Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Zonguldak Şube Başkanı Orhan Yılmaz, ''Bir günlük grev ile ilgili olarak üstü örtülü soruşturma açılmasını isteyen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yöneticileri suç işlemektedirler.
Geçmiş yıllarda bu tür eylemler sonrasında başlatılan soruşturma ve alınan kararların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından bozulduğunu anımsatan Yılmaz yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Danıştay 12.Dairesi 13.5.2008 gün ve E: 2006/2180, K: 2008/2808 sayılı kararında sendikal faaliyet kapsamında bir gün göreve gelmeme eyleminin mazeret olarak kabulü gerektiğinden 657 sayılı yasanın 125/C-b maddesinde öngörülen “özürsüz olarak bir gün göreve gelmemek” eyleminin sübuta ermediği sonucuna varılmış ve disiplin suçu oluşturmayan eylem nedeniyle cezalandırmanın hukuka uyarlılığının bulunmadığı sonucuna varmıştır. Konfederasyonumuz KESK’in 2 Eylül 2002 tarihli iş bırakma eylemine katıldığı gerekçesiyle 657 sayılı yasanın 125/A maddesi uyarınca uyarma cezası alan Erhan Karaçay’ın başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 27 Mart 2007 tarihli Karaçay-Türkiye kararında, verilen ceza, her ne kadar düşük olsa da, kendisi gibi sendikaya üye kişilerin çıkarlarını savunmak amacıyla sendika üyelerinin grev ve eylemlere yasal olarak katılmamasına yönelik caydırıcı bir niteliğe sahip olduğu, bu nedenle uyarma cezasının “demokratik bir toplumda gerekli olmadığı”nı belirterek Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin örgütlenme özgürlüğünü koruyan 11.maddesini ihlal ettiği sonucuna varmıştır.
Aynı şekilde KESK’ in içinde bulunduğu Emek Platformunun 1 Aralık 2000 iş bırakma eylemine katılanlar arasında yer alan 11 eğitim emekçisinin Karşıyaka Asliye Ceza Mahkemesi üç ay süreyle devlet memurluğundan uzaklaştırma ve para cezasıyla cezalandırması üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapılmış ve AHİM söz konusu başvuru hakkında 17 Temmuz 2008 tarihinde verdiği Türkiye kararında, sendika üyesi olsun, olmasın çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla yapılan bir günlük ulusal greve katılması nedeniyle cezalandırılmayı mağdur sayılmak için yeterli olduğunu, bu nedenle mahkemeye başvuru hakları olduğunu, mahkeme başvurucuların ulusal greve katılarak barışcıl toplantı özgürlüklerini kullandıklarını, başvuruculara verilen cezaların sendika üyelerini ve böyle bir grev gününe veya derneklerinin çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan eylemlere yasal olarak katılmak isteyen tüm diğer insanları caydırıcı nitelikte olduğundan “demokratik toplumda gerekli olmadığı”nı belirterek Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin örgütlenme özgürlüğünü koruyan 11.maddesini ihlal ettiği sonucuna varmıştır. AHİM, bu kararları 657 yasanın anılan yasa hükümleri, ceza yasasında grevi yasaklayan yasa hükümleri yürürlükte olduğu halde vermiştir.
Ancak Çaycuma ilçemizde İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 02.12.2009 tarih ve 410/8443 sayılı yazı ile “25 Kasım 2009 tarihinde iş bırakma eylemine katılan “ kamu çalışanları hakkında “gerekli işlemlerin okul/kurum müdürlüklerince yapılması istenmektedir. Yapılan eylemin haklılığına ve hukuka uygunluğuna dair daha birçok örnek varken 25 Kasım iş bırakma eylemi ile ilgili olarak üstü örtülü soruşturma açılmasını isteyen ilçe Milli Eğitim Yöneticileri suç işlemektedirler.
Bu bağlamda Soruşturma açılmasını talep eden yöneticiler ile soruşturma açarak ceza verme yolunu seçecek olan okul ve kurum müdürlerini: 25 Kasım uyarı grevine katılanları hukuka aykırı biçimde cezalandırmak isteyeceklerinden ve “Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” ile ilgili fiili gerçekleştireceklerinden dolayı bundan şimdiden vazgeçmelerini hukuka uygun davranmalarını bekliyoruz. Buna rağmen hukuka uygun davranmayan Milli Eğitim Yöneticileri ile Okul Müdürleri hakkında işlem başlatarak Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunacağımızın bilinmesini istiyor konuyu kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.” dedi