TEKEL İşçileri, Çaycuma Emek ve Demokrasi Platformu Üyelerini Coşkuyla Karşıladı!

TEKEL işçileri için günlerdir Çaycuma’da bildiri dağıtımı, afişleme çalışmaları, oturma eylemi ve yardım kampanyası düzenleyen Çaycuma Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri Ankara’ya giderek TEKEL işçilerine dayanışma mesajlarını ilettiler.
Platform üyeleri, Çaycuma’daki okullarda 4-C statüsünde çalışan ve Sözleşmeli, 4-C Çalışanları Derneği çatısında örgütlenen işçilerle birlikte, Ankara’nın dondurucu soğuğuna, yağmura, hükümetin baskılarına rağmen mücadelelerini kararlılıkla sürdüren TEKEL işçilerini ziyaret etti. Çaycuma Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri TEKEL işçileri tarafından büyük bir coşku ve ‘Yaşasın sınıf dayanışması’, ‘İşçi, memur el ele genel greve’, ‘Yaşasın iş, ekmek, özgürlük mücadelemiz’, ‘Birleşe, birleşe kazanacağız’ sloganlarıyla karşılandı.
Çaycuma’da toplanan yardımlarla alınan çorap, iç çamaşırı, eldiven ve konserve gibi malzemeleri TEKEL İşçilerine ulaştıran platform üyeleri, TEKEL İşçilerinin çadırlarını tek tek gezerek, dayanışma mesajlarını ilettiler, Çaycuma’da yaptıkları çalışmaları anlattılar. Platform üyelerini alkış ve sloganlarla karşılan TEKEL İşçileri Çaycuma’da yapılan çalışmaları basından takip ettiklerini, mücadelelerinin tüm ülkeye yayıldığını ve kazanana kadar direneceklerini belirttiler.
KESK Basın Yayın Sekreteri Hüseyin Gölpunar, KESK Kadın Sekreteri Songül Morsümbül ve Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Kadın Sekreteri Yurdagül Cabat Boztaş’ın da destek verdiği ziyarette, Türk-İş Genel Merkezi önünde kurulan kürsüden Çaycuma Emek ve Demokrasi Platformu adına Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol, TEKEL İşçilerine seslendi.
 Akyol;  “TEKEL İşçilerinin mücadelesi hepimizin ortak mücadelesine dönüşmüştür” diyerek başladığı konuşmasında şöyle dedi: “19 yıl önce Zonguldak Maden İşçileri gibi, zemheri ayazında tüm zorluklara rağmen Ankara’da kışı bahara çeviren, umudu yeşerten yiğit TEKEL İşçileri merhaba! Sizleri Çaycuma Emek ve Demokrasi Platformu adına selamlıyoruz. Sizlere, 1990-91 Madenci Grevi ve Büyük Ankara Yürüyüşü’nü gerçekleştiren Zonguldak Maden İşçilerinin, onların eşlerinin, çocuklarının ve torunlarının selamlarını getirdik. Sizlere, Çaycuma halkının selamını getirdik!
Özelleştirmelerle, talanlarla TEKEL fabrikalarını kapatanlar şimdi de siz TEKEL işçilerine 4-C denilen kölelik yasasını kabul ettirmek istiyorlar.
Başbakan Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve diğer Hükümet yetkililerinin sizler hakkında söylediklerine işçi ve emekçiler itibar etmiyor.  Sizlerin iş güvenceniz, özlük haklarınız, çocuklarınızın geleceği ve tüm emekçilerin hakları için mücadele ettiğiniz biliniyor ve mücadeleniz tüm ülkeye dalga dalga yayılıyor.
Başbakan Erdoğan sizlerin taleplerini dikkate almak yerine, ‘Kopardıkları kıyamet ne? TEKEL işçileri 4-C istemiyor. Toplamda, şu anda 19 bin 4-C kapsamında olan işçimiz var. Diğer 4-C’liler bu ülkenin vatandaşları değil mi?’ diyerek sizlerden 4- C denilen kölelik yasasını kabul etmenizi istiyor. AKP Hükümetinin bugün siz TEKEL İşçilerine reva gördüğü 4-C’nin ne demek olduğunu SEKA Çaycuma Kağıt Fabrikasının özelleştirilmesinin ardından 4-C’li olarak çalışmak zorunda bırakılan işçi kardeşlerimiz ve Çaycumalılar çok iyi bilmektedir. Biz Çaycuma Emek ve demokrasi Platformu olarak Sayın Başbakan’a bir sürpriz yaptık. Buraya gelirken Çaycuma’daki okullarda 4-C statüsünde çalışan ve altı yıldır da 4-C denilen kölelik yasasına isyan eden, ‘kıyameti koparan’ ve kurtulmak için mücadele eden arkadaşlarımızla birlikte geldik. Birazdan onlar Başbakanın bahsettiği ‘bu ülkenin vatandaşları’ olarak hem Başbakana hem de sizlere bir şeyler söyleyecekler. Umarız Başbakan Erdoğan buradaki konuşmalara kulak verir.


Dün SEKA işçilerine, bugün de TEKEL İşçilerine reva görülen 4-C uygulaması yarın tüm emekçilere dayatılacaktır.  Sizlerin mücadelesi artık sadece sizin mücadeleniz olmaktan çıkmış ve tüm emekçilerin mücadelesi haline gelmiştir. Çünkü bu mücadele aynı zamanda özelleştirmeye karşı ve ülke kaynaklarını peşkeş çekenlere karşı yürütülen bir mücadeledir. Bu mücadele çalışma yaşamanın tamamını farklı isimlerle (taşeron, sözleşmeli, ücretli, 4-c’li, 4-b’li çalıştırma vb) tehdit eden esnek çalıştırmaya karşı bir mücadeledir. Bu mücadele AKP Hükümetinin maskesini düşüren, tüm emekçilerin gözünde ikiyüzlülüğünün daha rahat görülmesini sağlayan bir mücadeledir. Bu mücadele emekçilerin bir arada mücadele edebileceğini gösteren ve emek cephesini birleştiren bir mücadeledir. Siz TEKEL İşçilerinin iş, ekmek ve güvenceli çalışma talepleri aynı zamanda tüm emekçilerin talepleridir.
Sizler kararlı ve direngen tutumunuzla AKP’nin özelleştirme ve güvencesiz çalıştırma oyununu bozdunuz. Tüm işçi ve emekçilere cesaret verdiniz, umut verdiniz. Şimdi biz diyoruz ki; işimizi, ekmeğimizi, geleceğimizi elimizden alanlara, zamlara, işsizliğe, yoksulluğa, özelleştirmelere karşı şimdi birlik olmanın, emekçilerin birleşik mücadelesini yükseltmenin zamanıdır.
Sizlerin sürdürdüğü bu haklı mücadelenin yanında olmaya, tüm gücümüzle destek vermeye devam edeceğiz. TEKEL işçisinin mücadelesi artık hepimizin ortak mücadelesine dönüşmüştür.
Türk-İş, DİSK, Hak-İş KESK, Kamu-Sen ve Memur-Sen tarafından 26 Ocak tarihine kadar hükümete süre verildi. Bu süre içerisinde 4-C uygulaması kaldırılmazsa greve gidilmesi karalaştırıldı. Bizler, bu kararı destekliyoruz. Türk-İş başta olmak üzere, tüm emek örgütlerine, sendikalara düşen görev, mücadeleyi büyütmek, kazanmak için Genel Grevi örgütlemektir. Tekel işçisi kazanırsa, hepimiz kazanacağız! TEKEL İşçisi kaybederse, hepimiz kaybedeceğiz! Yaşasın sınıf dayanışması!” dedi.

‘Bu Zulmü Tanımıyorduk, Biz Yandık Siz Yanmayın’ 
Sözleşmeli, 4-C Çalışanları Derneği Başkan Yardımcısı Cem Atasun Bayraktar da direnişteki TEKEL İşçilerine yaptığı konuşmada şöyle dedi; “Biz yandık, siz yanmayın, 4-C’yi hiçbir şekilde kabul etmeyin” diyerek başladığı konuşma da şöyle dedi. “Bizler zamanında sahipsiz kaldığımız ve bizlere destek veren kimse olmadığı için sadece çocuklarımıza tedavilerinde ilaç alabilmek ve muayene ettirebilmek için sigortalı görünebilmek, aylar ve yıllardır sefalet içinde yaşamanın verdiği çaresizlikle 4-C’li olarak çalışmayı kabul ettik. Bilgisizlikten ve müracaat edebileceğimiz kimsenin olmamasından ‘4-C ile sizleri sokaktan kurtarıyoruz, sizlere iş verdik, aş verdik, sizi devlet kadrosuna alıyoruz’ dediler, kabul ettik. Bizler bu zulmü tanımıyorduk. Denize düşen yılana sarılır misali aç kalma karşısında bir an için bize umut gibi geldi. Şimdi o umudun bizi sürüklediği şartlar şu şekildedir: Ücret adaletsizliği yaşanıyor. Hizmetli ve memurların çok altında maaş alıyoruz. (Bekar bir 4-C’li 630 TL, evli beş çocuklu ilköğretim okulu mezunu 657 TL, evli iki çocuklu lise mezunu 730 TL, üniversite mezunu 810 TL alıyor.) 10 ay çalıştığımız için bu aylık da 12 ay geçiniyoruz. Ücretsiz iki ay izine çıkarıldığımız süreçte sigorta ödemesi yapılmıyor. Hem 657’eye tabi, hem de belirli bir statü ve görev tanımı yok. (işçi mi, memur mu?), Çalıma saatleri belli değil. Çalıştığımız kurumlarda hangi görevleri yapacağımız belli değil. Emekli ikramiyesi yok. Diğer hizmetliler gibi giyecek ve yiyecek yardımları yok. Sözleşme yapılırken damga ücreti alınıyor.  Dört ayda 2 günden sağlık raporu hakkı yoktu. (Danıştay kararıyla düzeltildi.), Ayda 1 gün mazeret izni var. 4-C’li çalışanlarda psikolojik sorunlar haddinden fazla, intihar teşebbüsünde bulunanlar var. Bekar olan gençler nasıl evleneceklerini düşünürken, evli olanlar evlerini nasıl geçindireceklerini, çocuklarını nasıl okutacaklarını düşünüyorlar. Bir taraftan da eşlerinin boşanmak istemesi korkusuyla yaşıyorlar. 4-C’li sefalet içinde yaşamaktadır.”

 
Facebook'ta Paylaş...

Haber Tarihi:2010-01-26
Bu haber 1713 kez okunmuştur...

 
  İstatistik
  Dün : 1818
  Bugün : 1577
  Toplam: 4610576
   Online :

  69 konuk,

 
Tefen67.com

<< Ana sayfaya Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Habere Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama