Gökçebey’de Bir Bayram Hikayesi

Geride bıraktığımız Kurban Bayramı, her yerde olduğu gibi Gökçebey ve civarında da mutlulukla kutlandı. Ancak, bu yerlerden biri var ki, gerçek anlamda bir bayram şenliğine sahne oldu. Veyisoğlu Köyü/Kelezoğlu Mahallesi, uzun bir aradan sonra bayram şölenine ev sahipliği yaptı. Öncelikle, hazırlık safhasından itibaren aşamaları anlatalım:

            Veyisoğlu Köyü, hatırı sayılır sakinlerine karşın, yaklaşık yirmi yıldır böyle bir faaliyet yapmamıştır. 1986 yılındaki Kurban Bayramı, hatıralarda güzel bir anı olarak kalmış; bu şenliğe katılan kişilerin önemli bir kısmı, akıp geçen sürede hayattan göçmüştür. O gün “ çocuklar” kategorisinde yarışmalara girmiş olanlar; bu gün çoluk çocuğa karışmış birer “orta yaş üstü” adamı olmuştur. Sosyal medya üzerinden irtibatta olan bu “ortayaş üstü adamlar”, çocukluklarından hatırladıkları köy bayramını yeniden canlandırmak için, hiç şüphesiz ki, can atmışlardır. Düşünün; daha çocukken katıldıkları şenlik, yapılan yarışmalar, çayırda yenen yemekler ve en önemlisi de oradaki herkesin yüzünün güldüğü sıcak bir ortam…

            Öncelikle, sosyal medya üzerinden fikir teatisine gidildi. Nasıl yapmalı, nerede yapmalı, belki hepsinden önemlisi ne yapmalı? Kimleri davet edelim, kimlerden yardım isteyelim… Bu ve benzeri birçok konu üzerinde duruldu; görüşler ortaya konuldu. Niyeti ciddi olanlar ya da şöyle söyleyeyim ki “işin ucundan tutacak olan adamlar” birer birer belli olmaya başladı. Herkes bilir ki biz, ülke olarak çabuk gaza gelen bir milletiz! Bir anda çoşar, devrimler yapar, ülkeler alır verir; daha düzgün bir ifade ile “ mangalda kül bırakmayız”! İşte bu türden kişiler, kendilerini belli etmeye başladı. Zamanla da camdaki buğu gibi kayboldu.

            İşin “tasarı” aşamasında dahi, “dâhili ve harici bedhah”lar gün yüzüne çıktı. Bu köyden bir şey olmaz, bu denilenler birer hayal, böyle bir şey gerçekleşmez, vs. gurur kırıcı ithamlar ile, zaten zar-zor sağlanmış olan birlikteliği iyiden iyiye yıpratmaya çalıştılar. Az da olsa başardılar da! Bazen, şenliği organize eden kişiler dahi etkilenmedi değil! Ancak, hiçbir sorun; bayramın yapılmasına mani olamadı.

            Bayram hazırlıkları ( temel hazırlıkları saymazsak) bayramın birinci günü başladı. Kurbanlıklar kesildi; aşçılar getirildi;  bayram alanı temizlendi. Köylüden toplanmış olan eski fotoğraflar sunuma hazırlandı; birçoğunun altına, var olduğu kadar bilgileri yazıldı. Bayramın ikinci günü sabah 11.00 civarı ilk misafirlerimiz gelmeye başladı.  Saat üç buçuk suları biten bayramı yaklaşık 800 kişi ziyaret etti. Altı saat boyunca gelenimiz gidenimiz hiç eksik olmadı. Yemek dağıtımında görevli gençler, yorgunluktan bi-tâb düştüler. Gökçebey Belediye Başkanı M. Zeki Kılınçaslan da dâhil ilçemizin önce gelen kişileri geldi. O kadar ki, kökenleri Veyisoğlu Köyü olan Yeniceli misafirler dahi, bayramı onurlandırdı.

            Bunların yanında bu seneki bayramda yapılan yarışmalarımız, bayrama bir “ şenlik havası” kazandırdı. Büyük-küçük herkesin katıldığı yarışmalarda “koşular, sandalye kapma yarışı, halat çekme” unutulmaz anlar yaşandı. 18 yaş üstü erkeklerin katıldığı koşu yarışında, yaşı 40’ın üzerindeki adamlar 18-20’lik gençlerle yan yana koştu. Henüz okula bile gitmeyen küçük çocuklar, köyün yollarında birbirlerini geçmek için kıyasıya yarıştı. Küçük kızlar dahi, erkeklere nispet edercesine birinci olmak için var güçleriyle mücadele etti. Asıl eğlence, “Büyükler Arası Sandalye Kapma Yarışı”nda yaşandı. Kadın-erkek hep birlikte çocuklar gibi yarıştılar. Kırılan sandalyeler, düşmeler neticesinde oluşan acılar, vs. hepsi şen şakrak ortamın birer tuzu biberi oldu. Büyüklerin ardından alana küçükler çıktı. Onların da büyüklerinden aşağı kalır yanları yoktu. En az anne-babaları kadar eğlendiler; “bayramın tadını doyasıya çıkarttılar”.

            Velhasılkelam, hem Veyisoğlu köyü hem de Gökçebey halkı, unutulmaz bir bayram yaşadı. Bir bayramda ya da şenlikte ne olması gerekirse, az-çok onlar vardı Veyisoğlu Köyü’nde. Şüphesiz ki bu şenlik çok iyi bir tecrübe oldu. Gelecek yıllarda yapılacak olan bayramlarımız için bize altın değerinde bilgiler sağladı. Neyin ne kadar ve ne zaman yapılması gerektiğini gösterdi. Bir başka şey daha gösterdi: Bayram dediğimiz şey; milletin, eşiyle-dostuyla akrabasıyla kaynaştığı, eğlenildiği bir şeydir. Bunlar yoksa onun bayramlığı şüphe götürür. Bu bayramda, yıllardır görmediğimiz akrabalarımız ile görüştük; kan bağımızın olduğu kimsele ile tanıştık. Eldeki eski fotoğraflar vasıtası ile, köyümüzün kökenleri hakkında konuştuk.

            Kısacası, bu bayram bambaşka bir bayramdı!

Mehmet Yılmaz





























<



















 

 
Facebook'ta Paylaş...

Haber Tarihi:2012-10-29
Bu haber 2944 kez okunmuştur...

 
  İstatistik
  Dün : 1818
  Bugün : 375
  Toplam: 4609374
   Online :

  66 konuk,

 
Tefen67.com

<< Ana sayfaya Geri Dön <<

Yorumlar

TANER SEFEROĞLU 2012-11-09 :

Başta Nail arkadaşım ve AliRıza Hocam olmak üzere bu bayramıda emeği geçen herkesi tabrik ediyorum.Gelenekselleşmesi dileğiyle.


cemal delioğlu 2012-11-02 :

tek kelime ile muhteşem bir tablo sanat eseri gibi olmuş emeği geçen herkese teşekkür etmek lazım eskiler bayramlar gözlerimin önüne geldi bir an inşallah bu tür etkinlikler her bayram yaşanır .cemal delioğlu


Erol ARAT 2012-11-01 :

ÖZÜR DİLERİM LÜTFEN KABUL EDİN. Sosyal olmayı severim. SOYSAL'ları (İbo dedeyi, Yıldıray'ı, Ümit'i) da çok severim. O yüzden öncelikle Ümit'in soyadını yanlış yazdığım için Ümit'ten, değerli insan Ali Rıza Yılmaztürk'ün adını bitişik yazdığım için Ali Rıza Yılmaztürk'ten çok ama çok özür dilerim. Bağışlasınlar beni... İşin diğer tarafı gençler ve emeği geçen diğer bütün insanlar meselesidir elbette. Derin bir heyecanla aniden yazmaya karar verip, dokundukça klavyenin tuşlarına hatalar kaçınılmaz oluveriyor bazen. Tekrar kontrol etmeden de gönderince yazdıklarınızı, paylaştırıcılar da atlayınca gerçeği, hatalar hataları çağrıştırıveriyor. Özür dilerim tüm hatalarım için. Çelişme olmadan gelişme olmayacağını bile bile, kendi realitelerimizi bir kenara bırakma anlayışım yoktur benim. Çocuklar hariç, aynı yüzyılı yaşamış tüm insanlar aynı yaştadır. Genci, olgunu, yaşlısı, ihtiyarı yoktur yani... Çoğu zaman deriz ki, "insan hissettiği yaştadır". Öyleyse, etkinlik sırasındaki desteklerini hissettiren genci, olgunu, yaşlısı, ihtiyarı her kim olursa olsun "insandır" benim için. Fark gözetilemez. Önemli olan, yakalanmaya çalışılan ruhun yansımalarıdır. İliklerinize kadar titrersiniz sahiplenme anlarında "var" sınızdır. Tınmazsanız olup biteni "yok" sunuzdur. Aradaki çizgi budur. Olmak yada olmamak. Var yada yok. Var olup varlığını hissettiren, haz alıp haz veren tüm etkinlik abidelerine kucak dolusu sevgi, saygı ve en içten dileklerimi sunuyorum. Teşekkürler hepinize... Özürü ve teşekkürü birlikte vurgulamaya çalıştığım bu dışa vurumumun yanlış anlaşılmamasını umuyor, hepinizi yürekten selamlıyorum. Mutlu kalın. Erol Arat.


Ali Rıza Yılmaztürk 2012-10-31 :

Merhaba dostlar..Topumsal yasama değer katmak bizler için bir erek olmalı.Hayatın her alanına değer katmak için geçler daha çok görev alabieceklerini kanıtladılar.Köyümüzde kutadığımız bayramda herkes üzerine adığı görevi eksiksiz yaptı.Bu çocukar ve gençler daha fazlasını da yapabilirer.Bu yılki eksiklikeri saptayıp gelecek yıl yapmamak önemli.Bayramlar,ah o güzel bayramar.Bizim bayramda çocukarın sevinci,gözlerindeki pırıltı , yüreklerindeki heyecan.... Sadece bu nedenle bile daha güzel bayramlar hazırlamalıyız.Bu günden,gelecek bayrama hazırlık yapalım.Köyde herkes elinden geldiğince emek verdi.Sandalye,masa ve pankart sağalamada Birol Türkyılmaz'a,Ahmet Arduç'a,genel organizasyonda İbrahim Soysal'a,Kurban keserek desdek verenlere,Kurban kesiminde Sami Yılmaz,Kadir Biçici ve Bayram günü görev alan herkese,özelde çocukara,Bayramın bütün süreçlerinde bulunan,en çok kahrı çeken Nail Yurtaçan'a,Ümit Soysal'a,Yıldıray Soysal'a,uzaktan yakından gelip köyümüzü ve bayramı onurlandıran dostlara,maddi katkıda bulunanlara,muhtarımız İbrahim Erdoğan'a ,HERKESE AMA HERKESE,ADINI SAYAMADIKLARIMA ÇOKCA TESEKKÜRLER.


selami yılmaz 2012-10-31 :

sevgili erolcuğm övgü dolu eleştirine katılmamak mümkün değil.köyümüz bu gibi güzel etkinlikleri özlemişti.önderlik yapan arkadaşları bende kutluyorum.sende bliyorsunki bu işler birkaç kişi ile olmaz.birde köyümüzün gönüllü gençleri vardı.canla başla ellerinden geldiği kadar çalıştılar.ben de onlara teşekkür ediyorum.birde düzeltme yapayım.ümit in soyadı öztürk değil soysal.


selami yılmaz 2012-10-31 :

sevgili erolcuğm övgü dolu eleştirine katılmamak mümkün değil.köyümüz bu gibi güzel etkinlikleri özlemişti.önderlik yapan arkadaşları bende kutluyorum.sende bliyorsunki bu işler birkaç kişi ile olmaz.birde köyümüzün gönüllü gençleri vardı.canla başla ellerinden geldiği kadar çalıştılar.ben de onlara teşekkür ediyorum.birde düzeltme yapayım.ümit in soyadı öztürk değil soysal.


Erol ARAT 2012-10-31 :

"Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine... Bu davet bizim" demişti şiirinde Usta Nazım... Öyle oldu Bayram. Bayramımız. Özgür bireylerimizin kardeşliği yaşandı anların çokluğunda. Davetler amacına ulaştı. Şiir oldu yürekler, gönül oldu dostça sarılmalar birbirine uzanan ellerin sıcaklığında. Şendi çocuklar, gelecek bayramları özlemle beklerken ve düşlerken geleceği. Ve Alirıza Yılmaztürk... Kocaman yürekli adam. Paylaşımcı, çözümcü, dinleyen, üreten, çalışkan, organize eden, çabalayan, olanla yetinmeyen, daha iyinin varlığını bilip daha iyiye olan açılımlara destek veren, gönlü pek, yüreği pek, candan, cesur ve çok değerli bir insan. Yaptıklarına minnettarız. Yapacaklarına da... Yolun açık olsun, ideol insan. Teşekkürler Yılmaztürk... Ve Nail Yurtaçan... Duyarlılık erbabı, hasas, candan, toplum dinamiklerine değer veren ve o amaçları kendi ilkesel dünyasıyla bütünleştiren insan. Cesur duruşunu güçlendirecek toplumsal konumlanmalarının zamanla onu daha haklı noktalara taşıyacağına yürekten inandığım adam... Çabalarını unutmadık, unutmaycağız. Teşekkürler Yurtaçan... Ve Mehmet Yılmaz... Ne güzelde dokunmuşsun klavyeye o genç dinamiklerinle... Kaybolmuş gibi algılanmaya başlanan geçmiş değerlerimizi ne güzelde süslemişsin öyle... Helal sana. Yolun başında ve geleceğe uzanan köprünün ilk adımlarındasın. Zamanla çok daha iyi olacak açılımlara vereceğin destekle, o anların muhteşemliğine katkılarında elbette artacaktır. Ve elbette gönlümüzdeki konumlanmanı da biz yerli yerine oturtacağız, hiç merak etme. Teşekkürler Yılmaz... Ve Ümit Öztürk... Sosyal medyanın gücünü o inanılmaz uğraşılarınla doruklara taşıdın. Bravo sana. Saf, temiz, anlamlı monologlarla duyumsatmaya çalıştığın, resimlediğin, hikayelediğin ve anlamlı bir duyarlılık kümesi yarattığın için minnet duymalıyız sana. Durma. Devam et haykırmaları anlatmaya... Teşekkürler Öztürk... Bu ilk değildi. Son da olmayacak. Yıllar öncesinin belgelenenleri ile yeni yapılan veya yapılacakların arasını açmaya müsade etmeyelim artık. Aralara mesafe, aralara zaman, aralara mekan koymaksızın sürekliliğini sağlayalım bu etkinliğin. Barışın, kardeşliğin, dostluğun, nezaketin, zerafetin, samimiyetin, insanlığın odaklılığını paylaşalım tüm paylaşımcılarla. Alan sağlar bizim de olsa, yarınlara uzanacak yeni yapılanmalarda çok daha efektif geri dönüşler alabileceğimizden kuşkum yok benim. Yeter ki isteyelim... Örnek olalım kervana... Bu gün var ama yarınımız meçhul, ol(a)mayabiliriz. Gelecek kuşaklara teslim edebileceğimiz yaşayan ananelerimizi çoğaltmalı, kültürel dezenformasyona müsade etmeden olabildiğince yaşatmalıyız duyarlılık birikimlerimizi. Bu güç var bizde, hem de fazlasıyla... İnanın yürekli insanlar, siz de inanın. Varlığımızın en temel gereği, yaşayabildiklerimizden ders almayı zorunlu kılar bize. Ders alalım ve yaşamımızı aldığımız derslere göre şekillendirelim aydınlık yarınlarda... Mutlu kalın. Erol Arat


Nevzat Eser 2012-10-29 :

Tertipliyenleri tebrik ediyor , diğer köylerimize örnek olmasını diliyorum.


Bu Habere Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama