Devrek Müftüsü Abdullah Sabri Hoca

Abdullah Sabri Efendí (1870 – 1950)
Abdullah Sabri Efendí, Devrek’te doğdu. Devrek Rüştiyesi'ni bitirdikten sonra medresede öğrenim gördü. 1896'da müderrislik icazeti aldı. 1911'de Devrek Müftüsü oldu. Bu görevini sürdürürken, 1920'de Büyük Millet Meclisinde Ereğli, Zonguldak ve Devrek ilçelerinin de bağlı olduğu Bolu’nun Tunalı Hilmi Bey (Meclis-i Mebusan üyesi), Yusuf İzzet (Met) Paşa, Cevat Abbas Gürel, Dr. Fuat Umay, Hacı Abdülvahap Ömer, Nuri Aksu, Şükrü Güler ile birlikte Birinci Grup Mebusu oldu.
10 Nisan 1920’de, Hürriyet ve İtilaf Fırkası ve Sadrazam Damat Ferit Paşa'nın etkisiyle yayınlanan, Mustafa Sabri Efendi'nin kaleme aldığı Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi tarafından ilan edilen fetva, Kuva-yı Milliye'cilerin öldürülmelerinin günah sayılmayıp dînen caiz ve vazife sayıldığını duyuruyordu.
 
İstanbul, bu fetvayı çeşitli yollardan Anadolu'nun her yerine dağıtmaya, Ankara da bunu önlemeye çalışıyordu. Fetvanın Anadolu'da yayılması ve zararlarını önlemek için sıkı önlemler alınmış ise de bunda pek başarılı olunduğu söylenemez. Zira TBMM'nin açılışı arifesinde, ülkenin işgalden kurtulabilmiş köşeleri, ayrı görüşlerin kavga sahnesi haline gelmişti. Bu yıkıcı fetvalar ve Bab-ı Ali'nin beyannameleri ile aldatılan halk, yer yer vatan kurtarıcılarının önüne dikilmişti. Anadolu'nun muhtelif yerlerinde ayaklanmalar baş göstermişti. İsyancılar, Ayaş belinden Ankara'yı seyreder hale geldiler. Türk Milli Mücadelesi için zor günler yaşanıyordu. Durum her geçen gün daha tehlikeli bir hal aldı. Ulusal harekatin başarısızlığı dahi söz konusu olabilirdi.
 
Dürrizade Abdullah Efendi fetvasına karşı 16 Nisan 1920’de Ankara Müftüsü Mehmet Rifat Efendi tarafından yazılan ve Abdullah Sabri Efendí’nin de içinde bulunduğu 153 müftü tarafından imzalanarak desteklenen Ankara Fetvası  (Anadolu Fetvası, Börekçizade Mehmet Rifat Efendi Fetvası) dağıtıldı.
 
Fetva: “…Düşman devletlerinin zorlamaları ve kandırmalarıyla olaylara ve gerçeklere aykırı olarak çıkarılmış bulunan fetvalar İslâm halkı için şeriatça muteber olmaz.” cümlesiyle bitiyordu.
Bu yönüyle Milli Mücadele'de fetvalar savaşına da tanık olunmuştur. Anadolu ulemasınca tasdik edilen Ankara Fetvası, tek Dürrizâde Abdullah'ın imzasını taşıyan İstanbul Fetvası'na üstün gelmişti. Başka bir deyişle, Milli Mücadele'yi zafere ulaştıran manevi güç, Ankara Fetvası ile temin edilmişti.
 
Mehmet Rifat Efendi, Müftülük görevini tercih ederek, daha sonra milletvekilliğinden istifa etti. 4 Nisan 1924'de yeni kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ilk başkanı oldu. Soyadı Kanunuyla Börekçi soyadını alan Mehmet Rifat Efendi, vefatına kadar (5 Mart 1941) bu görevde kaldı. Oysa 24 Nisan 1920 tarihinde padişah imzasıyla Ankara Müftülüğünden alındı ve Divan-ı Harb-ı Örfi tarafından Kuva-yı Milliye'cilere katılmaktan ölüme mahkûm edilmişti. Yani Mehmet Rifat ve Abdullah Sabri Efendiler hayatları ortaya koyarak Milli Mücadeleye destek veren din adamlarıydı.
 
Hilafet Ordularının yoluna çıkan ve Ankara Fetvasını onlara okuyup anlatan Kuva-yı Milliye'cilere destek veren din adamlarından biri olan Abdullah Sabri Efendi ise, 1. 6. 1923 tarihinde milletvekilliği sona erince Devrek'e döndü. Soyadı Kanunundan sonra Aytaç soyadını alan Abdullah Sabri Efendi, 1950 yılına kadar yaşamını Milli Mücadele Kahramanı olarak sürdürdü.
Ekrem Murat Zaman
(Maden-Müh)

 
Facebook'ta Paylaş...

Haber Tarihi:2010-11-03
Bu haber 2378 kez okunmuştur...

 
  İstatistik
  Dün : 1818
  Bugün : 344
  Toplam: 4609343
   Online :

  50 konuk,

 
Tefen67.com

<< Ana sayfaya Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Habere Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama