Nurettin Saraçlı 
nurettinsaracli@hotmail.com 

Çorap Ören Erkekler


Ah ahşap evimiz… Çocukluğumuzun deyimiyle avac (ağaç) evimiz. Kışın ayazının ‘içer’de olduğu, duvarlarından bıçak gibi kesen soğuk giren ve bugün, nasıl olur da soğuktan ölmeden yaza ermişiz diye şaşırdığım (kendimle gurur duymamı sağlayan, bak biz böyle zor koşullardan geliyoruz gibisinden belki de övünç vesilesi yaptığım) ama  yine de sımsıcak, insan sıcaklığının hissedildiği, geniş ailemizin barındığı ahşap evimiz. Belki de bu insan sıcaklığıydı bizi donmaktan koruyan. Odanın duvarlarına -‘çatma’ deliklerine- bulunabilen ‘çaput’ parçaları sokuşturulur, soğuğun girmesi önlenmeye çalışılırdı. Kışın sert gecelerinde öküzlerin, ineklerin barındığı ahırın üstündeki odada sabahlanırdı cümbür cemaat; hani biraz daha sıcak olur diye düşünüldüğünden. Ocaktaki ‘çotuk’ yanardı sabaha dek. Çotuğun ısı ve ışığı yeterdi sabaha ulaşmamıza. Soba ve elektrik mi!.. Daha sonraları girdi bunlar evimize, dolayısıyla yaşantımıza.
“Kul sıkışmayınca ‘Hızır’ yetişmezmiş.”derler. O kış koşullarında odunsuz da, aç açık da kalınmazdı hani. Doğal bir dayanışma vardı insanlar arasında, dayanışma… İnsanlar gerektiğinde birbirinin Hızır’ı olurdu.
“Yazın gölge hoş kışın çuval boş.” demiş ya atalarımız. Bazen bu atasözlerine bayılırım. Tam da köylülüğü anlatan bir atasözü. Ne gölgesi; yazın insanlar çoluk çocuk tarlalarda harıl harıl çalışırdı. Evet aynen böyle; insanlar harıl harıl çalışırdı. Her mevsim yapılacak bir iş mutlaka vardı. Bir yerlerden bir şey beklenmez, insanlar yaşamını sürdürebilmek için çare bulur,illa da bir çözüm üretirdi. Bu üretilen çözümlerden biri de kışın erkeklerce örülen yün çoraplardır.
Çorap ören dedelerimiz, amcalarımız, dayılarımız vardı; yani erkekler. Köyümüzün ihtiyar delikanlıları; camiye, kahvehaneye giderken, yol boylarında, köy ortasında, ellerinde örgü ipi ve şiş, yün çorap örerlerdi. Hiç de yadırganmaz, olağan bir iş sayılırdı. Öyle ki bayanların bu örgüyü yaptığına ben hiç tanık olmadım. Bilirsiniz; köylerde insanlara bir ad takılır ve insanlarda bu lakaplarıyla anılır, insanların adı unutulur ama lakapları kalır; İlyasgurt, Koreli, Havra, Teyyare Amca, İlehi Yakıp öbür dünyaya göç etmiş, benim anımsayabildiğim çorap ören Herkimelilerdirler.
Her nedense soğuk havalar bana çorap ören o büyüklerimizi anımsattı. O sımsıcak ve şakacı tavırlarıyla. Anımsamak güzeldir. Soğuktan korunmak için ayağına giydiği çorabı kendi ören zor koşulların insanlarını unutmamak daha da güzel. İklimin o sert koşullarına rağmen yaşama gülümseyerek bakabilen cefakâr insanları. Kışın soğuk günlerinde, ellerinde şiş yaşama tutunmaya çalışan, bugün her biri toprak olmuş o çilekeş insanları.
Sokak aralarında, kahvehanelerde elinde şiş hala çorap ören erkekler var mı bilmiyorum. Haa! Bildiğim bir şey var; artık çevremizde eli ‘şiş’li ya da ‘şiş’siz, ayağımıza değil ama başımıza çorap ören o kadar çok insan var ki…

Facebook'ta Paylaş...


Okunma Sayisi : 3750
Yazılma Tarihi : 2010-03-12
 
  İstatistik
  Dün : 1713
  Bugün : 17
  Toplam: 4568076
   Online :

  106 konuk,

 
Tefen67.com

<< Yazara Geri Dön <<

Yorumlar

Yasemin Yılmaz 2013-01-09:

Bayıldım anlatımınıza,içim sımsıcak oldu.Karadeniz'deki erkeklerin de çorap ördüğünü bilmiyordum.Okuduğunuz haber size çağrışım yapmış. Sizin yazdığınız da bana çağrışım yaptı.Güzel gözlü güzel sesli Ferdi oğlum aklıma geldi.Onların da "avaç" evi vardı.Ferdi "avaç" dedikçe aynı köyden arkadaşları gülümserdi,alay etmeye kalkışırdı hemen. Oysa Ferdi yöresel dilini ve yörenin özelliklerini değiştirmeden kendi halinde köyle içli dışlı olmadan yaşayan yaşayan bir ailedendi. Diğer çocuklar 3-4 katlı betonarme evlerinde otururken Ferdiler hala avaç evde,olacak iş mi!.Küçümserlerdi okuma yazmayı geç öğrenmesinden, babasıyla dava oduna gitmesinden ,bisiklete değil eşeve binmesinden...Karadeniz'in nemli iklimine en uygun yapı tarzı olduğunu ,insanların yeniden ağaç evlerde oturmak için beton evlerden daha çok para döktüğünü,daha pek çok şey anlatıp Ferdi'yi ve evlerini övdüğümde nasıl da birden bire sınıfta gıpta edilen bir çocuk haline geldiğini anımsattınız . Öğrencilerimi ahşap evleriyle Bartın'ı çok özlemişim.


halil özsarac 2010-09-14:

selamlar halamın oglu nasılsın iyimisin allah daima iyilık versin mugladan dogru selamlar hepinize şiirlerini okuyorum allah şiirlerini gördüm cok memlum oldum allah sizingibi yazarlari başımızdan eksik etmesin seninle gururlandım hocam selamlar


Bu Yazıya Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama  
   
 
Tüm Yazılar Tarih Yorumlar Hit
1 .Herkime Yemekleri ya da Herkime Mutfağında Neler Var?.  2016-03-12 0 6565 
2 .Saman Yokmuş mu Gıymatlım   2012-09-11 3 4450 
3 .SÜTTOZUNDAN “KOLA”YA  2012-03-01 1 2820 
4 .Argonun Önlenemez Yükselişi  2010-12-07 3 2855 
5 .Çorap Ören Erkekler  2010-03-12 2 3750 
6 .Ekim ayı ekin ayı   2009-10-30 4 2062 
7 .Kara tren gelmez m’ola?  2009-09-13 0 2908 
8 .Öküzüm Ölmeseydi de (Anı-Öykü)  2009-02-21 0 2767 
9 .Mola Vermek  2009-01-01 1 2413 
10 . ‘Gara’ Kamil ve Düşündürdükleri  2008-12-19 3 3174 
11 .Ağ gadunum! (3)  2008-11-30 1 2530 
12 . Ağ gadunum! (2)  2008-11-14 2 2711 
13 .Atatürk’ten Bir Anı  2008-11-09 1 2478 
14 . Ağ gadunum! (1)  2008-11-04 3 2738 
15 .Hey gidi Herkime hey!..  2008-10-28 23 7510 
16 .Yazmak Üstüne  2008-10-21 3 2662 
17 .PANDORANIN KUTUSU  2008-10-09 4 2597