Çaycuma’da 12 Yıllık Kesintili Eğitim Protesto Edildi

Çaycumada Eğitim Sen’in çağrısıyla bir araya gelen on örgüt Çaycuma Çarşı Meydanında 12 yıllık kesintili eğitimi protesto etti. Yağmur altında gerçekleştirilen eylemde, '12 yıllık kesintili eğitim pedagojik değil, ideolojiktir; 4+4+4 ile çocuklarımızın geleceği ile oynanmasına izin vermeyeceğiz' yazılı, üzerinde küçük yaşta çalışan çocuk, çocuk gelin fotoğraflarıyla, kız çocuğunu üç parçaya ayrılmış biçimde gösteren karikatürün yer aldığı pankart açıldı. Eylemde sık sık “Kesintili eğitime hayır; laik, bilimsel eğitim istiyoruz” sloganları atıldı.

Eğitim Sen – SES – BES – Haber Sen – Tüm Bel Sen Çaycuma Temsilcilikleri, ADD Çaycuma Şubesi, TMMOB/Mimarlar Odası Çaycuma Temsilciliği, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Çaycuma Temsilciliği, CHP Çaycuma İlçe örgütü, DSP Çaycuma İlçe Örgütü adına ortak açıklama yapan Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol, 12 yıllık kesintili eğitimin pedagojik değil, ideolojik amaçlarla gündeme getirildiğini söyledi.

3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak Kozlu maden ocağında meydana gelen grizu patlamasında yaşamını yitiren 263 maden işçisini anarak konuşmasına başlayan Akyol, yasa tasarının TBMM Genel Kuruluna geldiği gün Eğitim Sen’li öğretmenlerin hizmet üretmeyeceğini belirterek, Çaycuma halkına çağrı yaparak, “Çocuklarımızın geleceği ile oynanmasına izin vermeyelim” dedi.

12 yıl kesintili eğitim tartışmalarının AKP Hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın iddialarının aksine pedagojik kaygılarla değil, tamamen siyasal-ideolojik ihtiyaçlar üzerinden hazırlandığını ve TBMM’ye sunulduğunu vurgulayan Akyol, “12 yıllık kesintili eğitim önerisinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gündeme getirilme cesareti bile gösterilmemiş olması dikkat çekicidir. Başbakan’ın ‘dindar nesil yetiştirmek istiyoruz’ açıklamalarına paralel olarak beş grup başkanvekilinin imzasıyla ‘kanun teklifi’ olarak meclise sunulan düzenleme tüm toplumu yakından ilgilendirmesine rağmen, düzenlemenin asıl muhatabı olan kesimlerin tamamen dışlanarak böylesi bir adım atılmış olması düşündürücüdür.” dedi.  

Alt komisyonda son hali verilen yasa teklifinin 10. maddesinde, ortaöğretim hizmetinin 'örgün” ve “yaygın” öğrenim veren kurumların tümünü kapsadığına dikkat çeken Akyol, “Bu düzenleme, ortaöğretimde yaygın öğrenimi içererek zorunlu eğitimi 12 yılla değil, fiilen 8 yılla sınırlandırmaktadır.” dedi.

Zorunlu eğitimin söz konusu kanun teklifinin son haliyle de 12 yıla çıkarılmadığını, kamusal eğitime dair devletin yükümlülüğünü sona erdirdiğini, çocuk emeği sömürüsünü yaygınlaştırmayı hedeflediğini, ataması yapılmayan 300 bini aşkın öğretmenin atama sorununu gözardı ettiğini; eğitim emekçilerinin 50-60 bini aşkınını norm kadro fazlası yapacağını ifade Akyol sözlerine şöyle devam etti  “Yapılan kısmi değişiklikler, kamuoyunun tepkisini yatıştırma amacıyla sınırlı kalmıştır. Teklifi doğuran mantık ve bu mantığın uzantısı maddeler korunmuş, hatta bazıları daha da sorunlu hale getirilmiştir. Örneğin 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 22. maddesine dair ilk teklifte “ilköğretimin kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu, devlet okullarında ve parasız olacağı” ifadesi yer alırken alt komisyondan geçen teklifin 7. maddesinde bu ifade çıkartılmıştır. Söz konusu ifadelerin çıkartılması özellikle kız çocuklarının okullaşmasına yapılan vurgunun ortadan kaldırılması açısından manidardır. Ayrıca ilköğretimin devlet okullarında parasız olması vurgusunun çıkarılması da son derece tehlikeli sonuçlara yol açabilecek niteliktedir. Zira ilköğretimin parasız olmasını düzenleyen ilgili Anayasa maddesinde yapılacak küçük bir değişlik ile ilköğretim hizmetinin paralı olması mümkün hale gelmesinin önü açılmıştır. 

Eğitim sistemi ve çocukların gelişimi açısından son derece önemli olan okulöncesi eğitimin zorunlu eğitimin kapsamı içine alınmaması büyük bir eksiklik olarak dikkat çekmektedir. Meclis alt komisyonunda yapılan değişiklikle okula başlama çağı 6 yaşın bitiminden 5 yaşın bitimine düşürülmüş ve bu değişikliğin okulöncesi eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınması isteğini gidereceği dile getirilmiştir. Bu anlayışla okulöncesi eğitimin zihinsel gelişime etkisi ve ilköğretim eğitiminden farklılığı gözardı edilmiştir. Dolayısıyla bu düzenleme, okulöncesi eğitim zorunluluğunu karşılamamakta; yeni sorunların açığa çıkmasının önünü açmaktadır.

Mesleğe yönlendirmenin 10 yaşından sonra yapılacak olması, henüz eğitim sürecinin başında olan ve gelecek ile ilgili sağlıklı kararlar veremeyecek durumda olan çocukların erken yaşlarda yapacağı bilinçsiz seçimleri gündeme getirecek ve sonraki yıllarda öğrencilerin söz konusu seçimlere mahkum kalması riskini arttıracaktır. Dünya ülkeleri mesleğe yöneltme yaşını ortaöğretim (lise) başlangıcına doğru yönlendirirken, pedagojik olarak hiçbir faydası olmayan erken yaşta mesleğe yönlendirme uygulaması çocuklara yapılacak en büyük kötülük olacaktır.

Yasa teklifinin alt komisyonda düzenlenen 12. maddesi ile çocuk emeği sömürüsünün önü sonuna kadar açılmaktadır. Bir önceki teklifte yer almayan bu düzenlemeye göre, on çalışanı olan bir işletmeye sınırsız stajyer meslek lisesi öğrencisi çalıştırma hakkı tanınmaktadır.

İlköğretim 4. sınıftan sonra mesleğe yönlendirmenin benimsenmesi durumunda, hem özel dershanelerin eğitimdeki ağırlığı daha da artacak, hem de velilerin cebinden yaptığı eğitim harcamalarının iki katından fazla yükselmesine neden olacaktır.

12 yıllık kademeli zorunlu eğitim uygulamasının asıl amacı, zorunlu eğitim süresini arttırmak değil, AKP’nin her dönem arka bahçesi olarak gördüğü imam hatip okullarının önünü açmaktır. Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması, bu amacı gerçekleştirmek için bir “kılıf” olarak kullanılmak istenmektedir.

Başta zorunlu eğitim olmak üzere, eğitimin var olan bütün sorunlarını en geniş platformlarda ve bilimsel temelde tartışarak kapsayıcı bir anlayışla ele almak gerektiği açıktır. Bu nedenle hangi amaçlarla gündeme getirildiği belli olan düzenleme geri çekilmelidir. Zorunlu eğitimin süresi ve içeriği ideolojik kaygılarla değil, bilimsel veriler ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlenmelidir.

Biz geleceğimizin karartılmasına karşı geleceğine sahip çıkanlar olarak gün geçtikçe daha eşitsiz ve paralı hale getirilen eğitim hizmetlerinden herkesin eşit ve parasız olarak yararlanmasını istiyor, eğitim sisteminin her yaştan öğrencilerimizin daha nitelikli, laik, bilimsel ve demokratik bir eğitim sürecinden geçmesini sağlayacak biçimde yeniden düzenlenmesini savunuyoruz.”

 
Facebook'ta Paylaş...

Haber Tarihi:2012-03-03
Bu haber 1266 kez okunmuştur...

 
  İstatistik
  Dün : 1818
  Bugün : 1007
  Toplam: 4610006
   Online :

  48 konuk,

 
Tefen67.com

<< Ana sayfaya Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Habere Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama