Prof. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’nun 1943 tarihli “Zonguldak’ta Soyadı Alma Hadisesin Takibi” adlı 19 sayfalık makalesi; soyadı kanunu ve bu kanunun Zonguldak’taki vatandaşa uygulanışı hakkında çok önemli değerde bilgiler sunmaktadır. Makalede de belirtildiği üzere; Fındıkoğlu bu çalışmasını, Zonguldak kömür madenlerinde çalışan işçilerin arasından derlediği bilgilerle hazırlamıştır.
Soyadı anketi soruları:
Prof. Fındıkoğlu Zonguldak’ta soyadı kanunu ile ilgili anket çalışması için hazırlanmış sual varakası nümunesinde görüldüğü gibi işçilere 10 adet soru sormuştur:
1-Kendi öz adınız?
2-Babanızın öz adı?
3-Babanızın babasının memleketi?
4-Eskiden kalma soy adınız var mı? Nedir?
5-Soy adı kanunu çıktıktan sonra eski soy adınızı olduğu gibi veya tadil ederek muhafaza ettiniz mi?
6-Etmedinizse niçin ve neden?
7-Yeni Soy adınız nedir?
8-Akrabalarınız içinde kanunca aynı soy adını taşımaları lazımken ayrı soy adları bulunan kardeşler, amcalar… var mı?
9-Yeni soy adınızı kim buldu? Nasıl ve nereden seçip aldınız?
10-İlk bulduğunuz soy adını nüfusa kaydettirmeden evvel veya sonra değiştirmek icap etti mi? Değiştirdiğiniz soy adı ne idi? Değiştirme neden icap etti?
Prof. Fındıkoğlu’nun anket çalışmasından sonra hazırladığı makalesi; bilimsel bir yazı olmasının yanında röportaj türünden istifade ettiği için de, herhangi bir kaynakta bulunmayacak kadar samimi ve çarpıcı anekdotlar sunması bakımından da ayrı bir değer oluşturmaktadır. Zonguldak, yeni kurulan Cumhuriyet’in ilk ilidir. Üzerinde yükseleceği sağlam temellerinin yeraltından çıkarıldığı emek kentidir. Meclis’in çıkardığı son derece önemli bir kanunun halk tabakaları arasındaki tezahürü ve uygulanışı kayda değer önemli sonuçlar vermiştir.
* * *
Zonguldak’ta bu tatbikat nasıl oldu?
Prof. Fındıkoğlu’nun, Zonguldak’ta yaşayan bazı aileleri de yakından ilgilendirdiğini düşündüğümüz bu makalesinden bu güne de ışık tutan önemli bölümleri dil ve anlatım özelliklerini hiç değiştirmeden sunuyoruz:
Makeleden sayfa numaralı bazı alıntılar;
Prof. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu: “Zonguldak’ta Soyadı Alma Hadisesinin Takibi”1943
(Sayfa:100–104)
“Zonguldak’ta bu tatbikat nasıl oldu? Bu suale cevap verirken anlatacağım şeyleri iki menbadan elde ettim. Bunlardan biri, Zonguldak’ta bizzat yaptığım anket soruşturmalarıdır. Amele muhitinde bulunduğum birkaç gün zarfında, başka meseleler arasında bu ciheti de yokladım. İkinci menba, Zonguldak’la alakadar neşriyattır. Bu neşriyat bilhassa, 1934’ ten evvelki Zonguldak’ta aile isimlerinin, kanundan evvelki, mevcudiyet ve mahiyetini aydınlatmak için kullanacağım
I- Anket neticeleri:
Bilhassa Zonguldak ameleleri arasında yaptığım anketlerde şu üç nokta üzerinde durdum:
1. Soyadı kanunu çıktıktan sonra eski aile isimlerini muhafaza edenler; 2. Soyadı kanunu çıktıktan sonra eski aile isimlerini herhangi şekilde tadil edenler;
3. Soyadı kanunu çıktıktan sonra eski aile isimlerini tamamıyla değiştirenler;
1-Bunlardan birinci zümreye ait olan 14 isim şunlardır;
İsim Memleketi Aile İsmi
Durmuş Devrek Kareşuroğlu
Hasan Görele Kesmeroğlu
Hamdi Tirebolu Kırcaoğlu
Hasan Vakfıkebir Bebeoğlu
Mehmet Devrek Gökdemiroğlu
Halil Görele Erkanoğlu
Mehmet Gerze Pamuksuzoğlu
Cemal Zonguldak Pehlivanoğlu
Hüseyin Zonguldak Kabadayıoğlu
Nusret Zonguldak Turanoğlu
Süreyya Bartın Şekercioğlu
Halil Zonguldak Taşçıoğlu
Aptullah Zonguldak Oduncuoğlu
Mustafa Zonguldak Gösteritoğlu
2 -İkinci zümreye ait olan 22 isim şunlardır:
İsim Aile İsmi Yeni İsmi
Faiz Sancaktaroğlu Bayraktar
İsmail Çitmecioğlu Çatma
Hakkı Çitmecioğlu Çatma
Recep Gözsüzoğlu Gözlü
Niyazi Demircioğlu Özdemir
Niyazi Kasımoğlu Kesim
Fevzi Oruçoğlu Oruç
Sefer Çakmakoğlu Çakmak
Ali Cinoğlu Cin
Ahmet Demircioğlu Demir
Osman Dorukoğlu Doruk
Arif Sebuoğlu Sebu
Saffet Sebuoğlu Sebu
Mustafa Sebuoğlu Sebu
Avni Ustabaşıoğlu Ustabaşı
Ömer Kavuncuoğlu Kavuncu
İzzet Öksüzoğlu Öksüz
Halil Turoğlu Tur
Tevfik Bostancıoğlu Bostancı
Kemal Kefecioğlu Kefeci
Mehmet Helvacıoğlu Helvacı
3 -Üçüncü zümreye ait olan 28 isim şunlardır:
İsim Eski Aile İsmiSoyadı
Hafız Kethüdaoğlu Çoban
Şaban Çilhasanoğlu Onam
Nazif Çolakoğlu Cin
Tahir Çömçemoğlu Şahin
İbrahim Davutoğlu Arslan
Hüseyin Arapoğlu Akyazar
Mustafa Şatıroğlu Şengün
Ali Velibaşoğlu İyiusta
Hüseyin Kadıoğlu Oral
Hakkı Külanoğlu Ürenç
Ali Abdaloğlu Uzun
Maksut Kotıloğlu Demirel
Hamit Saraçoğlu Soygür
Bedri Hızıroğlu Güneri (1)
Hasan Kesberoğlu Torul
Mustafa Ayvazoğlu Akyüz (2)
Niyazi Demircioğlu Özdemir(3)
Ahmet Çitmecioğlu Çatmacı(4)
Hakkı Kadıoğlu Oral (5)
Mehmet Çakaloğlu Çelik
Ahmet Çakaloğlu Çelik
Necati Yıldırım Yıldırım
Ramiz İslamoğlu Arslankılıç
Başka vesilelerle başka muhitlerde yaptığımız anketlerde bu üç zümreden başka eskiden hiç bir aile ismi bulunmayanlar yahut bulunduğunu hatırlamayanlar mevcut olduğu halde Zonguldak'ta bu zümreye girecek hiç bir kimseye rastlanmamıştır. Bu hal, Zonguldak’ın koyu Türklüğünü, aile ismi kullanmak hakkındaki milli töreye bağlılığını göstermektedir.
Prof.Fındıkoğlu, yukarıdaki son listede parantez içinde numaralandırılmış olan yerlerdeki özel hususları, şu şekilde açıklama gereği duymuştur:
(1) Bedri, 1933’de Zonguldak madenciliğini tasvir eden hikayelerden mürekkep pek de güzel bir eserin sahibi Hızıroğlu Bedri’dir. Soyadı kanunu çıkmadan evvel neşrettiği kitabın üzerinde de bu isim, bu tarzda mevcuttur. Fakat bir sene sonra muharrir isminin değiştiriyor ve kendisi, sebebini manzum olarak şöyle anlatıyor
Güner, fecir demektir /Güneri şarklı demek!/ Yurdum, doğuşum, doğum / Adımda saklı demek! Halbuki ne “Güner” fecir demektir, ne de “Güneri” şarklı!
Muharrir, nasıl teşekkül ettiğini bilmediğimiz “Hızıroğlu” aile ismine dönmesi temenniye şayandır. Zira yaşayan ve hayatiyeti olan, daima ailesi arasında her şeye rağmen kalacak olan “Hızıroğlu” dur, yoksa takma ve uydurma Güneri değil!
(2) Mustafa, “Ayvazoğlu” nu emirle değiştirmiş!
(3) Niyazi, “niçin değiştirdin?” sorgusuna “demircioğlu olmaz mutlaka değişecek dediler” diyor!
(4)Ahmet, “Muhtar Çitmeciyi kendiliğinden Çatmacı yaptı” diyor.
(5) Hakkı, “Niçin değiştirdin?” sorgusuna “ben değil hükümet değiştirmiş” diyor!
* * *
(Sayfa:104–108)
II.-Müşahedeler:
Bir de bu anketi şehirdeki müşahedelerimizle tamamlayalım. Bu müşahedeler, biraz sonra yazılı vesikalara dayanarak kaydedeceğimiz mütalaaları daha iyi anlamaya yardım edecektir.
Bu müşahedeler, şehirdeki ana cadde ve sokaklarda rastlanan levhalardan toplanmıştır. Bir kısmına işaret edelim:
-Şehirdeki ana cadde ve sokaklarda rastlanan levhalardan:
-Tahsin (Muhallebici)
-M. Sezgin (Manifaturacı)
-A. Pakel (Tütüncü)
-M. Uçman (Gişe)
-İlyas Sami (Terzi)
-M. Zeki (Kitapçı)
-İsmail Hakkı (Berber)
-Velibeyoğlu Yusuf (Uncu)
-M. Zeki (Terzi)
-Ömeroğlu Hasan (Berber)
-Eyüpoğlu Halil İbrahim (Hırdavatçı)
-İ.İpek (İpekli eşya)
-İlyas Hüseyin (Bakkal)
-F. Soydanbay (Kasap)
-Muharrem Demir (Tatlıcı)
-Hayati (Dişçi)
-Emin (Berber)
-Ali Tat (Şekerci)
-Remzi (Kunduracı)
-H. Osman (Sebzeci)
-H. Ersoy (Nalbur)
-İ. Gürşen (Fırıncı)
-H. Tözön (Terzi)
-N. Baysal (Fotoğrafçı)
-R.Kuntaş (Otelci)
-M. Çivi (Çiçekçi)
-H.Hilmi (Avukat)
-M.Sabri (Berber)
-M.Hazır (Kahveci)
-A.Hakbilen (Avukat)
-M.Yalcı (Kahveci)
-Aysen (Manifaturacı)
-M.Yekta (Terzi)
-C.İbrahim (Eczahane)
-M.Cemil (Berber)
-A.Sümer (Terzi)
-Halil (Bakkal)
-M.Pobila (Tütüncü)
-H.Karadeniz (Berber)
-İ.Oflu (Terzi)
-A.Sorgun (Fırıncı)
-Karamahmutoğlu İbrahim (Şapkacı)
-F.Taşman (Şekerci)
-M.Acar (Bakkal)
-C.Eligüzel (Dişçi)…….vs
Daha fazla uzatmaya lüzum görmediğim bu liste karşısında sizin ne düşündüğünüzü sormaya vaktimiz müsait değildir. Müsait olsaydı belki vereceğiniz cevaplar benim için tenvir edici(aydınlatıcı) ve faydalı olurdu.
Vesikalar: (Sayfa:108–115)
Şimdi 1934 den evvelki vaziyeti görmeğe çalışalım: yazılı Kanun niçin bu listelerde görünen manzarayı vücude getirecek vesileler yarattı? İsim müessesesinde Avrupalık, esasen Türk halkı arasındaki isimlenmede takip edilmiyor muydu? Bir çok muharrirler aile ismi kullanmamaklığın sadece birkaç büyük Şehirde, mensup olduğu halk kitlesinden görünmemek arzusundan mütevellit olduğunu bunun haricinde Türkiye halkının “…oğlu”, “…oğulları” ile “…ler”, “…lar” ile ve bu gibi lahika ve ilavelerle nihayetlenen soy isimlerine sahip bulunduğumuzu iddia ettiler. Bizzat ben de iddiaya iştirak edenler arasında bulunmaktayım..Vakıa şunu gösteriyor ki yazılı kanun istesin istemesin kanun tatbikatta “mevcut aile isimleri muteber değildir” fikri ile ele alınmıştır.
Anketimiz esnasında bir çok ameleler “eskiyi nüfus istemedi” tarzında hazır cevap verdiler.Bazıları(“….oğlu” yasak) dendiğini bile işittim. Nitekim başka muhitlerde yaptığım anketlerde de hep aynı “yasak” dan bahsedilmiştir.
Zonguldak’ta yazılı vesikalar
Zonguldak’ta yazılı vesikalar, 1934 den önce Zonguldağın, aile ismi taşımak hususunda yazılı kanunumuzun hayran kaldığı görülen bir Avrupa şehri kadar muntazam, mutaassıp, riayetkar olduğunu gösteriyor Cumhuriyetin onuncu yılında Zonguldak Ticaret Odasınca neşredilen ve pek kıymetli malumatı ihtiva eden bir eserde 1933 senesinin Zonguldak (Ereğli ve Devrek dahil) esnaf ve tüccarını gösteren liste bu hususta işimize yarayabilir. Bu liste soyadı kanunun ilanı arefesinde neşredilmiş olmak itibarile de ayrıca dikkati celbetmekte ve “Türkiyede soyadı kullanılmıyor” tarzında muhtemel her türlü düşünceyi önlemektedir.Kanunun bir sene sonra tabii vaziyeti ne şekle soktuğunu sonra göstereceğim:Yazıcıoğlu Mustafa—Karaimamoğlu Muharrem—Çıkırıkoğlu Ali—Koşmalıoğlu Halil—Müderrisoğlu Kemal—Pehlivanoğlu Ali….vs
Buna mukabil 1934 den sonraki neşriyatta gerek isim ve soyadlarının sırası, gerek soyadı olan kelimelerin yabancılığı ve manasızlığı itibarı ile görülen şeyler gerçekten düşündürücü ve azap vericidir. 1934 tarihli soyadı kanununun ilanının ferdasında her biri bir aile tarihi, meslek tarihi, bin netice milli tarihi hikaye eden aile isimleri bırakılarak Türkçe olduğu tevehhüm edilen acayip kelimelerin soyadı olarak seçildiğini görüyoruz. Zonguldak gazetesinin, 1934 yılının son aylarına doğru her günkü nüshasında böylece isim değiştiren on beş kişinin isimlerini ilan etmiştir. Bunlardan herhangi bir gün ilan edilenlere göz gezdirelim(Zonguldak gazetesi 6 İlkkanun 1934):
Talay—Bozkurt—Tari—Aykut—Gökçen—Bozanalp—Erdem—Güneri—Karabacak—Karaelmas..ilh.
Bununla beraber soyadı kanunun mutlaka eski aile isimlerinin değiştirilmesin zaruri gösteren bir maddesi olmadığına göre keyfiyet, kanunun tatbikatçıları tarafından fena yola sevkedilmiş demektir.
Ayni manzara değişikliğini Zonguldağın matbuatını takip ederken 1934 den evvel ve sonra da görüyoruz. Mesela 1934 den evvelki herhangi bir Zonguldak gazetesi nüshasını açınız:Dizdaroğlu Sadık—Paşacıkoğlu Mehmet—Kadıoğlu Zeki—MuallimoğluVehbi…ilh”
* * *
Zonguldak’ta soyadlarının 1934 Soyadı kanunundan
önceki ve sonraki durumları: (Sayfa 115–116)
Fındıkoğlu soyadlarını soyadı kanunu çıktıktan sonra ve çıkmadan önceki durumuna göre incelemiş ve tarihi 1934 den evvel, 1934 den sonra diye analiz etmiştir.
Maarif Vekaleti, ta 1921 den beri isim müessesesine karşı gösterdiği haklı hassasiyeti son günlerde bir daha belirtti. Herhalde gazetelerde gördünüz: Vekalet bilhassa muallimler arasında soyadı taşımayanları kastederek ihtarda bulunmaktadır. Bu vesile ile bazı gazeteler pek yerinde işarette bulundular: Avrupalılarca asıl hüviyet soyadıdır, öz isim ekseriye bilinmez bile. Bizde de herkes hüviyetini kendi soyadında yaşatmalıdır.
* * *
Şimdi bir mesele: Nümunesini Zonguldak muhitinde gördüğümüz yeni soyadları, bu rolü oynayacak vaziyette ve kabiliyette midir? Gerçekten mesela Çörçil’in, Eden’in, VonArnim’in, Eisenhover’in, Molotof’un, Filof’un…ilh öz isimlerini hiç bilmeyiz bile, değil biz, kendi hemşerileri bile bilmez. Bizde de isim bakımından Avrupalılaşma böyle olmalıdır, Halbuki böylemidir? Dikkat ederseniz böyle olanlar, yalnız “..oğlu” ilavesiyle yaşayan soyadları, (mesela Saraçoğlu, Menemencioğlu..gibi) bir de tam Türkçe, tabi munis isimler (mesela İnönü, Çakmak, Çakır…ilh) dir.
Zonguldak amelesi arasında şunu gördük: Yalnız soyadları ile çağrılanlar Öksüzoğlu, Kefecioğlu…ilh gibi isimlenenlerdir. Diğerlerinin yeni ve uydurma soyadları değil asıl kendi öz adları söylenmektedir. Kanaatime göre bu müşahedeler: “canlı bir isim hukukiyatı vücude getirmek için çok ders vericidir.”
Fındıkoğlu’nun makalesi, kaleme alındığı dönemin kültürel bir kesitini sunması bakımından Zonguldak ve civarı hakkında, bir akademik makalede bulunması pek olanaklı olamayacak kadar sıcak ve samimi bilgiler içermektedir. Tarih arşivimizdeki bu değerli makale, Zonguldak ve civarı hakkındaki, konusu bakımından, ilk makaledir. Yazıldığı dönemden bu yana geçen süre dikkate alındığında, kastettiğimiz önem daha aşikâr olacaktır.
KAYNAK
1:Prof. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu: “Zonguldak’ta Soyadı Alma Hadisesinin Takibi”1943
2: Aynı Eser- Sayfa 100-104
3: Aynı Eser- Sayfa 104-108
4: Aynı Eser- Sayfa 108-115
5:Aynı Eser-Sayfa 115-116