Turnalar gider...

O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler. Göç engellenemez bir olgu gibi karşılandı. Madenler, fabrikalar, işlikler, atölyeler bir bir kapandı, bir bir eksildi! Daraldı yaşam alanları. Biri de çıkıp, "Bu böyle gitmez, taş yerinde ağırdır, gelin kuralım yenilerini de insanımız toprağında mutlu olsun!" demedi. Diyenleri de iteleyip kakaladı ikiyüzlü insan tüccarları. Şimdi kader deyip yüzünü kıbleye dönerler el birlik. Hayırlı olsun!
Sıcak ülkelerin sıcak sabahlarıdır onları çekip götüren. Soğuyan suların, ağaçların, havaların daralttığı yaşam alanlarını bırakıp kaldırırlar kafalarını havaya. "O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler!" der Yaşar Kemal. O güzel insanlar, yüreğini ısıtan yerlere, daha özgür ve tok oldukları yerlere doğru uçup giderler.
Bölgemizdeki göç aklıma gelir hep göçmen kuşları gider gördüğümde. Durup dururken insanlar niye, Çorlu, Bursa, Tekirdağ, Manisa, İzmir, İstanbul'a çekip gitsinler? Doğduğu topraklarda doyamayan insanlar, doyabileceklerini düşündükleri yerlere doğru göç ederler. Önce kendisi gidip bir yer edinir, sonra eşini çocuklarını alıp gider, sonra kardeşini, kız kardeşini, akrabasını, sonra arkadaşını, komşusunu falan... Bu böyle sürüp gider. Sonra gittikleri yerlerde birbirine tutunup ayakta kalmanın savaşımını verirler. Sonra dernekler kurup, kendilerince var olma, var olduklarını başkalarına da duyurma yoluna giderler. Sonra, yaz gelip de birkaç haftalığına Çaycuma'ya gelince, köprübaşına asılmış pankartla karşılanırlar; "Gurbetçi hemşerilerimiz, şirin ilçemize hoş geldiniz!". Bu tam bir ikiyüzlülüktür. Cüzdan içi hayaller kurmanın dile yansımasıdır. Bölge politikalarını belirlerken yerinde doymayı hesaplamayan, küçük siyasi çıkarları için fırıldak olan dar kafalıların ikiyüzlülüğünün ilanıdır.
Turnalar gider...  Güneyin sıcak ülkelerine. Sıcak ülkelerde mutlu yuvalar kurup yaşayacaklar, her ne hal ki oralarda da buralardakine benzer yaşam ortamları gene alanlarını daralttığında uçup gelirler bu kez geriye. Koca bir yıl geçmiş, kurdukları yuva soğumuş, yağmurda karda bozulmuştur. Bir baştan yeniden başlanır, yuva kurulur ve yazın sıcak günleri, güzün serin yellerine dönüşene kadar yaşanır. Sonra bilinen döngü sürüp gider.
O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler. Göç engellenemez bir olgu gibi karşılandı. Madenler, fabrikalar, işlikler, atölyeler bir bir kapandı, bir bir eksildi! Daraldı yaşam alanları. Biri de çıkıp, "Bu böyle gitmez, taş yerinde ağırdır, gelin kuralım yenilerini de insanımız toprağında mutlu olsun!" demedi. Diyenleri de iteleyip kakaladı ikiyüzlü insan tüccarları. Şimdi kader deyip yüzünü kıbleye dönerler el birlik. Hayırlı olsun!
Turnalar gider... Turnalar bir garip türkünün ezgisini mırıldanır kulaklara... "Yarim İstanbul'u mesken mi tuttun?".
Mevlüt  Kırnapçı

 
Facebook'ta Paylaş...

Haber Tarihi:2010-10-14
Bu haber 1417 kez okunmuştur...

 
  İstatistik
  Dün : 1600
  Bugün : 1749
  Toplam: 4608930
   Online :

  139 konuk,

 
Tefen67.com

<< Ana sayfaya Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Habere Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama