ÜN MUHAFIZI   2018-11-09 0 328 
21 .POLİTİKA MI?/ ENTRİKA MI?  2018-11-05 0 351 
22 .CUMHURİYET AYDINI  2018-10-29 0 288 
23 .CHP’de GÜÇBİRLİĞİ ÇAĞRISI  2018-10-16 0 279 
24 .DANIŞMA-KAPIŞMA   2018-10-09 0 294 
25 .ÖNCE EĞİTİM  2018-09-24 0 438 
26 . “ANDIMIZ”la BAŞLARIZ SÖZE..  2018-09-18 0 285 
27 .ZONGULDAK KUŞATMADA  2018-07-22 0 1100 
28 .CHP’ye YAKIŞAN  2018-07-16 0 347 
29 .MUZAFFER TAYYİP’İ ANARKEN..  2018-07-02 0 428 
30 .HAYDİ ZONGULDAK!  2018-06-18 0 464 
31 .YÜCE MİLLETİME SESLENİYORUM!  2018-06-12 0 425 
32 .SEÇİM KAZANMAK…   2018-05-29 0 615 
33 .ÜLKEMİZİN ESENLİĞİ İÇİN..   2018-05-22 0 474 
34 .ÇAYCUMA GELECEĞE BAKIYOR  2018-05-07 0 500 
35 .NAZIM HİKMET ZONGULDAK’TA..  2018-05-01 0 502 
36 .ATATÜRK ve İNÖNÜ  2018-04-22 0 413 
37 .DOĞA KIYIMI ve TALANI  2018-04-09 0 524 
38 .TEFTİŞ - MÜFETTİŞ..  2018-04-02 0 404 
39 .ÖĞRETMEN PERFORMANSI  2018-03-26 0 514 
40 .ATATÜRKSÜZ OLMAZ  2018-03-19 0 536 
41 .MERAK EDİYORDUM  2018-03-12 0 585 
42 .FESTİVAL TEŞEKKÜRÜ..  2018-03-06 0 554 
43 .KENT KİMLİĞİNİ KORUMAK  2018-02-27 0 525 
44 .HALKEVİ KİTAPLIĞI  2018-02-19 0 581 
45 .DÜNYAYI ADIMLAMAK..   2018-02-09 0 607 
46 .AHŞAP TEKNELER DİYARI   2018-01-22 0 1024 
47 .MADEN DULLARI  2018-01-15 0 714 
48 .UMUTLU BAŞLAMAK..  2018-01-08 0 565 
49 .ESKİ YILBAŞI ANILARI..  2018-01-01 0 650 
50 .ÇİZGİLERLE YAKIN TARİH..  2017-12-25 0 533 
51 .PARAYLA GÜRÜLTÜ  2017-12-18 0 562 
52 .BİR YIL ÖNCE, BİR YIL SONRA..  2017-12-11 0 581 
53 .ÜSLÛB-ı BEYAN..  2017-12-04 0 573 
54 .ÖĞRETMEN-İDARECİ  2017-11-27 0 598 
55 .EREĞLİ’DE İNSAN SICAKLIĞI..  2017-11-22 0 685 
56 .KASIM DÜŞÜNCELERİ  2017-11-13 0 661 
57 .ATATÜRK YAŞIYOR, YAŞIYACAK!..   2017-10-27 0 632 
58 .ÇAYCUMA GÜZELDİ  2017-10-23 0 586 
59 . ŞAH İSMAİL ÖZKAN  2017-10-16 0 594 
60 .ÇAYCUMA’DAKİ RUMLAR..  2017-10-09 0 645 
61 .BİR MUTLULUK GÜNÜ!..  2017-10-02 0 636 
62 .ŞAİR MUZAFFER’le ARKADAŞLIK..  2017-09-26 0 614 
63 .NAZIM HİKMET’in RAİF AĞASI..  2017-09-18 0 620 
64 .ŞAİR MUZAFFER’e VEF BORCU..  2017-09-11 0 833 
65 . AKLIN ve BİLİMİN GÜCÜ..  2017-09-04 0 623 
66 .30 AĞUSTOS ZAFERİ   2017-08-29 0 660 
67 .KURTULUŞ SAVAŞINDA-2 MUSTAFA KEMAL İLE KARŞILAŞMA  2017-08-23 0 624 
68 .KURTULUŞ SAVAŞINDA-1 YEDİ GÜN YEDİ GECE ÇARPIŞTIK..  2017-08-20 0 667 
69 .ÇÜRÜK ELMA  2017-08-14 0 814 
70 .ÇAYCUMA PLAJI..  2017-08-06 0 682 
71 .NASIL BİR EĞİTİM?  2017-07-31 0 643 
72 .Göreve dönme umudu..  2017-07-25 0 748 
73 .15 TEMMUZ ANMASI..  2017-07-18 0 618 
74 .Hak hukuk adalet!..  2017-07-10 0 674 
75 .MUZAFFER TAYYİP 95 YAŞINDA  2017-07-01 0 719 
76 .EMEĞİN DEĞERİ  2017-06-30 0 650 
77 .ADALET YÜRÜYÜŞÜ  2017-06-20 0 711 
78 .FİLYOS ÇAYI’NA BAKARKEN  2017-06-05 0 805 
79 .KENTİN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKMAK  2017-05-30 0 759 
80 .KENTİN ORTAK AKLI  2017-05-22 0 704 
81 .Zihniyet Meselesi..  2017-05-16 0 781 
82 .ÇAYCUMA’DA BULUŞMA..  2017-05-08 0 923 
83 .ÇAYCUMA BULUŞMASI  2017-05-04 0 725 
84 .HALKOYLAMASI SONUÇLARI   2017-04-24 0 928 
85 .SAĞDUYU ZAMANI  2017-04-18 0 720 
86 .Yurttaşlık Görevi  2017-04-10 0 841 
87 .Ah, Hasan Ataman!..  2017-04-03 0 979 
88 .DÜZENE UYGUN KAFALAR!..  2017-03-27 0 1014 
89 .KARANLIĞIN GÖZLERİ  2017-03-20 0 929 
90 . ÇAYCUMA’DA NELER OLUYOR?  2017-03-13 0 1022 
91 .BİR DOST SELAMI..  2017-02-27 0 1248 
92 .Çocuklar NUTUK okuyor..  2017-02-19 0 1165 
93 .Eti için bülbül öldürmek!..  2017-02-13 0 1340 
94 .Delüğe Gireyruk!..  2017-02-06 0 1057 
95 .NELER YAPMADIK PARTİMİZ İÇİN?..  2017-01-30 0 894 
96 .SABAH OLURSA..  2017-01-23 0 967 
97 .TARZAN ZOR DURUMDA!..  2017-01-16 0 951 
98 .Çaycuma’da Kış Geceleri  2017-01-09 0 917 
99 .KANLI SABAH...  2017-01-01 0 981 
100 .Çaycuma Birlik ve Dayanışma Gecesi   2016-12-26 0 1001 
101 .HASAD’la komünizm propagandası!..  2016-12-19 0 1083 
102 .KENTİN ÖNÜNÜ AÇMAK  2016-12-12 0 896 
103 .NE HALDEYİZ? O HALDEYİZ!..  2016-12-07 0 1016 
104 .MADEN MÜZESİ  2016-11-28 0 1030 
105 .CHP’DEN BEKLENEN  2016-11-21 0 1064 
106 .Ankara’da Çaycuma Derneği  2016-11-14 0 1133 
107 .DÜNYA ÖNDERİ ATATÜRK  2016-11-09 0 1046 
108 .ATATÜRK IŞIĞINDA   2016-11-07 0 1037 
109 .ULUSAL BAYRAM..  2016-10-24 0 1193 
110 . KENTİN YERİ DAR..   2016-10-18 0 1124 
111 .Güzel ülkem nereye?  2016-10-10 0 1599 
112 .Önce Annelerini Vur..  2016-09-26 0 1163 
113 .OKULLAR AÇILIRKEN  2016-09-19 0 1167 
114 .12 EYLÜL DÜŞÜNCELERİ  2016-09-13 0 1039 
115 .“Yüzüm Bana Benzer”  2016-09-05 0 1058 
116 .Bir düğün..Bir cenaze..  2016-08-23 0 1383 
117 .Ağrı Eşiği  2016-08-07 0 1270 
118 .Suç Ortakları!..  2016-08-02 0 1206 
119 .Yaşadıklarımdan öğrendiğim..  2016-07-25 0 1338 
120 .Bizi şair yaptı Zonguldak..  2016-07-03 0 1435 
121 .DİN İLE DÜNYA İŞLERİ..  2016-06-13 0 1264 
122 .Bir Din Bilgisi Sınavı  2016-05-23 0 1263 
123 .19 Mayıs 1919 Ruhu  2016-05-16 0 1190 
124 .Çaycuma forumu..  2016-05-09 0 1184 
125 .Atatürk düşmanlığının kaynağı  2016-05-02 0 1353 
126 .Yaşa Atatürk, Yaşa 23 Nisan!..  2016-04-18 0 1343 
127 .Çıkmaz Sokak  2016-03-28 0 1396 
128 . Atatürk’e yazılan mektup..   2016-03-22 0 1414 
129 .NERDE KALMIŞTIK DİYECEKTİM!..  2016-03-14 0 1307 
130 .Adımız, andımızdır..  2016-02-29 0 1285 
131 .BİR SÜRELİĞİNE YOKUM!..   2016-02-07 0 1441 
132 .BİZ KİMİZ, BİLİYOR MUSUNUZ?  2016-01-11 0 1366 
133 .BAŞARDINIZ SAYIN MÜDÜR!..  2016-01-05 0 1423 
134 .CHP KENDİNİ TOPLAMALI..  2015-12-30 0 1355 
135 .EKMEKLE GÜREŞMEK   2015-12-13 0 1397 
136 .Öğretmen: Canpolat Pamay /Öğrenci: Mehmet Haberal  2015-11-23 0 1612 
137 .ÇAĞLARIN ÖNDERİ ATATÜRK  2015-11-18 0 1335 
138 .Atatürk’ten Laiklik Dersleri  2015-11-09 0 1479 
139 .Kazanan, kaybeden!..  2015-11-03 0 1458 
140 .“Aydın kişi” neyi nasıl yapmalı?  2015-10-27 0 1507 
141 .Bu meydan kanlı meydan!  2015-10-14 0 1462 
142 .KİTAPLARI YAKMAK.. (KISA KISA ANIMSAMA-2)  2015-10-04 0 1701 
143 .ATATÜRK’ü BİLMEMEK..  2015-09-24 0 2367 
144 .YÜREĞİMİZDEKİ YANGIN..  2015-09-07 0 1536 
145 .Mustafa Kemal ve İsmet İnönü ile..   2015-09-02 0 1545 
146 .Yedi sıra tel örgü..  2015-08-27 0 1467 
147 .AŞK ENGELLİ   2015-08-12 0 1432 
148 .Kent kültürünü korumak  2015-07-28 0 1486 
149 .Yollar ayarsızsa toprak kayar, taş düşer!..   2015-07-22 0 1462 
150 .Kentin geleceğine bakmak  2015-07-15 0 1526 
151 .Bu yatak niye burada?  2015-07-10 0 1518 
152 .Öldükten Sonra  2015-07-03 0 1581 
153 .Kandilli’de “kömür kokulu gün”  2015-06-18 0 1487 
154 .Bu Türkiye kitaba uymuyor!..  2015-06-13 0 1543 
155 .Ben bu sazı çala çala yoruldum!..  2015-06-04 0 1703 
156 .Devrek köylerinden sesler geliyor..  2015-05-27 0 1751 
157 .Bir Pazar Günüydü..  2015-05-20 0 1604 
158 .CHP neler yapacak?  2015-04-28 0 1663 
159 .CHP’nin şansı nedir?  2015-04-14 0 1666 
160 .“Dev Proje” ne oldu?   2015-04-08 0 2552 
161 .Emekli başkenti!..  2015-03-24 0 1545 
162 .CHP’de kontenjan açmazı!..  2015-03-17 0 1574 
163 .Sandıktan umut çıktı!..  2015-03-12 0 1587 
164 .Okurlar Söyleşiyor  2015-02-22 0 1790 
165 . Kent için toplumsal eğitim..  2015-02-11 0 1510 
166 .Filyos Vadisi Belediyeleri Birliği  2015-02-03 0 1915 
167 .Baston kenti, kültür penceresi!..   2013-05-30 0 3637 
168 .Mektubun Avucumda..   2013-05-06 0 3411 
169 .Çankaya   2013-04-16 0 2615 
170 .Mustafa Kemal’den kurtulmak!..  2013-04-04 0 2689 
171 .Madenci protestosu!..  2013-03-13 0 3119 
172 .Güneşi Görememek!..  2013-03-04 0 2365