İnsana dair sorunu olan bize gelsin

Yaşadığımız hayat bambaşka sorunlar içine itiyor bizi. Çalışma şartlarının zorluğu, kentin kalabalığı, gürültüsü, sözüm ona dinlenmek üzere geçtiğimiz televizyon karşısında maruz kaldığımız enformasyon bombardımanı, trafikten ekonomik soruna, aile içi ilişkilerden toplumsal hayata kadar her şey bizi, bir stres yumağı yapıyor. Fiziki hiçbir sorunumuz olmadığı halde kendimizi kötü hissediyoruz, içimize kapanıyor, sosyal hayattan uzaklaşıyoruz. Empati duygumuz, birbirimizi anlama yetimiz kayboluyor yavaş yavaş… İnsanlara güven duygumuz azalmakla kalmıyor özgüvenimizi kendimize inancımızı, azmimizi de yitiriyoruz. En yakınımızdaki insanlarla bile iletişimimiz kopuyor zaman zaman. Oysa tüm bunları aşmamız alınacak profesyonel desteklerle aşmamız mümkün. Kentimizde bu amaçla Özel Hayat Danışma Merkezi’ni açan Semra Merdivan ve Psikolog Merve Yardım ile tüm bunları konuştuk.

 Zonguldak’ta ilk defa kurulan Hayat Aile Danışma Merkezi’nde psikolog olarak Merve Yardımcı aynı zamanda aile danışmanlığı da yapıyor. Neler yaptığını sorduğumuzda, “Buradaki çalışmaları genel olarak çocuk ve ergen psikolojisine dayanıyor.” diyor ve ekliyor ardından,  “Sizler de herkesin ağzından duymuşunuzdur mutlaka. Kimi çocuklarıyla karşılaştığı sorunları aşmakta çaresiz kaldığını söyler. Kimi insan ergenlik dönemlerinde onlara nasıl davranacağımız bilemez. Çocuklarını sınav stresini yenmesine yardımcı olmak başlı başına bir iştir. Çok şikâyet edilen konudur, kimisi ‘Oğlumla iletişim kurmakta zorlanıyorum’ der örneğin. Kimisi kızım odasından çıkmadığını, çok mutsuz olduğunu söyler. Çocuğunun tırnakları yemesinden, aşırı inatçı oluşundan kardeşleriyle geçinememesinden, derslerine odaklanamamasından şikâyetçi olan vardır. Biz tüm bunlar üzerine çalışıyor bu müşkül sorunların içinden çıkamayan ailelere yardımcı oluyoruz.”

 Şu ergenlik, çocukluk meselesi çok karıştırılır. Ergenliğin yaşla mı ilgisi var?
Aslına bakarsanız öyle söyleyemeyiz, çünkü genel olarak buraya gelenlerde gözlemlediğimiz şu: Ergenlik dönemini geçse dâhi, aile kalıplarına göre incelediğimizde, yetişkin ergen dediğimiz modellerle karşılaşabiliyoruz. Yani ergenlik demek yaşla beraber ergenliğin başlayıp belirli bir yaş da bitmesi demek değil.  Kişiler yaşadıkları sosyal çevreye göre ergenliğe girebiliyor. Aile tutumlarına göre ergenlik şekillenebiliyor. Bunlara yetişkin ergen diyoruz. Zonguldak’ta çocuk ergen Psikolog olarak biz ilkiz 

Bir de şu “psikolog”, “psikiyatr” meselesi var. O da çok karıştırılıyor birbirine. İkisi arasındaki farkı açıklayabilir misinizi bize?
Evet, gerçekten de psikologla psikiyatr birbirine çok karıştırılıyor. Psikiyatr, tıp fakültesinin ilgili bölümünden mezun olup, psikiyatri üzerine 4 sene ihtisas yapan, hastalarına ilaç yazma yetkisi bulunan doktordur, bildiğimiz hekimdir yani. Psikolog ise edebiyat fakültesi psikoloji bölümü mezunu olan, hastalık ile ilgili bir teşhis koyma ve ilaç yazma yetkisi olmayan, hastalarına sadece psikoterapi uygulayan çalışanlardır.  Yani alanları arasında büyük farklılıklar var ama halkımız maalesef bilmiyor bunu.  Ben burada çocuk ve ergen psikologu olarak çalışıyorum çok güzel sonuçlar elde ediyoruz.

 Elde ettiğiniz sonuçları kamuoyuna açıklıyor musunuz peki?
Kesinlikle hayır. Vakalardan elde ettiğim bulguları tabii ki de buradan anlatma yetkim yok.  Onlar hasta gizlilik ilkeleri gereği saklı tutuluyor. Hasta mahremiyeti söz konusudur. Mesleki etik yasalarımız, kurallarımız kendimizce oluşturduğumuz ahlak değerlerimiz var. Terapiye gelen birinin gizliğini korumak zorundayız.  Terapi nedir nasıl işler, gizlilik ilkleri şartları nelerdir ya da bu gizlilik ilkeleri nasıl bozulur gibi konular hem sözlü olarak, hem de yazılı olarak kişiye anlatılır ve onayını alınarak imzalatılır. Gizlilik ilkesiniyse ancak kişi ve toplum yararına aşabiliyoruz. Örneğin karşımızdaki kişinin intihar düşüncesi, ya da bir başkasına zarar verme gibi bir düşüncesi varsa ve bunu terapi ortamında dile getirdiyse ilgili mercilere bildirmek zorundayız.

Anlıyorum. Size danışmaya gelenlerin yaş aralığı ne peki?
 Genel olarak “son çocukluk” dediğimiz 6 ile 11 yaş aralığında gelen oluyor. Ergenlerden de 11-18 yaş aralığı. Fakat 0-6 yaş aralığından da gelen vakalarımız oluyor. Şöyle bakıyoruz çeşitli gelişim testlerimiz var. Çocuktaki gelişimin anormal olup olmadığını buna göre nöroloji ya da belirli yere yönlendiriyoruz.

 Terapilerinize aileler katılıyor mu? En çok hangi sorunlarda zorlanıyorsunuz?
 Gereğinde belki ama genelde almıyorum.  Çocuğun bana güvenmesi için bu çok önemli. 4 senedir bu alanın içindeyim 2010 yılda mezun oldum. İlk 3 senem engelli çocuklarla geçti. Tahmin edesiniz ki engelli çocuklarla uğraşmak diyalog içinde olmak inanılmaz zor. Genellikle toplumda bir yargı var, cinsellik ayıp günah ya da yanlış gibi değerlendiriliyor, çocuklarımıza böyle aktarılıyor. Çinsellik aile açısından ve çocuk açısından çok önemli bir sorun olabiliyor. Çünkü aile bunu genelde gizli-saklı, ayıp-günah gibi çeşitli değer yargılarıyla çocuğa aksettirdiği için çocuk ileriki dönemlerinde ergenlik döneminden çıksa dahi bunu problem yapıyor, patolojiler oluşabiliyor. Kesinlikle konuşulması gereken bir bölüm olduğunu düşünüyorum. Cinsellik eğitiminde, ailede belirli bir sınırlar vardır. Çocuk 5 yaşından sonra zaten kadın erkek cinsiyetinin ayrımına varıyor. Cinsellik eğitimi ailede verilebilir. Sınırları iyi korumak gerekiyor. Ailesel patolojiler oluşabilir çünkü. Çocuk erken buluğ dediğimiz döneme girmiş olabilir. Bu yaşlarda çocuğun annesi ile yatması oldukça yanlış bir davranıştır örneğin. Çocukların korkuları fobilerini gidermek için anneyle uyumak isteyen bir erkek çocuk, ya da babayla uyumak isteyen bir kız çocuk olabiliyor. Bu durum ileriki aşamada sapkınlıkların oluşmasına yol açabiliyor. Bu aşamada sınırları netleştirmek gerekiyor. İki farklı cinsiyette olan kardeşlerin de ergenliğe girmeden aynı odada yatmalarını da önlemek lazım. Son çocukluk (6-11 yaş) döneminde çocukların odalarını ayırmak çok daha sağlıklı. Bu ayırma yapılmalı, çünkü çocuklar kendi organlarını keşfediyor.

 Bir de kısaca mesleğinizin sorunlarından ve merkezinizin çalışma biçimlerinizden söz eder misiniz?
Bizim mesleğimizde denetim olmadığı için insanlar çok kolay ‘psikologum’ “ya da ‘psikiyatrım’ diyerek suçu günahı olmayan insanlarla oynayabiliyor. O yüzden insanlar ruh sağlığında bir problem görüyorlarsa ya da psikolojik olarak kendilerini iyi hissetmiyorlarsa mutlaka araştırarak belirli yerlere alanında uzman birine başvursun. “İhtiyacımız var ama maddi olanağımız yok” diyerek ruh sağlıklarını herkese emanet etmemeliler. Çalışma biçimine gelin SGK desteğimiz yok ama Aile Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı özel bir merkeziz. Psikolog olarak burada fobiler, kaygılar, panikataklar ve meslek yönlendirme analında çalışıyorum. Doğal olarak depresyon ruhsal problemler ile de ilgileniyorum.

 Sayın Semra Merdivan siz de aile danışmanlığı yapıyorsunuz. Nedir bu aile danışmanlığı, Zonguldak’ta böyle bir hizmete gereksinim var mı gerçekten?
Yeni ve eski kurulmuş ailelerin aile içerisinde zamanla ciddi sorunları oluşabiliyor, dolayısıyla oluşan bu sorunlara biz ailelerle birlikte küçük dokunuşlarla çözüm üretmeye çalışıyoruz. Bilindiği gibi Zonguldak bir maden şehri. Burada insanlar çok zorlu şartlar da yaşıyor ve bu zorlu şartlar ne yazık ki aile ortamına da yansıyor.  Yapılan sosyolojik araştırmalardaki boşanma oranlarına bakıldığında Zonguldak’ta yüzde 70’ler gibi yüksek seviyede seyrediyor.  Bunda madenin ve madendeki zorlu şartların etli ki olduğu düşünülüyor. Ancak şöyle bir gereklik de var ki, şartlar ne kadar zorlu olursa olsun, insanlar eğer düşünsel olarak yeni bir yapılanma oluştururlarsa bu zorlu şartlan üstesinden gelebiliyor. Aile bilinci verilirse, aile içerisinde sorunların nasıl çözüleceğine dair bir bilinçsel yapılandırma yapılırsa, sorunlar büyük olsa bile kişiler sorunlarına çözüm üretebiliyor. İşte biz ailelere bunarlı öğretmek üzere yola çıktık. Yani sorunlarını fark ettirmeyi ve bu sorunlarını nasıl çözebileceklerini göstermek için yola çıktık. Evlilik ve çift terapisiyle Türkiye’nin bir tabu olarak kabul ettiği bir cinsellik alanına el atıyoruz. Zonguldak gibi bir yerde ilk kez biz levhalara adımızı yazdırdık. İnsanlar cinselliği bir tabu olarak görüyor, cinsellik konuşulması yasak bir alan. Oysa cinsellik insan hayatında yeme, içme, uyuma gibi normal bir ihtiyaç. Dolayısıyla cinselliğinde öğrenmek ve öğretmek gerekiyor. Dürtüler doğuştandır, ama cinsellik öğrenilir.  Bu nedenle cinsel sorun yaşayan ailelere biz burada yol göstericilik yapacağımız söylüyoruz.

 Bunca tabu olan ve insanların derdini anlatmaktan çekindiği bir alanda çalışmakta zorlanmıyor musunuz? Bir de iki kadına erkek hastaların bakışı nasıl olacak?
Bu kadar tabu haline gelen bir konuda bir danışmana gitmenin ve yardım almanın, hele hele erkeğin gücünün göstergesi olan cinsellik konusunda yardım almanın, erkek için çok zor olduğunu biliyoruz. Ama unutulmaması gereken bir şey var ki insan nasıl aç yaşayamazsa, aynı şekilde cinsel sorunla da yaşayamıyor. Dolayısıyla biz şu inançtayız, erkeler de eğer ihtiyaç duyarlarsa ve bizim farkımızda olurlarsa, yani bizden haberdar olurlarsa, sıkıntılarına çözüm aramak için bize geleceklerdir. Bunu şöyle düşünebilirsiniz, geçmiş yıllarda kadınlar erkek kadın doğumculara gitmezlerdi. Ama bugün o tabuyu aştık. Aynı şey bizler içinde geçerli. Yani bizim cinsiyetimiz yoktur bizim karşımızda oturan kişinin cinsiyeti değil sorunu vardır. Erkek ya da kadın olması bir şeyi ifade etmiyor.

 Aralarında sorun olan eşler de geliyor mutlaka. Onlara neler anlatıyorsunuz?
Öncelikle Bir farkındalık yaratıyoruz.  Bu farkındalık neye dair derseniz, bir kere kişinin kendisine dair farkındalık… İkincisi eşine karşı farkındalık…  Üçüncü olarak da ilişkiye dair farkındalık ve bu farkındalığı oluşturduğumuz andan itibaren insanların hem kendilerine hem de ilişkiye bakışları farklılaşıyor. Bu kazanılan farklı ve yeni bakış ilişkiyi düzeltiyor. Biz burada insanlara kendisinden başlayarak sevmenin ne demek olduğunu fark ettirmeye çalışıyoruz. Evlilikler de belirli bir yıldan sonra monotonlaşıldığı, cinselliğin ortadan kaktığı sanıldığı için birçoğu bitiyor. Biz burada yaptığımız çalışmalar ve takım yöntemlerle eşlerin bir birlerini fark etmelerini sağlıyoruz.

 Burada cinselliğin önemi ne?
Cinselliği nasıl yaşadığınız cinsellikten ne anladığınız ve ne kadar doyum sağladığınız önemli. Biz cinsellikten ne anlıyoruz? Cinselliği evliliğin bir parçası ve bir gereksinim olarak mı görüyoruz, yoksa sorumluluk olarak mı görüyoruz? Eğer cinselliği sorumluluk olarak görüyor ve bir ödev olarak yapıyorsak o zaman bir süre sonra bu ödev bize ağır gelmeye başlıyor. Ama cinselliği yaşamın bir parçası, evliliğin en büyük hazlarından bir tanesi ve kendinize de bir doyun aracı olarak da görüyorsanız, işte o zaman cinsellik evlilik içderisinde yaşanması hoş ve doyumsuz bir lezzet olarak hayatımızda yerini alıyor. Cinselliği nasıl yaşadığımız da son derce önemli. Aldığımız haz ne kadar? Şöyle düşünün, bir sofraya oturuyorsunuz, sofra yalap şalap oluşturulmuş.  Sizin ağız tadınıza uymayan yemekler konulmuş. Karnınız aç, karnınızı doyuruyorsunuz ama o yemekten zevk alamazsınız, sadece karnınız doymuş oluyor. Bir de bir başka sofra düşünün…  Çok güzel hazırlanmış, sunumu harika ve son derece lezzetli yemekler var. Evet, burada da karnınızı doyurursunuz. Ama bunun yanında çok büyük bir doyum ve haz alarak o sofradan kalkarsınız, hatta o sofranın zevkini mümkün olduğunca uzatmak istersiniz. Burada biz bu sofrayı nasıl kuracağınızı gösteriyoruz.

 Peki, bu alanda ne gibi sorunlar çıkıyor karşınız?
Cinsellik alanında sorunlarla uğraşıyoruz. Türkiye’de “vajinismus” diye bir gerçeklik var, kadınların baş belası. Erken boşalma da erkeklerin baş belası. Erken boşalan bir erkekle evli olmak, bir kadın için orgazm bozukluğu ve orgazm olamama gibi bir problemi de beraberinde getiriyor. Yani hiç haz alınmayan, hiç doyuma ulaşmayan bir cinsellik neden yaşansın ki? Bakış açısı şu olmalı, lezzetli bir yemeği yemekten zevk alınır. Ama aynı yemeği ne kadar lezzetli olursa olsun, sürekli yemek zevk vermez. Dolayısıyla o sofrayı farklı şekillerde, farklı tatlarla sunmak lazım. Biz bu hizmetleri burada sunuyoruz. Eşlerle beraber bu terapileri yapıyoruz. Partneri olmayan insanlara talepleri olursa bireysel terapi de yapıyoruz. Fakat tercihimiz eşlerin birlikte olmaları. Çünkü eğer çiftte sorun varsa tek kişiye terapi yapmanız sorunu ortadan kaldırmıyor.  Biz burada terapide bir bilgilendirme yapacağız, sorunu anlayacağız ve sorunu çözeceğiz sorunu çözmek için de çeşitli teknikler uygulayacağız.

 Sık karşılaşılan bir durum olduğu için soruyorum. Bir insan eşini sevdiği halde neden aldatır?
Yemekten örnek veriyorum çünkü cinsellik yemek yemek gibi doğal bir şey bunu en iyi bu şekilde anlatabiliyorum. Evde yemek yemeden karnınız aç çıkarsanız, ne yaparsınız karnınız doyuracak bir yer arasınız hemen. Başkaca bir psikolojik durum yoksa uyum ve doyum aldatılmamak için de önemli…

Peki siz ilaç tedavisi yapıyor musunuz?
İlaç tedavisi yapmıyoruz, biz danışana hiç dokunmuyoruz bile. Sadece konuşarak, bilgilendirerek sorunu dinleyerek, bu konu üzerinde sonuç üreterek, sorunları aşmasına yardım ediyoruz. İlaç tedavisi gerekiyorsa, psikiyatr ve hekim arkadaşlardan yardım alıyoruz. İlaç kullanıyorken bize tekrar gelmesini istiyoruz. Örneğin eşlerden birinde bazen ciddi anlamda ilaç tedavisini gerektirecek durumlar oluşuyor, o zaman biz ilişkiyi ne kadar yapılandırsak yapılandıralım sorunu çözemiyoruz. Bu gibi hallerde biz danışanlarımızı psikiyatrın önereceği ilaç tedavisi almasını sağlıyoruz. Ondan sonra ilişkiyi yeniden yapılandırmak üzere buraya çağırıyoruz.

 Bunca üzerine konuştuğumuz aile ne sizce? Aile danışmanının bu kuruma katkısı ne?Aile toplumun temelidir.  Aile içerisinde çözünmemiş bir sorun toplumu etkiler. Onun için öncelikle aileyi bilmek, aileyi tanımak, ailenin sorunlarını çözümlemek bir topluma yapılabilecek en büyük iyiliktir. Bizim bir sloganımız var “ Mutlu olmayı herkes hak ediyor.” Çünkü herkesin temel isteği budur hayatta, mutlu olmak… Dolayısıyla Zonguldak halkı da mutlu olmayı hak ediyor. Bizi sadece mutlu olmak için bulabilirler, biz burada hem insanların bireysel varoluşları için, hem de o kendi bireysel oluşlarını aile içerisinde doğru olarak ifade edebilmeleri için varız. Doğru iletişim kurmayı öğreniyoruz. Her alanda iletişim hatalarını yapıyoruz. İşte biz burada iletişimin nasıl sağlıklı yapılacağını da konuşarak danışanlarımıza göstermeye çalışıyoruz.

 Sizde de gizlilik esas değil mi?
Elbette. Bizim sözleşmelerimiz var, buraya gelen danışanlarımızla yaptığımız ve yasal bağlayıcılığı olan sözleşmeler bunlar. Eğer burada o sözleşmenin ihlal edildiğini hissederlerse, biz hem ekonomik hem de manevi kayıplara uğrarız. Bize verilen bilgiler suç teşkil etse dahi yine bizde kalır. Ama savcılık bizden bilgi isterse, ancak o zaman veririz. Savcılık istemediği sürece suç bile olsa bizde kalır. Ve kimse bizi suçlayamaz, çünkü yasalar bana bu yetkiyi veriyor. Danışan ve bizim aramızdaki mahremiyet yani gizlilik yasası vardır. Aile danışmanı kişinin bir nevi sırdaşıdır. Hayatında bir sorun hisseden ve bu sorunu zararsız olarak, bir zarar görmeden atlatmak isteyen herkes bize gelip yardım alabilir. Yaş sınırımız yoktur.

 Teşekkür ediyoruz verdiğiniz bilgiler için. Tabu sayılan, toplum içinde yanlış anlamalara açık olan ve kimilerince en çok malzeme yapılan, sömürülen konularda bize son derece doyurucu bilgiler verdiniz. Umarız bu röportaj bu tip sorunlar yaşayan okurlarımızı da bir katkı sunar.

Aşk… Nereye Kadar?
Hayatta herkesin aradığıdır aşk… Tam bulduğunuzu düşündüğünüz anda birde bakıyorsunuz karşınızdaki değişmiş. Hayatınız o andan itibaren karmakarışık oluyor. Siz eskiye dönmeye çalıştıkça olaylar daha da çığırından çıkıyor.

Unutmayın ki hayatta her şey değişir. Tabi aşk da... Ancak arzu edilen değişim, çiftin her yaşta yaşamaları mümkün olan olumlu, sevgi dolu, olgun, birlikte büyüyen ve gelişen bir aşk ve sevgi ilişkisi içerisinde olmalarıdır. Kişinin eşine duyduğu aşk, ilişkisini geliştirmeye ve korumaya gösterdiği çabayla doğru orantılıdır. Eşlerin birlikte kurdukları yuvada aile bağları kuvvetlendikçe, beraberlik duyguları güven ve huzur ortamıyla desteklendikçe aralarındaki sevgi paylaşımı sadece ikisine özel bir hal almakta ve ilişkilerinin kıymetini arttırmaktadır.

 Aşkımız Bitti, Boşanalım mı?
Günümüzde çiftler aşk duygusunu çabucak tüketmekte ve aşkın bitmesini boşanma sebebi olarak görmektedirler. Oysa eğer evlilikte çocuklar varsa çiftin arasındaki aşkın bitmesi boşanmak için yeterli bir sebep değildir. Pek çok araştırma sonucunda belirlendiğine göre ilişkiyi bitirme kararı, genellikle çiftin arasındaki sevgi ve aşkın bitmiş olmasına değil, çiftin problem çözme, tartışma ve çatışma çözme becerilerinin eksikliğine bağlı olarak alınan bir karardır. Eşlerin problem çözme ve iletişim becerilerini geliştirmeleri aralarında gereksiz kırgınlıkların yaşanmasını önler.

 Sevgi Dolu Bir Beraberlik Oluşturmanın ilkeleri
    .Kabul: Karşısındakinin olumlu mesajlarını fark etmeye ve kabul etmeye hazır olmak,
    .Minnettarlık ve övgü: Eşine duyduğu minnettarlığı ve müteşekkirliği, kelimeler davranışlarla yansıtabilmek.
    .Destek: Herhangi bir problem veya güçlük karşısında eşinin yanında olmak, ona destek vermek.
    .Cesaretlendirme: Bir amaç doğrultusunda olumlu düşünmek ve konuşmak.
    .Sevgi ve şefkat: Şefkatli bir iletişim ve fiziksel temas içeren bir yakınlık içinde olmak.
    .Takdir: Takdirini yansıtmak, onaylamak, olumlu düşünmek ve konuşmak.
    .Güvenlik ve huzur: İlişkide istikrarlı bir uyumluluk sergilemek, karşılıklı zarar görmeyeceğini bilmek.
    - Empati: Kullanılan kelimeler, yansıtılan duygular ve dokunma yoluyla yanında olduğunu, onu anladığını hissettirebilmek.
    .Saygı: Karşısındakine değer vermek ve bu değeri ifade etmek. Evlilikle sevgi kelimesi çoğu zaman saygı ile birlikte dile getirilir. Çiftlerin birbirilerine nasıl saygı göstereceklerini öğrenmeleri gerekir. Çiftlerin birbirlerine gösterdikleri karşılıklı saygı, ilişkiyi çok daha doyumlu bir hale getirir.

Kaynak:Halkın Sesi

 
Facebook'ta Paylaş...

Haber Tarihi:2014-01-16
Bu haber 1563 kez okunmuştur...

 
  İstatistik
  Dün : 1818
  Bugün : 1005
  Toplam: 4610004
   Online :

  51 konuk,

 
Tefen67.com

<< Ana sayfaya Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Habere Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama