Soyağacı veya Şecere Hazırlamak
*Prof. Dr. Yılmaz KURT 
 
8 Şubat 2018 tarihinde, E.Devlet sitesi üzerinden kişilerin aile soyağaçlarına ulaşım imkânı sağlandığı duyuruldu. 24 saat içerisinde 700.000’den fazla kişi ailelerinin soyağacına ulaşmak isteyince internet ulaşımı kilitlendi. Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü diğer E.devlet hizmetlerinin aksamaması için Soyağacı işlemlerinin geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Geçtiğimiz yıllarda bir tarihçimiz Osmanlı boy ve aşiretleri ile ilgili kitabını yayınlandığında vatandaşlarımız soyağacı konusuna aynı şekilde büyük ilgi göstermişti.
 
 Soyağacı, eski deyimiyle “şecere”, insanların soylarını, dedelerini, büyük dedelerini tanıtmak için yapılır. “Şecer” veya “şecere” kelimesi Arapça’da “ağaç” anlamındadır. Osmanlı döneminde “şecere” veya “aile şeceresi” denilen aile soy kütüğüne bugün daha çok “soyağacı” diyoruz. Ancak “şecere” kelimesi de kullanılmaya devam ediyor.
Araplar soyağaçlarına büyük önem verirler. Sıradan bir Arap bile size 8-10 nesil şeceresini sayabilir. Bu belki de Arapların “hadis” bilimi ile uğraşmaları sayesinde mümkün olmuştur. Ancak Türklerde şecere tutmak alışkanlığı pek yoktur. Osmanlı padişahlarını Oğuz Kağan’a bağlayan şecerenin de uydurma olduğu bilinmektedir. Buna rağmen XV. Yüzyılın ünlü tarihçisi Aşıkpaşazade, Osmanlılar için, “bile Gök Alp nesli cümlesinden” ifadesini kullanmaktan çekinmez.

Osmanlı Devleti, eski Anadolu Beyliklerinden gelen “bey aileleri”ni her zaman potansiyel bir tehlike olarak gördü. Merhum Ömer Lutfi Barkan’ın belirttiği gibi Osmanlı’nın istediği “bey” tipi, “tımarlı sipahi” idi. En nihayet zeamet tasarruf eden bir “zaim” uygun olabilirdi. Rumeli’de ortaya çıkan Evrenosoğlu, Mihaloğlu gibi “bey” ailelerini doğuran sebep Rumeli’deki toprakların “uc” yani “serhad” olması ile ilgili idi. Beylikler döneminin ünlü bey ailelerinden Karamanoğulları, İsfendiyaroğulları, Candaroğulları, Dulkadiroğulları günümüze kadar ulaşabildiler. Ancak bunlar içinde Evrenosoğulları dışında sağlam bir şecere ile aile bağını ortaya koyabilenlerin sayısı fazla değildir. Çünkü millet olarak biz okumaya ve yazmaya yeteri kadar vakit ayıramıyoruz. Anadolu’nun ünlü bey ailelerinin kendilerine ait doğru dürüst bir hatırat kitapları olmadığı gibi aile şecerelerini gösteren cedveller de maalesef pek yok. Bu konuda Menemencioğlu Ahmet Bey tarafından yazılan hatırat kitabınının (Menemencioğulları Tarihi) güzel bir istisna olduğunu söyleyebiliriz.

Osmanlı Devleti XV. Yüzyıldan sonra nüfus ve arazi sayımları yaptırmaya başladı. XVI. Yüzyılda bu sayımlar yaygınlaştı ve ciddi olarak yapıldı. Bu sayımlarda her bölgeye bir “il yazıcısı” gönderiliyor ve ilyazıcısı o bölgedeki vergi mükellefi erkek nüfusu baba adları ile birlikte bu defterlere kayıt ediyordu. Deftere kayıt edilen kişinin evli veya bekâr olduğunu özellikle belirtiliyor ve ona göre vergi alınıyordu. Kadınlar ve çocuklar vergi vermedikleri için mufassal tahrir defterlerine yazılmıyordu.

Osmanlı nüfus ve arazi sayım sonuçlarını gösteren defterler genel olarak 20-30 yılda bir tutulmakta ise de ihtiyaç halinde bu defterler zamana bağlı kalmaksızın yenilenmekteydi. Adana sancağı 1516 yılında Osmanlı idaresine geçtikten sonra 1518, 1521, 1525, 1530, 1536, 1547, 1572 tarihlerinde tam 7 ayrı tahrir defteri hazırlanmıştı. Bu defterlerde vergi veren erkek nüfus yazılıdır. Eğer siz aile şecerenizi bu tarihlere kadar uzatabiliyorsanız bu defterlere bakarak 1518 yılına kadar aile şecerenizi uzatmanız mümkün olabilir.

1572 yılından sonra bu Mufassal Tahrir Defterleri tutulmaya devam etseydi aile bağlarımızı çok daha kolay tespit edebilirdik. 1572 yılından sonra XVIII. Yüzyıla gelinceye kadar Çukurova’da genel bir tahrir yapılmadı. Sadece Kozan sancağına ait bir tahrir defteri TKGM Arşivi’nde yer almaktadır. Bunun dışında başka bir mufassal tahrir defteri şu ana kadar elimize ulaşmadı. Ancak İstanbul’da Başbakanlık Arşivi’nde (BOA) Maliyeden Müdevver Defterler içerisinde işimize yarayacak bazı bilgiler bulabiliriz. Bunlar da düzensiz ve bölük-pörçük bilgiler içerir.

Açıkcası XVI. Yüzyıla ait Tahrir Defterleri aile şecerelerinin çıkarılması için aradaki kopukluklar dolayısıyla çok da uygun değildir. Bu bilgilerden aile şecerenizi devam ettirebilmeniz için 1572 yılına gelinceye kadar en az 15- 16 nesil (batın) içeren şecerenizin elinizde olması gerekir. 15- 16 nesillik aile ağacınız yoksa, 1572 tarihli defterde kendi köyünüzü bulsanız bile bu köyde yaşayan mesela “Mehmed veled-i Hacı Ahmed” adlı kişinin sizin dedeniz olduğunu kanıtlayamazsınız.

Arazi anlaşmazlıkları sebebiyle bazı vatandaşlarımız aile şeceresine ihtiyaç duyuyorlar. İlk olarak Nüfus Müdürlüklerine başvurup vukuatlı nüfus kayıtlarını çıkartıyorlar. Vatandaş mahkemeler aracılığıyla vukuatlı nüfus kayıtlarını alabiliyor. Nüfus kaydı tamamlanmış olan illerde bu sizi 1904-1905 yılı kayıtlarına kadar ulaştırıyor. 1904 yılı kayıtlarında yer alan TC vatandaşlık numarası verilmiş bir kişinin baba ve anne adları da yazılı olduğu için 1860’lara kadar ailenizin soy kütüğünü çıkarabiliyorsunuz.

1860’lardan öncesi için ise Nüfus Defterleri devreye girmekte. Son yıllarda bu defterler vatandaşlara açıldı. İsteyen vatandaş çok kolay bir şekilde bu defterlerin CD’lerini küçük bir ücret ödeyerek alabilmekte. Osmanlıca el yazısı okuyabiliyorsa bu defterlerden kendi ilini, ilçesini, mahallesini, köyünü bulabilecek ve burada yaşayan erkek nüfus hakkında bilgi alabilecektir. Devletin bu defterleri tutmaktaki maksadı asker ve vergi almak olduğu için 1831 ve 1845 tarihli nüfus defterlerinde sadece erkek nüfus yazılmıştır. Defterin düzenlendiği tarihte yaşamakta olan yaşlı, genç, çocuk bütün erkek nüfus bu deftere yaşları da belirtilerek yazılmaktaydı. Tahrirden sonra doğan erkek çocuklar baba isminin altına çoğu zaman kırmızı kalemle yazılıyordu. Aynı şekilde ölümler de deftere kırmızı kalemle işlenmekte ve ölüm tarihi bildirilmekteydi. 1827 yılında başlanan bu tahrirler 1831 Nüfus Tahrirleri olarak bilinmektedir.

Soyağacı hazırlamak zor bir iş gibi. Ancak bu işi de birileri yapmalı: Şöyle düşünebiliriz: “Bu işi ben de yapmazsam belki hiçbir zaman yapılmayacak!”. Bunun için bir yerden başlamak gerekiyor. Ailede bir tarihçi varsa herhalde bu işi yapmak onun üzerine farzdır, hem de “farz-ı ayn”dır. Hiç olmazsa ailenin bugünkü şekliyle bir şeceresini çıkarmış olacağız. “Bunları nasıl olsa herkes biliyor”diye düşünmek yanlıştır. Lütfen bu şekilde düşünmeyiniz. 50 yıl önce ailenizden birisi çıkmış olsa ve o günkü şecereyi çıkarmış olsaydı şimdi sizin işinize ne kadar çok yarayacaktı, değil mi? İşte siz de şimdi bu işi yaptığınızda 50 yıl sonraki bir torununuz bundan yararlanabilecek. Tıpkı “ağaç dikmek” gibi…

Aile soyağacıhazırlarken muhakkak doğum ve ölüm tarihlerini belirtmeye çalışalım. Aile içerisinde Ahmed, Mehmed, Hüseyin, Hacı Ali gibi isimler dededen toruna verile geldiği için zamanla karışıklıklar yaşanabilmekte. Örnek olarak Menemencioğulları ailesinde 3 ayrı Ahmed Bey var. Dede, baba, torun, hepsi de Ahmed ismi ile çağırılmakta. Aynı şekilde Hasanpaşazadeler sülalesinde 3 ayrı Hacı Ali Bey bulunmaktadır. Bunların karışmaması için biz “I. Hacı Ali Bey”, “II. Hacı Ali Bey” şeklinde numaralandırma yapmak zorunda kalmaktayız. Bu kişilerin doğum tarihlerini bilemesek de ölüm tarihlerini şecerede belirtmekte büyük fayda var. Bu şekilde yaptığımızda bu kişilerin akrabalık ilişkilerini daha sağlam şekilde çıkarabilmekteyiz.

Şecere çıkarmakta en pratik yol bilgisayarda Excel programından yararlanmak. Burada en başa koyacağınız kişiden daha öncesine ait bilgi eklemek sıkıntı yaratmakta. Bu yüzden biz bir-iki nesil boş geçerek şecereyi yazmaya ondan sonra başlamaktayız. Her ismin altına kiminle evli olduğunu yazarak bu evlilikten doğan çocuklara yer vermekteyiz. Bunu ilk başlangıçta elinizle çizeceğiniz tabloda gösterebilirsiniz.

Aile şecerelerinin (soy kütüklerinin) çıkarılması için bugün en uygun gündür. Ailenin en yaşlı kişileri ölmeden bunu yapalım. Yarın soru soracak bir kimse bulamayabiliriz. 

*Prof. Dr. Yılmaz KURT Ankara Üniversitesi (Emekli 
Öğretim Üyesi)
 
 
Facebook'ta Paylaş...

Haber Tarihi:2018-02-10
Bu haber 1647 kez okunmuştur...

 
  İstatistik
  Dün : 2042
  Bugün : 1545
  Toplam: 4530546
   Online :

  60 konuk,

 
Tefen67.com

<< Ana sayfaya Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Habere Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama