Kırnapçı: Filyos Vadi Projesine hayır !

Çaycumalı sanatçı-yazar Mevlüt Kırnapçı, www.caycumasanat.com isimli internet sitesinde Kaleme aldığı yazıda “Filyos Vadi Projesine karşıyız! Bu proje yerine daha bölgesel ve daha koruyucu projeler düşünülmeli, bölge kendi ayakları üzerinde durur hale dönüştürülmelidir” diyerek Filyos Vadi Projesine hayır diye yazan ilk kalemlerden biri oldu.

İşte Mevlüt Kırnapçı’nın tartışma yaratacak  “Filyos Vadi Projesine hayır” başlıklı yazısı:
Son yirmi yıldır düzenli olarak gündemde olan tanımlamadır Filyos Vadi Projesi. Eni nedir, boyu kaçtır, boyutu, büyüklüğü, içeriği, kapsam alanı nedir bilinmez, açıklanmaz, söylenmez.

Bu proje kaç fabrikayı, kaç bin metrekare alanı, kaç bin nüfusu öngörmektedir bilen yoktur. Yoktur çünkü böyle bir proje yoktur. Varsa da kamuoyunun haberi yoktur. Çoğu zaman ortalama rakamlar havada uçuşur, birtakım tahmini şeyler söylenir; hepsi o kadar! Ancak, Filyos Vadi Projesi her seçim döneminde, bölgeyi konu alan her toplantıda, yerel gazetelerin “yazan”ları yazacak konu bulamadığında gündeme gelir, ileri geri bir şeyler söylenir, yazılır falan!

Çaycuma Sanatolarak Filyos Vadi Projesi söylencesi üzerine sorulması gereken soruları sormak istiyoruz. Bilen, gören, anlayan varsa bu sorulara açıklık getirir ve bilgilenmeyi sağlar.

1-Filyos Vadisi denilen ve Devrek’ten Filyos’a kadar uzanan ırmak yatağını kapsayan bu yatırım girişiminin gerekçesi nedir? Neden bu bölge bir proje olarak düşünülmüş ve gündeme gelmiştir?

2-Filyos Vadi Projesi’nin sayısal büyüklüğü nedir? Kaç fabrikayı, kaç bin çalışanı ve ne kadar alanı kapsamaktadır?

3-Bu proje bir devlet projesi midir yoksa bölge insanınca sürekli dillendirildiği için özellikle siyasilerin gönülsüz de olsa vazgeçemedikleri bir zorunluluk mudur?

Yukarıdaki sorular şimdilik yeterlidir. Ancak, bu soruların yanıtlanması kafamızdaki soruların yanıtlandığı anlamına da gelmiyor. Çünkü bize göre bu proje doğarken “kadük” olmuş bir projedir. Toplumun, bölgenin, ekonominin ve ülke çıkarlarının iyi analiz edilmediği bir tasarıdır.

Bu proje bittiğinde bu bölgede fabrikalar kurulacak öyle mi? Özel sektör denilen kişisel yatırımcıların fabrikaları, kim bilir belki devletin bizatihi kendisinin yapacağı fabrikalar falan…

Bu fabrikalar bölgeden ya da ülkenin çeşitli yerlerinden ve hatta başka ülkelerden getirdikleri hammaddeleri bu fabrikalarda üretecekler, mamul maddeye dönüştürecekler ve piyasaya sürecekler.

Bu fabrikalarda insanlar çalışacak. Para kazanacaklar. Bu paralarla evlerini geçindirip, bölgedeki satış yerlerinden alışveriş ederek tüccar ve esnafın kazanmasını sağlayacaklar.

Bölgedeki genç nüfusun büyük şehirlere göçü önlenecek, herkes kendi köyünde, şehrinde kalacak ve hatta başka yerlerden buralara insanlar gelecek; kiralık evler değerlenecek, yeni evler yapılıp satılacak, tüketim arttığı için tüccar ve esnafın yüzü gülecek…

Vs., vs., vs…

Ne yalan söyleyelim yukarıdaki satırları yazarken biz bile heyecanlandık. Yüreğimize su serpildi. Yazarken hiçbir eksik, aksak görülmüyor, insan çok mutlu oluyor!

Keşke her şey yalnızca yazmak, yazarak mutlu olmak gibi olabilse…

Şeytanın avukatlığına soru sorularak başlanır. Ne demişti felsefe; “Tanrı bir yanıttır, Şeytan’sa soru!”. O zaman soralım soruları ki yanıtların ne derece yanıt olduğu çıksın açığa… Bölgenin tanrıları da gardını alsın böylece…

1-Ereğli Kömür İşletmeleri (EKİ), Bartın Çimento Fabrikası, SEKA Çaycuma Kağıt Fabrikası, Filyos Ateş Tuğlası Fabrikası, Karabük Demir Çelik Fabrikası, Ereğli Demir Çelik Fabrikası ve irili ufaklı birçok küçük üretim atölyesi son otuz yıl içinde nereden nereye geldi? Bu fabrikalar neden ve nasıl el değiştirdi? Getiri ve götürüsü neydi ki bu süreç yaşandı? Özelleştirme olarak adlandırılan bu atma, satma, yok etme sürecine ne oldu ki şimdi Filyos Vadi Projesi diye bir proje oluşturulmaya çalışıp, fabrikalar kurma düşü kuruluyor? Bir yandan satıp savmak, kapatmak, diğer yandan yeniden kurmaya çalışmak…

Bu bölgedeki göçün temel nedeni, yukarıda koyulaştırılarak adı sıralanan fabrika ve işyerlerinin aymaz politikacılar ve özellikle 12 Eylül 1980 sonrası oluşan liberal sağın talanıdır. O fabrikalar önce çalışmayan, üretmeyen, partili yandaşlarla dolduruldu, sonra devlet eliyle zarar ettirilip zayıf düşürüldü. Sanki o sürecin sorumluları başkalarıymış gibi gene aynı kişilerce özelleştirilip satılması, yani kendi yandaşlarına peşkeş çekilmesi dillendirildi. Bu fabrikalarda çalışanların 1980 tarihindeki sayısıyla, şimdiki sayısını karşılaştırırsanız, göçün nedenini anlarsınız.

2-Almanya, Hollanda, Fransa, İngiltere gibi Avrupa’nın büyük ekonomilerini inceleyenler bilir. Bu ülkelerde büyük sanayi yatırımları ulaşım, coğrafi yapı ve hammaddeye uzaklık kıstaslarıyla yapılır ve ülke düzeyine yayılır. Üretim teknolojisinin sürekli yenilenmesi ve modernleştirilmesi esas alınır ve bu işletmelerin ihtiyacına göre kalifiye eleman yetiştiren üniversiteler, bu yatırım bölgelerine kurulur. Doğal olarak o sistemli yatırımdan sistemli büyük ekonomiler doğar. Üstelik birkaç örnek dışında belli bir bölgeye ya da şehre yığılma değil, ülkenin geniş alanına yayılma esas alınmıştır. Göçün önüne de bu şekilde geçmişlerdir.

Bu olguyu gözünüzden ıratmadan bizdeki durumu düşünün. Var mı içinizde bir umut? Filyos Vadi Projesi için düşünülen hangi kıstaslar yukarıdaki sistemliliğe uyuyor?

3-Yukarıda adını andığımız Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok gelişmiş ülkede, bütün planlı ve dikkatli çalışmalara karşın, doğal doku başta olmak üzere, su-hava-toprak yapısının ve hatta insan sağlığının doğrudan tahrip olması engellenemiyor. Yani Çevresel Etki Değerleri altüst olabiliyor.

Filyos Vadi Projesibölgesi içindeki doğal yapının şu anki durumuna vakıf mısınız? Irmak yatağında tahribatını sürdüren kaç kum-çakıl-beton tesisi var? Bunların ruhsat durumları nedir? Irmak yatağına ve bölgenin taban suyuna verdikleri zararlara ilişkin verileri biliyor musunuz?

Fabrikalar kurulmaya başladığında hangi değişimin yaşanacağına ilişkin öngörünüz var mı?

Biz size söyleyelim! Kayıkçılar Köyü, Bakacakkadı, Gemiciler Köyü, Akyamaç Köyü, Hacılar Köyü, Düzköy, Saltukova veDerecikören Köyü başta olmak üzere, vadi üzerinde yapılan tarımsal üretim tamamen bitecek ve hatta bitki yapısı altüst olacaktır. Örneğin çınarlar başta olmak üzere meyve ağaçları kuruyacaktır. Neden mi? Çünkü taban suyu en az kırk elli metrelere inecektir de ondan. Bu durum da doğrudan toprağın yapısını değiştirecektir.

4-Filyos Beldesinde süren arkeolojik kazılardan elde edilen bulgular göstermektedir ki bu bölge Türk ve Dünya tarihi açısından çok önemli bir yer. Prof. Dr. Sümer Atasoy’un deyimiyle “Filyos şehrindeki kazılar, yalnızca bölgenin değil, dünyanın tarihinin yeniden yazdıracak!” derecede önemliyken, bu tarihsel doku bir yana itilerek, hatta yok edilerek hangi Filyos Vadi Projesi yapılandırılacaktır.

Filyos’ta araştırma yapan bilim insanlarının ortaya çıkardığına göre, bölgede yaşayan ve türünün tek örneği olan kuş çeşitliliğiyle, endemik bitki varsıllığı çok şaşırtıcı boyuttadır. Doğası ve tarihiyle bir altın bilezik gibi önümüzde duran Filyos’u çöplüğe çevirecek olan bir uyduruk fabrikalar kumkumasının gelecekteki zararlarını bir düşünür müsünüz?

Kim, hangi kurum ve kurul bu bölgenin doğasını, toprağını, suyunu, havasını, tarihini koruyacaktır? Yapılan son düzenlemeyle Tarihi ve Doğa Varlıklarını Koruma Kurulu etkisizleştirilmişken kime güveneceksiniz? HES’lerin verdiği zararı görmüyor musunuz? Özellikle Karadeniz Bölgesinde yaşananlar, Artvin’deki tahribatları hiç görmüyor musunuz? Hangi hukuksal süreç bu bölgenin olmazsa olmaz çıkarlarını savunup, koruyacaktır?

Bölgenin ekonomik yapısı tarım, hayvancılık ve meyve-sebze üretimi yanında çeşitlendirilerek güçlendirmeye uygundur. Yapılacak ekonomik ve toplumsal örgütlenme ve organizasyonlarla, kendi kendine yetebilecek düzeyde bir ekonomi oluşturmak pekala olanaklıdır.

Yukarıda saydığımız ve şimdilerde ya peşkeş çekilerek birilerine satılmış ya da devlet eliyle küçültülüp yok etmek için zamanı gözlenen fabrika ve kuruluşlar modernleştirilip, kamu malı olarak korunarak doğru yönetilseydi bugün bu bölge en kötü olasılıkla göç vermez durumda olurdu. Bu sürecin sorumluları bugün toplumun önüne çıkıp, öncü rolü oynayabilmekte ve ne gariptir ki toplumdan da belirle düzeyde onay görmektedirler. Gene aynı toplum ödediği bedellere yenilerini eklemek için dillendirilen Filyos Vadi Projesine doğru sürüklenmektedir. Toplumsal refleksin iyiye gittiğini söyleyebilecek kaç kişi vardır bilemem ama gördüğümüz o ki Filyos Vadi Projesi, eğer gerçekleşirse, bölgenin bütün doğal dokusunu bir daha geri dönülmez düzeyde yok edip bitirecektir.

Bölgenin şu anki ulaşımı; demiryolu, karayolu ve çok kısmi oranda da havayoluyla yapılmaktadır. Denizyolu ulaşımına var diyebilir miyiz bilemiyoruz. Almanya’dan gelen üç beş uçağı saymazsak ve demiryollarının da 1940’lardan bu yana hiç geliştirilmediğini ve bu nedenle istendik düzeyde olmadığını göz önünde bulundurursak bölgenin ulaşımının salt karayolu üzerinden olduğunu görürüz. Bunun da petrole bağımlılık demek olduğunu sanırım bilmeyen yoktur.

Kömür enerji kaynağı milyonlarca ton birikimiyle Zonguldak şehrinin altında dururken, hangi enerji politikasından nasıl söz edebileceğiz bilemiyoruz. Bir ülke bütünlüğünün olmazsa olmazlarının başında yeraltı ve yerüstü enerji kaynakları gelir. Hiçbir koşulda özelleştirilmesi ve kapatılması düşünülmez. Bu kesin gerçek ortada dururken bizatihi devleti yönetenlerin kendi eliyle yozlaştırılıp, zarara sürüklenen bir TTK ve EKİ’nin özelleştirilmesini, satılmasını savunmak bize göre ülkeye ihanetin açık göstergesidir.

Cumhuriyet dönemi ve sonrasının kurum ve kuruluşları olan demir-çelik ve kağıt fabrikalarının siyasiler eliyle talan edilmesi ayıbı dururken, Filyos Vadisi Projesiyle dikilmesi düşlenen fabrikaların, nasıl bir kazanç sağlayacağını kim söyleyecek? Buralarda çalıştırılacağı söylenen insanların ne kadarı bölge insanı olacak, bunların sosyal ve ekonomik hakları ne düzeyde olacaktır?

Biz bu ülkedeki iş ve işçi haklarıyla, işverenin elinde tuttuğu yetkileri biliyoruz. Asgari ücretin 715.-TL olduğu bir iş ve emek dünyasında, kim nasıl karnını doyurabilir bir ücreti alacaktır? Altmış beş yaşında emekli olmayı düşünenlerin ne kadarı bunu başarabilecektir? Emekli olanların aldığı ücret asgari ücretin nerelerindedir ki geleceğe ilişkin umutlar beslensin? Sosyal devlet, devletin eliyle yok edilirken Filyos Vadi Projesi ne anlam taşımaktadır?

Sonuç:
Filyos Vadi Projesi, özeli ve geneliyle, yapılanı ve yapılacağıyla, iyi yanı ve kötü yanıyla bir tahribat projesi olmanın ötesinde değildir.

Saltukova’daki havaalanı için tahrip edilen dağın tıraşlaması sürerken yaptığımız tespitlerden birisi Çaycuma’nın aldığı rüzgar oranının artacağı ve bunun da karıncaların yuva yapmasından tutun da erik ağacının açacağı çiçeğe, arının taşıyacağı çiçek özüne kadar birçok şeyi etkileyeceği şeklindeydi. Bu saptamayı yaptığımızda esprilere neden olmuş, şakalı eleştiriler almıştık. Ancak çok kısa zamanda gördük ki bu söylediğimiz hiç de gülünç değil.

Filyos Vadi Projesinin yukarıdaki örnekten daha iyimser sonuçlar vereceğini söylemek için hiçbir gerçekçi gerekçe göremiyoruz.

Filyos Vadi Projesibu bölgenin getiri-götürü yelpazesine eksileri dolduracak olan bir sakıncalı projedir.

Filyos Vadi Projesine karşıyız! Bu proje yerine daha bölgesel ve daha koruyucu projeler düşünülmeli, bölge kendi ayakları üzerinde durur hale dönüştürülmelidir.

Büyük ölçekli yatırımlar, karını dışarıya, çöpünü bölgeye akıtan sömürü alanı oluşturmaktan öteye bir yarar getirmeyecektir. Bölge insanı bunu gördüğünde de her zaman olduğu gibi iş işten geçmiş olacaktır

Çaycuma Sanatolarak konuya ilişkin öneri ve düşüncelerimizi önümüzdeki süreçte açıklamayı sürdüreceğiz. Bunu toplumsal bir görev olarak görüyoruz.

 
Facebook'ta Paylaş...

Haber Tarihi:2012-02-21
Bu haber 1867 kez okunmuştur...

 
  İstatistik
  Dün : 2003
  Bugün : 342
  Toplam: 4611344
   Online :

  87 konuk,

 
Tefen67.com

<< Ana sayfaya Geri Dön <<

Yorumlar

Henüz Hiç Yorum Yazılmamış.

Bu Habere Yorum Yazın

ELEŞTİRİYE EVET HAKARETE HAYIR!...
Yorum köşemiz düşüncelere zenginlik katmak için hizmet vermektedir.
Adı Soyadı :
Email :
Mesajınız :
Güvenlik Doğrulama