ALAMANYA ACI VATAN (5) TARİHE NOT DÜŞÜYORUZ…
  “ALAMANYA ACI VATAN” dizisinin 5 Bölümünde İlçemiz eski esnaflarından Sanayici, 20 yıl Almanya’da çalışmış Gökçebeyli Nuri Kılınç ile yapılan röportajı yayınlıyoruz.

 Bu yıl ilk kez İlçemizde Gökçebey Cumhuriyet Anadolu Lisesinin  gerçekleştirdiği TUBİTAK Bilim fuarı öğrencilerin ortaya koydukları birbirinden güzel ve ilginç projeleri ile dikkat çekti. İlgimizi çeken projelerden bazıları sosyal bilimler alanında öğrencilerin hazırladıkları yerel projeler oldu. Özellikle de Gökçebeyli emekli gurbetçiler ile öğrencilerin yapmış oldukları röportaj fuara katılanların çok ilgisini çekti. Almanya’ya ilk işçi göçünde giden ve yıllarca çalıştıktan sonra emekli olarak memleketlerine yerleşen gurbetçilerimizin yaşadıklarını anlattıkları bölümler Tarihten birer sayfa değeri taşıyordu . İlk gurbetçilerimizin hikayeleri, yabancı bir ülkede yaşadıkları, özlemleri, beklentileri ve hiç ummadıkları şekilde birkaç yıl çalışıp Almanya’dan geri döneriz diye çıkılan gurbette geçirdikleri onlarca yıl ve öğrencilerin bu gurbetçilerimizle yaptıkları sohbet Tarihe not düşülecek kadar  bilgi içeren hoş ve sıcak bir sohbet olmuş. Gerçekten öğrencileri  bu çalışmalarından dolayı tebrik ediyor, Başarılarının devamını dileriz.

  Cumhuriyet Anadolu Lisesinin  bu projeyi hazırlayan öğrencilerinin ve danışman Öğretmenin de iznini alarak  çalışmayı sizlerle paylaşmak istedik.

Çalışma Beş bölümden oluşup, Selahattin Gücük, Halil Darakcı , Sadullah Aladağ, Mehmet Acar ve Nuri Kılınç isimli Gökçebeyli sakinlerimiz ve emekli gurbetçi işçilerimiz ile yapılan sohbetlerin bir röportaj haline getirilmesinden meydana gelmiştir.
Bizde okuyucularımız ve takipçilerimiz için  Gökçebey Cumhuriyet Anadolu Lisesi Öğrencilerinin TUBİTAK Bilim fuarında sosyal bilimler alanında  hazırladıkları “Almanya Acı Vatan “ projenin İkinci  bölümünü  yayınlıyoruz.

— Almanya’ya ilk giden işçilerimizden Gökçebey’den emekli olan gurbetçilerimiz-
Gökçebeyli olup Almanya’da çalışan orada bir hısım akrabası olmayan yoktur buralarda. Gurbetçi dediğimiz  neredeyse hepimizin akrabaları bulunmaktadır.Bu arada da orada yıllarca çalışıp sonra  emekli olmuş ,ülkesine memleketine kesin dönüş yapmış gurbetçilerimiz de var.Bunların bir kısmı kesin dönüş yapmış bir kısmı hala bağlarını Almanya’dan koparmamışlar.Çocukları ,torunları hala oradalar.Doğal olarak da bazıları gidip geliyorlar Almanya’ya.Biz bu çalışmamızda özellikle işçi göçü olarak Almanya’ya ilk gidenleri  50 yıldan fazla bir  süre öncesinde orada yaşayanları  bulmaya çalıştık.Onlarla bir sohbet etmek ve yaşadıklarını paylaşmalarını istedik.Bu çalışmamızda fikri bize kendisinin de babası 1960’ ların başında Almanya’ya ilk işçi göçünde giden ve Almanya’dan emekli olan tarih öğretmenimiz Bahri Çetinoğlu verdi.Öğretmenimizin de tanıdığı emekli gurbetçilerimizle çok hoş bir  görüşme yaptık.Allah hepsine uzun ömür versin.Çalışmamızda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.
HAZIRLAYAN ÖĞRENCİLER
Deniz Kürekci 
Cansel Saraçbaşı
Beyza Kayabaşlı
                               2015-2016
                          GÖKÇEBEY CUMHURİYET ANADOLU LİSESİ
                             TÜBİTAK BİLİM ŞENLİĞİ TARİH PROJESİ
                                           ALMANYA ACI VATAN

         NURİ AMCA İLE SOHBETİMİZ
 
   -Nuri Amca öncelikle bizi kırmayarak bu sohbeti kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
   -Bende sizlere teşekkür ederim çocuklar.Ben  Nuri KILINÇ 1945 doğumluyum. Gökçebey Kahyaoğlu Köyün’de doğdum. Gökçebey’de meslek sahibi olmak için terzi çıraklığı yaptım. Terzi çıraklığı yaptıktan sonra usta oldum ve burada tüccar terzi olarak terzilik yaptım. Gökçebey’de ikamet ettim.
    -Almanya’ya kaç yılında gittiniz?  Daha öncesinden Almanya ile ilgili bilginiz var mıydı?
   -1971 Yılında Almanya’ya gittim. Gidip gelen arkadaşlarımızdan  Almanya hakkında  bir takım bilgiler edindim. Almanya’daki yaşam tarzı bize cazip geldi ve bizde kendimizi ona göre hazırladık. Buradaki mesleğimizi bırakıp Almanya’ya gittik.

 
  
-Peki Almanya’da Gökçebey’den tanıdığınız kimler vardı ?

   -Gökçebey’den eniştelerim vardı ,yakın arkadaşlarım vardı. Kardeşim vardı o benden önce gitti.Ben daha önce Almanya’ya gitmeyi düşünmüyordum ama onlar bana Almanya’nın yaşantısını anlattıklarında cazip geldi. Ondan sonra bir merak ve hevesle Almanya’ya gittim.Maddi sebepten gitmedim benim burada iş yerim vardı ev kiramda yoktu. Kendime ait dükkanımın olmasına rağmen gitmeyi düşündüm. Avrupa yaşamı bana cazip geldi.
   -Nuri Amca Almanya’ya gitmeden önce hangi işi yapıyordunuz?
  -Terzilik yapıyordum. Fikret ERMEK’in yanında  çıraklık yaptım. Bizim zamanımızda mesleği öğretiyorlardı fakat makası elimize vermiyorlardı. Fakat o mesleğini bırakıp İstanbul’a otel işletmeciliği yapmak için gidiyorum diye bana sonradan mesleğimi geliştirmek için makası verdi ama dükkanı bana devretmedi. Pantolon kesmeyi ,ceket kesmeyi ,yelek kesmeyi öğrendim. O zamanlar İngiliz pantolonlar vardı. O pantolonları herkes kesip  dikemezdi onları falan öğretti bana tabi ondan sonra ben mesleğimi biraz daha geliştirmek için Karabük’e gittim. Karabük’te 9 ay çalıştım. Karabük’ün havasını beğenmedim daha doğrusu yaramadı bana tekrar Zonguldak’a geçtim. Zonguldak’ta devam ettim orda parça başı çalıştım orda çalışırken 1960 inkılabı oldu. İnkılap olduktan sonra hayat durdu tabi bizde işsiz kaldık dükkan kapandı işler azaldı. Gökçebey’e  dönmek zorunda kaldım. Gökçebey’e geldim boş bir dükkanımız vardı.

 

Ben daha 16 yaşındaydım vergi mükellefi oldum.Babama dedim baba ne olur bu dükkanı bana ver de ben terzilik yapayım dedim.Hadi git ya sen daha çocuksun dedi sen ne anlarsın bu işlerden sen daha kendini biraz daha yetiştir dedi.Ben dinlemedim babamı gittim marangoza bir tane ütü masası o zaman ütüler şimdiki gibi elektrikli değil kömürle çalışıyordu.Gittim bir tane ütü masası ve kesim masası yaptırdım. Annemin evde gelinlik makinası vardı dükkan açmaya başladık öyle devam etti . 1- 2 sene öyle çalıştım ve kendime sermaye oluşturdum. İki buçuk sene sonra İstanbul’a gittim oradan kumaş aldım ve tüccar terzi oldum.1965 yılında askere gittim.askerden geldikten sonra Gökçebey’de tekrar işime devam ettim.1971yılında da Almanya ya gittim.

-Almanya ya gitme amacınız neydi Nuri Amca? Orada kalmak mı? Yoksa para kazanıp geri dönmek mi ?
   -Geçici bir süre olarak Almanya’ya gittim.Hiç bir zaman orada kalmayı düşünmedim çünkü Almanya’nın yaşantısını sevmedim. Türkiye ile karşılaştırdığım zaman Türkiye daha güzel dünya cenneti bir ülke.Almanya’da güneş yüzü göremiyorduk.
    Bizim olduğumuz zamanlarda mevsimler çok farklıydı devamlı yağmur yağıyordu ama sosyal yaşam Türkiye’den çok çok daha iyiydi.
  -Almanya’ya ne yolu ile gittiniz Nuri Amca?
   -Uçakla hava yoluyla gittim.Size şu tuhaf gelecek ben terziyim terziden madenci olmaz .Almanya’ya giderken işçi bulma kurumuna madenciyim diye başvurdum.Burda avukat arkadaşım vardı madenci olduğuma dair sahte bonservis yaptım patatesten mühür bastım.
  -Kandırdın yani Almanları Nuri Amca.Peki Almanya’nın hangi şehrinde hangi sektörde çalıştınız ?

 
  
  -İlk Almanya’ya gittiğim zaman bizi misafirhanede misafir ettiler.Bir gün dinlenme günü verdiler bize.İkinci gün buradan giden Türklerin bulunduğu yurtlar var HEİM denilen ,o yurtların etrafındaki çöpleri bize temizlettiler. O zaman Almanlar bize bir bira ve bir pakette sigara ikram ettiler.Gittiğim şehrin ismi HERNE idi.
      Maden ocağında önce 3 ay boyunca yer altı ve yer üstü maden hakkında kurslar verildi.Birde Almanca kursları verildi tabi ben bu kursları yeterli bulmuyordum. Ben çok meraklıydım Almanca öğrenmeye. akşamları Almanca öğrenmeye giderdim.
    Yer üstünde 3 aylık kurstan sonra yer altına indirdiler ilk  indiğimiz yer 1100 metreydi.  O gün bana çok değişik geldi ilk defa yer altına indiğim için o anımı asla unutamıyorum.
    Çünkü  yer altında yemek nasıl yenir nasıl içilir  nasıl oturulur ne yapılır bilmiyoruz. Hiçbir bilgimiz yok. Türkiye’deyken hiç madene girmedim hiçbir bilgim yoktu. Baktık orda insanlar yumurtayı soyup yiyor , yumurtanın içi simsiyah oluyor, oradaki adamlar alışmış tozlu dumanlı yiyorlar. Tabi ben o gün hiçbir şey yiyemedim midem almadı ama zamanla bende onlara alıştım. Hatta bir ara karar bile vermiştim ben memleketime geri döneceğim diye ama gelen giden arkadaşlarım kardeşlerim bana tavsiyelerde bulundular. Sabır falan dediler , biz de doktordan istirahat izin falan 1 yıllık kontratı bitirdik. Benimde madenciliğim orda bitmiş oldu.

 
   
Ben daha sonra yer üzeri olan metal üzerine olan bildiğimiz televizyon  buzdolapları falan yapılan fabrikaya gittim. Orada da 18 ay işçi olarak çalıştım  ve o arada alman bir kızla tanıştım onun sayesinde Almancayı daha çabuk öğrendim . Almancayı kavradıktan sonra kendime güvenim arttı .  2.5 sene sonra müstakil bir iş yeri açmak istedim. Fakat iş yeri açmak için yabancı   olduğumdan  işyeri açma imkanım yoktu .Alman yasaları buna imkan vermiyordu.  Bu arada ne yapacağım diye arayışa girdim  Alman arkadaşıma sordum artık birbirimize çok güveniyorduk ona sordum ben böyle bir iş yeri açsam bana  açar mısın falan diye  oda bana okey dedi onun adına iş yeri açtım 10 yıllık hayatımı bu şekilde devam ettirdim.  O zamanlar işçiler 1000 mark 1500 mark kazanırken ben  4000 -5000 bin mark kazanıyordum.
    Daha iyiydim. Meslek geçerli olduğundan . 10 yıl az bir zaman değil , bay- bayan deri kürk üzerine  çalışıyordum aynı zamanda. O cazipliği bıraktık bu seferde bir meslek değişikliği yapalım dedik,  gıda üzerine bir market açtım. Bir Türk marketi içinde kasabı ,manavı olan tam teşekküllü. 1 yılımı doldurmadan kafa daha çok aydınlanmaya başladı. Gökçebey’den kardeşlerime 1 tır mal yaptırdım kuru gıda. İhracata başladım. Her 15 günde bir tır malım geliyordu Almanya’ya.  Bu şekilde 8 sene daha market üzerine çalıştım. Ve oradaki tasarrufumla geldim Gökçebey’e yatırıma dönüştürdüm. Buraya bir seramik fabrikası yaptırdım.
     -Peki Nuri Amca Almanya’daki günlere tekrar dönelim ,sosyal hayat falan…
   Terzide çalıştığım dönemlerde yüzme alışkanlığım vardı her akşam yüzme havuzlarına giderdim. Oradan çıktıktan sonra birahanelere gider bira içer yemeğimi yerdim.
   Alman arkadaşım bana Almancayı bende ona Türkçeyi ögrettim.   Almanya’da ki arkadaşımla 30 yıl birlikte yaşadık. 
  -Nuri Amca Almanya’da başka yabancı arkadaşlarınız oldu?
    Ben mesela boş zamanlarımı orda Almanların lokali vardı oraya giderdim spor lokaliydi o. Futbol oynamaya beni de davet ederlerdi ama benim futbolla aram iyi olmadığı için ben sadece arkadaşlık olarak onlara eşlik ederdim.  Ve her hafta sonu  cumartesi günleri bizim 10 kişilik bir grubumuz vardı bunların içinde tek Türk olan bendim.  Diğerlerinin hepsi Alman’dı. Yerdik, içerdik  eğlenirdik dans ederdik hoplardık zıplardık yani hafta sonumuzu öyle geçirirdik. Onun dışında benim bir alışkanlığım vardı ayda bir kere 40 45 kişilik yabancı gruplarla birlikte Almanya’yı tanımak amaçlı Almanya’nın değişik yerlerine giderdim. Mesela oranın dağları ormanları  gölleri turistlik bölgeleri o bölgelere giderdik gezerdim hatta almanlar bana aramızda tek Türk misafir diye domuz eti yemediğimi bilirlerdi.  Bana has özellikle dana eti, tavuk  eti balık eti yaptırırlardı.



-  Başka neler Amca?
   -1974 Kıbrıs çıkarmasında metal fabrikasında çalışırken Teo diye bir arkadaşım vardı Yunanlı. Kıbrıs çıkarmasından sonra yanıma yaklaşmaya korkuyordu. Ama ben ne haber Teo, guten tag (günaydın) dediğim zaman,  guten tag Nuri  diye cevap verirdi. Beni sonra daha samimi buldu genellikle Yunanlılar bizden çekiniyordu, korkuyordu. Ama dedi ki ya Nuri orada savaş var ama o ne senin meselen ne de benim. O yukarıdakilerin meselesi biz yine arkadaşız iş arkadaşıyız dedi.Ben de tabi Teo dedim hatta ondan sonra dostluğumuz daha çok pekişti arttı.
    -Nuri Amca kaç yıl kaldın Almanya’da?
    -Almanya’da toplam 20 yıl kaldım.
  -Almanya’da iken en çok memleketinizin nelerini özlediniz?

 
   -Ben Türkiyemi çok seviyorum hala öyle o zamanda öyleydi. Türkiye’nin havası suyu, denizleri yani Türkiye bambaşka. Türkiye bu konuda gerçekten tartışılmaz. Macarları hissettim bizim insanlarımıza yakın olarak.. Macarlar bize Yunanlardan daha yakın. Yani benzerlikleriyle daha yakın yaşam tarzlarıyla. Yunanlılara gelince de yunanlılarla bizim mutfağımız 3 aşağı 5 yukarı aynı. Yugoslavya’da özellikle Belgrad’ta falan çok kaldım..Örneğin bir birahaneye gitmiştik ,orada yaşlı insanlar benim yabancı olduğumu hemen hissetmişti ve başıma toplanmıştı. Onlarla sohbet ettik  yarı almanca yarı Türkçe onlarla anlaşabildik. Orada en çok duyduğum Osman kelimesiydi. Bizim Osmanlı torunları olduğumuzdan bahsedelerdi.
   Buradaki çevrem çoluk çocuğum buranın havasını suyunu çok özlerdim. Kesinlikle ilk başta havasını suyunu ülkemin.  6  ayda bir izine gelirdim imkanlarım vardı. Almanya’da bir tane oğlum var oradan kesin dönüş yaparken oradaki iş yerimin 3 tanesi sattım 2 tanesini de ona.
    Almanya’da gizlilik diye bir şey yoktur. Almanya’nın iş yeri disiplini çok hoşuma giderdi.
   Ben Gökçebey’e geldiğim zamanda arkadaşlarıma zaman zaman anlatıyordum. Alman terbiyesi diye bir şey var diye ama arkadaşlarıma çevreme bunu ispat edemiyordum. İş tertibi, iş düzeni bizlerden çok çok farklı. Örneğin bizim askeriyemizde nasıl bir disiplin varsa onlarında iş yeri disiplini var ona uyuyorlar bu da benim çok hoşuma gidiyordu . Buraya geldiğimde bile bunu kendi iş yerlerimde uygulamak istedim ama bu disiplini oturtamadım.
  -Türkiyeye ne zaman döndünüz Nuri Amca?
  Türkiye’ye seramik fabrikası açmıştım bu işlerinde ben başında olmadan yürümeyeceğini anlayınca dönüş yapmaya karar verdim.  Orada ki yatırımlarımın bir kısmını oğluma devredip diğer kısmını da paraya çevirip  1989 yılında geri döndüm buradaki işime devam ettim.
   -Hala Almanya ile bağlarınız devam ediyor mu?
   -Evet oğlum Almanya’da. En son geçen sene gittim ama eski ortamı bulamadım 15 gün zor durdum kimi sorsam yaşıtlarımız ya ölmüş yada temelli dönüş yapmış çoğu rahatsız hasta. Bana göre alman ekonomisinde gözle görünen bir değişiklik var bizim mark dönemindeki Almanya yok mesela. Ben HERNE  diye bir şehirde kaldım o şehirde ana cadde dolu oluyordu insan seli oluyordu. Şimdi bakıyorum Almanlardan çok Türkler var. Türk esnafları, dönerciler  ,kebapçılar ,terziler, berberler falan.
 Orta okula giden çocukların  % 90 Alman eğitimi almışlar.  Artık oradan dönüp buraya uyum sağlayamazlar o çocuklar.Buraya gelince çıkmaza giriyor ben kendi torunlarımdan biliyorum  arkadaşları yok, çevreleri yok şaşkın ördeğe dönüyorlar
-Amca son olarak Türkiye ile Almanya arasında bir karşılaştırma yapar mısın?
   -Almanlar A’dan Z ‘ye her şeylerini tamamlamışlar. Bir defa başta hükümetleri düzeni korumuşlar hiç çalışmayan insana bile normal  yaşayabileceği bir ortamı sağlıyorlar. Örneğin  ev kirasını veriyor,elektrik faturasını veriyor ,cebine harçlık veriyor. Bizde işsizlik parası adı altında toplanan para gidiyor başka yerlerde harcıyor aramızda çok fark var tartışılmaz bir fark.
    Birde size şu anımı anlatayım geçen sene fırına gittim orada baktım  bir bayan var Almanca konuşuyor siz dedim - nerden geliyorsunuz? - ben Almanım tatile geldim buraya  dedi.  Benimde otelde canım sıkıldı gidip şu Almanlarla biraz şakalaşayım dedim. Gittim yanlarına  bayan hemen karavanından çikolata çıkarttı. Alman çikolatası verdi, arkasından sigara ikram etti. Sigaram bitti izmaritini yere attım.  Bayan hemen oradan- aman sen napıyorsun –dedi. Geldi benim yerdeki izmaritimi aldı,  karavanından kül tablasını çıkarttı  ona koydu. Ben utandım  kendimi kurtarmak için bin bir türlü şeyler söylesem de o işin içinden çıkamadım.
 İşte Almanya böyle bir kültür çocuklar.Öğreneceğimiz çok şeyler var daha.
-Nuri Amca bu hoş sohbet için size çok teşekkür ediyoruz.Bizleri kırmadınız.Allah uzun ömürler versin.
-Ben teşekkür ederim çocuklar.
 
Facebook'ta Paylaş...

Haber Tarihi:2016-06-27
Bu haber 1369 kez okunmuştur...

 
  İstatistik
  Dün : 1479
  Bugün : 1344
  Toplam: 4613825
   Online :

  48 konuk,

 
Tefen67.com

<< Ana sayfaya Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Habere Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama