BİR CUMHURİYET EMEKÇİSİ: MEHMET REŞAT (YURTAÇAN)

Nail Yurtaçan

Büyük babam  1927-1934 Yılları arası  Filyos –Karabük –Eskipazar demiryolu yapımında yol açma ekip sorumlusu olarak çalışmış olup ,1935-1937 yıllarında Giresun 2 nolu jandarma  mektebinde er eğitmeni olarak görev yapmıştır,

 1938 -1940 yılları arasında ise  Karabük orman işletmesinin kuruluş yıllarında marka memuru ve kesim memuru olarak görev yapmış, soy  adı kanununda demir yolu açma çalışmalarından esinlenilerek YURTAÇAN  soy adını almış.  Büyükbabam  Mehmet Reşat         Osmanlı’nın  son  dönemlerinde   Abdülhamit ‘in tahttan indirilip yerine kardeşi Sultan Reşat’ın tahta oturtulduğu, Balkanlarda  milliyetçilik akımlarının Arnavut ayaklanmalarının olduğu, bölgemizde Zonguldak ve civarındaki ocaklarda Dilaver Paşa nizamnamesi ile  Fransız kumpanyası ve diğer yabancı  imtiyazlı ocak sahiplerinin ağır çalışma şartları altında, çalışma yaşının küfeci olarak on üç yaşa düştüğü yıllarda dünyaya gelmiş. 
 
(Mehmet Reşat’ın babası, Kelezoğlu Raşit oğlu   Seyit Ali’nin eşkalli  nüfus kağıdı, bölgemiz  Kastamonu’ya bağlı olduğu , Osmanlının ilk sefer kadın erkek ,Müslim ,gayri müslüm herkesi saydığı ve şimdi hale kullandığımız hane numaralarınında verildiği 1905  sayımında verilmiş  .)
 
 









Babası köye ilk yerleşen iki aileden biri olan  Kelezoğlu Mehmet’ in torunu  kurtuluş savaşında Yenice’de askere iaşe toplama görevinde bulunan Tefen Mekteb- i İptidaisinde muallim vekilliği de yapan  Seyit Ali   hoca,   annesi   Veyisoğlu  Şakir ve Alime kızı Gülsüm’dür , ön adı Mehmet’ i  babasının büyükbabası Mehmet’ ten aldığı  bilinir, Reşat adını o yıllarda tahta çıkmış olan Sultan Reşat’tan mı yoksa büyükbabası Raşit’ ten mi almıştır bilinmez.
Çocukluk yılları Balkan savaşları, ardından birinci dünya ve   Çanakkale savaşları  , gidenlerin geri gelemediği  Sarıkamış - Yemen cephesindeki askerlerimize  ağıtların yakıldığı,askerimizin  cepheden cepheye koşmaktan yorgun  bitap düştüğü,   seferberlik yaşının 15 e düştüğü ,köylerde yaşlı erkekler  ve kadınlardan başka kimselerin kalmadığı yıllara denk gelir.                                                                                                              
 


(Mehmet Reşat’ın nüfus bilgileri. .)
Öğrencilik  yılları ilk meclisin açılışı,  Atatürk  ve arkadaşlarının Samsun’a çıkışı,  eli silah tutanların cepheye,  abisi İsmail  ve  arkadaşlarının da   Sakarya cephesine    vatan savunmasına koştuğu, Kurtuluş Savaşından muzaffer çıkan Atatürk ve silah arkadaşlarının  dağılmaya yüz tutmuş bir ulustan  yeni bir devlet ve cumhuriyeti kurduğu yıllara denk gelir . 1922 yılında o dönemdeki üç yıllık eğitim veren  babasının da muallim vekilliği yaptığı  Tefen mekteb- i İptidaisinde başlar öğrenciliği ,çalışkan zeki öğrenci olarak görülür,  okul  notlarına  bakıldığında . 

(Mehmet Reşat’ın Tefen Mektep-i İbtida-i’sinde ki okul notları)
 
 Mehmet Reşat’ ın  ibtida- i mektebinden yukarı hayalleri  vardır , abisi İsmail ile Sakarya cephesinde beraber olan Cılgıroğulları’ndan  değirmenci Satılmış’ın   Kurtuluş Savaşı bittikten sonra  terhis olup köye gelerek  “Arkadaşım İsmail’ in  Sakarya Irmağına düştüğünü, şehit olduğunu gördüm” demesi ile   aile yıkılır, evin tek erkek  çocuğudur   hayatı değişir. Mehmet Reşat evlendirilmeye karar verilir. O dönemin köklü ailelerinden , Veyisoğlu köyü muhtarı  Ferhati oğlu Molla Salih’in kardeşi Mehmet kızı Rakibe ile evlendirilir.Henüz daha on dördünde, yeni bitirmiştir  okulu yıl 1924. 
 
1981 yılında vefat eden baba annemin anlatımı ile Ferhatoğlu Gadı Mehmet kızıdır, çifte çifte davullar vurur düğünde ,güreş tutulur dönemine göre çeşitli eğlenceler yapılır atlar koşturulur ,tam bir Yörük Türkmen düğünü olur, zeybek   oynarlar davul zurna eşliğinde  Kelezoğlu  Şaban oğlu Rıza Yılmaztürk-  Ferhatoğlu Hasan,  gece eğlencesi olur baba annemin deyimi ile horata ,gelin alma halayı eskilerin deyimi ile” hakalma”,  at üstünde kadınlı erkekli insanlarla ,gökkuşağı renklerinin hakim olduğu daha sonra bir ömür sandığında sakladığı aba gelinliğini  giyerek  gelmiştir Kelezoğlu köyüne ,  kendi deyimi  ile Mehmet Efendi’ye, Ferhatoğlu Emin’in oğlu küçük Aziz verilir , uzak Asya’dan horasadan   beri gelen   geleneklere göre atın üstünden inmeden kucağına,   ocağı tüttürsün, nesli devam etsin diye.
 
Cumhuriyetimizin en büyük ideallerinden biri olan, Atatürk ve arkadaşlarının yurdumuzu bir baştan bir başa demir ağlarla örme  Zonguldak kömürü ile Ankara’yı ve tüm yurdu buluşturma projesi olan Filyos-Karabük –Irmak  demiryolu yapım çalışmaları 1927 yılının Mayıs ayında Filyos’ta ilk kazma vurularak başlar. Bir gurup ta Ankara Irmak’tan Ekim ayında  Karabük istikametine doğru başlar yol açma çalışmalarına ,genç cumhuriyette henüz demiryolu açacak ekipman ve makine  olmadığı için Danimarka İsveç ortaklı Mohapp  firmasına  verilir, Mehmet  Reşat’ta firmada işe başlar,  dönemine göre mekteplidir,  günde bir lira yevmiyeli yol güzergahı ölçüm elemanı olarak.   Demir yolu yapım çalışmalarında  o dönemde çavuşluk yapan Yenice’de uzun yıllar merkez muhtarlığı da  yapmış olan  merhum  Kamil Akay’ın “ Çok yakın arkadaşımdı, çalışkan  hesabı çok kuvvetli idi yol açma işi alır iken açılacak yoldan  kaç metre toprak çıkacağını bir bakışta anlar, hesap ederdi”  dediği   Mehmet Reşat’ın çalışkanlığı firma yetkililerinin de dikkatini çeker, “Ekip kurarak çalışabilir isen  biz sana keseneye iş  verelim”  teklifini alır henüz daha on sekizindedir, kabul eder. 
 
Bakacakkadı ile Tefen  Alioğlu tüneli arası gösterilir ilk olarak, büyükbabam  Mehmet Reşat’ a Kelezoğlu Şaban oğlu Rıza Yılmaztürk,Türabioğlu Mehmet oğlu Ahmet Tiryaki,Enbiyaoğlu  Yakup oğlu Ahmet Arduç, Türabioğlu Mehmet oğlu Salih Tiryaki ,Kelezoğlu Tevfik oğlu Niyazi Türkyılmaz, saka (su taşıyıcı) olarak Enbiyaoğlu İsmail oğlu Ramazan Arduç, aşçı olarak Ferhatoğlu Mehmet oğlu Mehmet Arat’ın da aralarında olduğu bir ekip kurar.  Araç  gereçten yoksun ,  deyim yerinde ise kazma kürekle işe koyulunur .   Mehmet Reşat , çalışan usta ayırımı yapmadan bazen  yol açma  ekibini köydeki evinin bahçesinde toplar,  Ferhatoğlu Mustafa ve eşi Azize teyze yemek ve mezeleri hazırlar,  yemekler yenir baba Seyit Ali hoca kızsa da rakı masaları kurulur evin yol üstündeki bahçesine , ekiple beraber yapılacak işler hakkında konuşulur, muhabbet edilir , yapılacak işler planlanır. Şimdilerde Gökçebey istasyonunun arkasında  yol  dolgu  çalışmalarında toprak kaymasından iki işçisini kaybeder, içinin yandığını yazar   tuttuğu günlük defterinde. Ekibinin çalışkanlığı, kendisinin ileri  görüşlülüğü ve çalışkanlığı ileride soy adı kanunu çıktığında Yenice ırmağından  sal ile yapılan ulaşımdan başka ulaşımın olmadığı  Karabük’ e ilk ulaşım yolu olan demiryolu açmadaki çalışma başarısı  YURTAÇAN     soyadını getirecektir,firma iş bitiminde tekrar yol açma işi verir Mehmet Reşat ve ekibine.
 
(Mehmet Reşat ve ekibininde olduğu yol açma ekiplerinin Balıkısık- Bolkuş arası çalışmaları)
 
1930 yılına gelindiğinde  yol açma ve  ray döşeme ekiplerinin de gayretleri ile  üç yılda Filyos’tan  Balıkısık istasyonuna ulaşılmıştır, yük tenleri ile deneme seferler ide yapılır  ama çalışma şartlarının en zor olduğu sarp kayalıklarla kaplı bölgeye de gelinmiştir , işler zor şartlarda yürümektedir,  dönemin başbakanı İsmet İnönü  bölgeye gelerek  şartları  görmüş “ Günlük bir fındık kabuğu kadar dahi koparırsanız devam edin” diye moral ve güç verir.
 
(Gökçebey Gaziler Köyü altında ray döşeme ekiplerinin çalışması,)
 
  O dönemde büyük babamın yol açma ekibinde olan  Türabioğlu Salih Tiryaki sohbetlerde “Genciz, heyecanlıyız, kayalara merdivensiz  çıplak ayakla çıkıyoruz” diye anlatır daha sonraki yıllarda  köy sohbetlerinde.
 
(Karabük’e demir yolunun ilk açıldığı günlerden. Henüz yerleşimi bulunmayan Karabük’te ilk Demir yolu açılışı)
 
1932 yılına gelindiğinde çok zor şartlarda açılan Balıkısık, Bolkuş ,Pirinçlik arası bitmiş,  ırmak kenarlarında  çeltik tarlalarının olduğu ,sazlık bataklık ve sivrisineklerin  karınca gibi kaynadığı   , yükseklerinde üzüm bağlarının,  karşıda  on on beş haneli köyün olduğu bozkır bir yer, daha sonra istasyona   Karabük tabelası asılan yere ulaşılır.Demiryolunun Karabük’ e ulaşıp ilk trenin geldiği  günleri 1922 doğumlu Karabük’ te cumhuriyetimizin ablası olarak bilinen, Karabük ilk belediye başkanlarından merhum  doktor  Necmettin Şeyhoğlu’nun eşi ,yaşayan tarih,  eczacı  Hikmet Derman Şeyhoğlu hanımefendinin ,   Safranbolu Bağlar’daki her hali  ile buram buram yerel tarih ve kültür kokan köşkünde,  haziran 2015 yılında yaptığımız söyleşide ,İlk okulda okuyordum babam hidayet derman Safranbolu’dan beni elimden tutarak getirdi , o gün Karabük istasyonu   Safranbolu’dan ve çevre köylerden gelenlerle kasım soğuğunda adeta bir bayram yeri oldu .Karabük’ ün   demir çelik kurulmadan önce 13 haneli bir köydü, demir çelikle kuruldu tezinin yanlış olduğunu,   Karabük’ ün kuruluşunun demiryolu ile başladığını , 1937-1938’lerde  demir çelikle  ve orman işletmesinin kuruluşu ile de şehrin daha da büyümeye başladığını anlatıyor.     Büyükbabam Mehmet Reşat’ ın  yol açma ekibinde aşçı olan kendisinin  kayınbiraderi,  benim de annemim babası , dedem   1996 yılında vefat eden  Ferhatoğlu Mehmet Arat’ ın anlatımı ile, “ İşçi ve mutfak çadırları kurduk ırmak kenarına,  ıssız bir yerdi o zaman Karabük , geceleri ayaz olurdu,  ben yemeklerini yapardım ,  erzak kumanya  Safranbolu’dan, su kuyulardan , ekmek  köy fırınından okkalık ekmek  olarak  gelirdi ,ekmek ve suyu bizim Enbiyaoğlu Ramazan Arduç  getirirdi ,Ramazan ağa da alem insandı, su almaya gider çabuk gelmez tencerelerim  yanardı , köy  fırınından okkalık ekmeğin hesabı aylık yapılır bazen hesap tutmaz  fırıncı ile bizim defteri tutan Türabioğlu  Abdurrahman arasında tartışma olurdu , sonradan öğrendik ki,  bizim  Ramazan ağa bazen günlük kendi istihkakı okkalık ekmeğin haricinde bir okkalık ekmek daha alır , yolda gidip gelir iken yer imiş,  bu ayer adam” diye  ramazan amcanın da olduğu cemiyetlerde anlatır Ramazan amca da içli içli gülerdi , “İşte böyle zor şartlarda yapıldı bu Karabük demiryolu”  diye sözü bağlardı. Kendine göre bir sosyal çevrede edinir Mehmet Reşat, Safranbolu ve eskipazarda düğünlere katılır, bazen onun için hoş anıları da olmasa da.Firma ile bazı problemler baş gösterse de devam edilir. 1934 yılı ortalarında FİLYOS’tan başlayan Ekipler Eskipazar’a ulaşır.Mohap firması ile alacaklarını tam tahsil edemese de  büyükbabam Mehmet Reşat ve ekibinin demiryolu açma işlemleri sona erer.   Önce Filyos –Eskipazar  arası yolcu trenleri çalışmaya başlar 1934 de, Batıbel tünelindeki işlemlerin bitmesi  ile Irmak –Eskipazar arasının da hizmete açılması ile  Filyos-Irmak hattı ulaşıma açılmış olur.
(1934  Filyos-Karabük- Eskipazar arası ilk yolculuk treni. Vagonların üstlerinde de Filyos Eskipazar olarak yazısı bulunmaktadır)
 
    1935 de Filyos  -Zonguldak demiryolu yapımını  Filyos –Irmak hattı yapımında tecrübe sahibi olmuş ve büyükbabam Mehmet Reşat Yurtaçan gibi soy isimleri demiryolu yapımı  ile ilgili konulmuş   yerli müteahhitlerden  Nuri  Demirağ , mühendisler Ata Hayri Kayadelen ,Naci  Dağdelen ve ray döşeme işlemlerini mühendis Asım Fahri  Yolaçan  bey üstlenmiştir. Demir yolu 1936’ da Çatalağzı’na ulaşır, 1936’nın  18 kasımında Çatalağzı’ndan ilk kömür yüklü tren Ankara’ya yola çıkar 19 kasım günü tren Ankara’ya ulaşır, Zonguldak valisi Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya’ya  Zonguldak’ın kara elmasını takdim eder   bayram yeri olur Ankara  garı 1937’de  demiryolu   Zonguldak’a ulaşır, genç cumhuriyetin kurucuları  Atatürk  ve arkadaşlarının  bir ideali  gerçekleşmiş, Akdeniz’le Karadeniz demir ağla bağlanmıştır, Zonguldak  karaelması ile  Türkiye  tanışmış ,nice sevgilileri   bazen ayıran bazen kavuşturan, adına  türküler yakılan, dağların aslanı  kara tren çelik raylar üzerinde seyr-ü seferlerine başlamıştır artık. 
Büyük babam Mehmet Reşat yapımına  çok emek verdiği Filyos –Irmak demiryolu hattının Kasım ayında  yapılan açılışını göremeden 23 Nisan 1935 tarihinde Giresun 2 nolu jandarma mektebine   444 kura numarası ile  jandarma er eğitmeni olarak sevk edilerek asker olur.
(Mehmet Reşat’ın görev yaptığı Jandarma Er Eğitimi olarak görev yaptığı bina şimdi Giresun Ticaret Meslek Lisesi olarak kullanılıyor, 1922 yılında yapılmış)
 
şimdilerde Giresun Teknik Anadolu Lisesi olarak hizmet veren bu tarihi yerde  43 nolu  Jandarma er eğitmeni   olarak askerlik görevini yerine getirir.
(Büyükbabam Mehmet Reşat’ın Giresun 2  Jandarma Mektebinde 43 nolu  Er Eğitmeni olarak görev yaparken çekilen resmi)
 
 O yıllarda tuttuğu günlüklerini  okuyan babam Adil Yurtaçan’ın anlatımı ile “Anadolu’dan gelen saf, temiz,  ezik, bazen sağına soğan, soluna sarımsak konularak sağını solunu öğrenebilen acemi jandarma  erlerine   eğitim verir,  yeni kurulan cumhuriyetin ideallerini fikirlerini öğretir.Bazen yanlış anlaşılmadan dolayı kendisi için hiç de hoş olmayan anıları da olmuştur Mehmet Reşat’ın , kendi deyimi ile” Yıpratıcı olsa da vatan görevidir kaçılmaz.”der.   İki yıllık vatani görevden sonra 1937 yılının Mayısında izne gelir ,   hasret giderir  eş  dost   akraba, çocukları ve babaları Sakarya savaşında  şehit olduğu için yetim kalan  onu babaları gibi gören yeğenleri  Huriye ve Zuhriye ile.İzin dönüşü birlik komutanına hediye olarak  o dönemde bölgemizde çokça olan  renk renk tüyleri ile süslü  yaban sülün horozu getirir, Bakiler köyü ile Veyisoğlu köyü arasındaki ,o zamanlar çalılık, şimdi orman olan yerde tuzak ile yakalayıvermiştir  Enbiya oğlu Yakup oğlu Ahmet  sülün horozunu.  Askerliğe  23 nisan  935 günü başlayan  Mehmet Reşat  29 Ekim 1937’de  cumhuriyetin 14. yılının kutlandığı gün evine döner.      Askerlik dönüşü çevresi ile sosyal ilişkilerini sürdürür,  cumhuriyetin aydınlanmacı yüzü henüz yeni yeni toplumumuza yerleşmektedir, insanlar ürkek ve çekingendir , Mehmet Reşat’ın yaşadığı bir olay o dönem insanlarınnın eğitim düzeyini ve ruh halini iyi ifade eder. 1926 doğumlu birkaç yıl önce aramızdan ayrılan, kendisinin kayınbiraderi olan merhum Eyüp Arat’ ın anlatını ile  “Çocuktum, köyden TEFEN’e  tarlamıza gidiyorduk , bir gürültü ile o zamanlar   tarla olan  Çamurlu Köprü’ye  tayyare kondu , ben de hevesle tayyare göreceğim diye koşarak gittim, mısır belleme zamanı idi,  kadınlar mısır bellemeyi bırakıp kazmalarını  atarak  kaçıyordu,  yaşlıların kimi namaza durmuştu gavur bastı diye, tayyareden el ediyorlar- kaçmayın- diye, kimse yanaşmıyor , nerede imiş eniştem göründü atının üzerinde, askerden getirmişti atını,  bağırdı kaçanlara kaçmayın görmüyor musunuz bayrağı, o Türk tayyaresi  diye , meğerse keşif tayyaresi   imiş, yakıtı bitmiş , iki gün bekledi benzini geldi, tayyare  manevra yapa yapa havalandı gitti” diye anlatırdı.
 
 Genç cumhuriyetin bölgemize demiryolundan sonra Atatürk’ün  Ukraynalı prof Yurçenko ve ekibine yaptırdığı fizibilite  çalışmaları ile demir çelik Ereğli’ye mi Tefen’ e mi  yapılsın   tartışmaları sürerken 3 Nisan 937 de Karabük’ te çeltik tarlalarına  başbakan İNÖNÜ ve sanayi bakanı BAYAR’ ın katılımı ile ilk kazma vurulmuş ,Bartın’dan ,Devrek’ ten ve civar ilçelerden coşkulu halkın katılımı ile bayram yaşanmış,  fabrikanın Karabük’ e yapılmasına başlanmıştır . 
(Karabük Orman İşletmesinin kuruluş yıllarındaki memur kadrosu. Mehmet Reşat’da 2 sicil nosu ile Marka memuru olarak yer alıyor,45 lira maaş.)
 
 ATATÜRK  daha önce vakıfların işlettiği ormanları millileştirmeye karar vermiştir.   İlk orman işletmesini   orman revirliği adı altında  Karabük’te kurmaya karar verir. Büyükbabam Mehmet  Reşat ta teklif alır kendisini demiryolu  yapımı  çalışmalarında tanıyan arkadaşları aracılığı ile, 5 binadan mevcut  Karabük   istasyonunda  bir binada  orman mühendisi  Muzaffer Yener beyin idaresinde MEHMET REŞAT YURTAÇAN  2 sicil numarası ile 1938 yılı Mart ayında  45 lira maaşla marka memuru olarak  Kazım Gökalp ve Hasan Değer beyler de kesim memuru olarak görev  alırlar.  Demir çelik fabrikasında da artık ilk yerli üretim heyecanı başlamıştır ,köyden akranlarını alır getirir, Muharrem Tiryaki ,Sait Soysal,Hasan Arduç ve kendisi gibi giyime meraklı  İsa Yılmaz, daha sonra hepsi de Karabük’te kök baş olurlar. 
(Büyükbabam Mehmet Reşat’ın 1939 yılında Kesim Memuru olarak görev yaptığı belge)
 
1939  şubat ında 50 lira maaşa terfi ettirilip Keltepe orman işletmesine kesim memuru olarak görevlendirilir ,haftada iki gün çalışan posta trenleri ile köye gelir bazen,  baba annemin deyimi ile “O artık Karabük’te orman işletmesinde köyündeki  insanları da işe güyen,  boynu gravetli  depe  mamuru Memet Efendi’dir artık.  İnsanlar imrenir giyimine kuşamına,   giyinmek için değil korunmak için giyinildiği yıllarda.  gramofonu vardır dönemin ünlü firması “ Sahibini Sesi” nin plakları çalar gramofonunda , bazen arızalanır gramofon  tamir için  haber salınır Hacıoğlu  mahallesinden  Hallampa lakaplı  Satılmış Erdoğan’a  , bayan Safiya söyler” bülbül konmuş gül dalına” ,” Erzurum’un dağlarında, çiçek açmış bağlarında”,  daha nice içli yanık türküler, insanlar gelir gider bu içli türküleri şarkıları  dinlemeye.
(Büyükbabamın Karabük Orman İşletmesinde memurluk yılları)
 
 1927 doğumlu Kastamonu Göl Köy Enstitüsü  mezunu emekli ilk öğretim müfettişi Hidayet Yılmaz abimizle geçen yıl yaptığımız söyleşide,”Haftada bir köye gelirdi ,şık giyinirdi her halinden oturuşu ile kalkışı ile, bizlere yaklaşım,ı hitap şekli ile devlet memuru olduğu belli oluyordu, herhalde biz de ondan etkilenmişizdir” diye anlatıyor . Mehmet Reşat   genç yaşına rağmen yıpranmış, dönemin kötü hastalığına yakalanmış, verem olmuş tur.1939 yılı  yazında  annesi Gülsüm vefat etmiş, o yıllardaki   iletişim ve ulaşım güçlüğünden dolayı bunu köye geldiğinde öğrenmiş,   bu onu kahretmiş, hastalığını olumsuz etkilemiştir.  Yeni kurulan Karabük’te daha doktor, hastane yoktur.  Zonguldak’a gider gelir ,doktor Nimet beye ,   ev istirahati verir doktor,  tarla bağ bahçe işleri çok denilerek, kendisinin karşı çıkmasına rağmen, Kozlu’dan bakıcı Arife kadın getirilir, daha sonra hep soru  işareti olur Arife kadın,  hastalığı ilerler,kontrole gittiğinde doktor nimet bey kızar,ne biçim devlet memurusun, dediklerimi tutmamışsın diye  . 1950’li yıllarda Devrek’te kaymakamlık tahkikat katipliği yapan Safranbolulu  Canip beyin ve 1950’li yıllarda yapılan Gökçebey - Devrek köprüsünü  yapan Tevfik Mete beyin ortağı Kazım bey in “Çok yakın arkadaşımızdı, bu topluma, çevresine yapacağı çok faydalı işler vardı.” dedikleri  büyükbabam  ,  1940’ta   bahar çiçeklerinin yeni açmaya başladığı Mart ayının 15’ inde ,   günümüzün yaşam ömrü  göz önüne alındığında bir kelebeğin ömrü  kadar kısa sayılabilecek yaşta, 30 yaşında hayata gözlerini yumar.   Babaannem   1981 Nisanında  vefat edinceye kadar benide araştırmaya sevk eden “ Bu memlekete o kadar hizmet  etti,  gençliğini verdi,   abisi İsmail Sakarya  muharebesinde kaldı  , babası  Seyit Ali hoca yaşlı ,çocuklar da küçüktü.  İsmail’im 11’ inde, Adil’ im henüz 2 yaşında beşikte idi, hakkını arayamadık.”  demesini doğrularcasına , Karabük orman işletmesininin arşivindeki   80 yıllık memur kütük defterinde   büyükbabamla ilgili 22.2.1939 gün 1715-39 sayılı emirle  Keltepe orman işletmesine kesim memuru olarak görevlendirildikten sonra ayrıldığına dair kayıt yoktur yazmaktadır.
 
(Büyükbabamın Karabük orman işletmesindeki  memur künye defterindeki bilgileri  )
 
Kısacık  ömrünün 7 yılı Filyos- Irmak  demiryolu  yapımı, 2,5 yılı jandarma er eğitmenliği ,2 yılı Karabük orman işletmesin de  olmak  üzere 12 yılı cumhuriyetin kuruluş yıllarında devlet hizmetinde geçen  büyükbabam Mehmet  Reşat Yurtaçan   Ilgaz dağlarından ve araç ormanlarından  gelen ,yenice ırmağı ile Devrek çayının birleşerek  süzüle süzüle Karadeniz’e akıp gittiği, Filyos çayını takip eden  kendisinin de  yapım  yıllarında büyük emeği olan demiryoluna hakim sırtlarda Kelezoğlu türbesinde ebedi istirahatgahında  yatmakta olup , Ankara beytepe  jandarma müzesinde, Giresun j.er. eğitim mektebinde çekilme fotoğrafının ve bilgilerininde olduğu köşede gelen ziyaretçileri karşılamaktadır.                                                                                                                         --------------------------------------------------------------------------------------------------                                                                                     
Kaynaklar..aile arşivi-karabük orman işletmesi arşivi-olayları yaşayanların ve Adil Yurtaçan’ın anlatımı                                                                                       
Fotoğraflar..aile arşivi -Eczacı Hikmet Şeyhoğlu arşivi – İsmet saygı arşivi –Ankara beytepe jandarma müzesi. 
 
Facebook'ta Paylaş...

Haber Tarihi:2017-03-29
Bu haber 4353 kez okunmuştur...

 
  İstatistik
  Dün : 543
  Bugün : 818
  Toplam: 6665776
   Online :

  63 konuk,

 
Tefen67.com

<< Ana sayfaya Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Habere Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama