“ İnsan âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar”
Yahya Kemal BEYATLI
Üstat Yahya Kemal’in “Deniz Türküsü” adlı şiiri bu mısra ile son bulur. İnsanoğlu, dünya üzerinde ne kadar hayal ederse o kadar var olur; hayalleri, onu hayatta daha dirençli kılar. Mademki hayal etmek “ İnsan” dediğimiz bu canlıya ait; o halde bu meziyetini kullanacak. Kullanacak ki kendisinin diğer varlıklardan “üstün” olduğunun farkına varabilsin. Kullanacak ki, dünyaya ve kendisine hükmedebilsin…
Hayal etmeseydik ne olurdur? Allah’ın bize verdiği nimetlerden en insanca olanına hiç el sürmediğimizi farz edelim ve bunu bir deneyelim. Olasıdır ki karşımıza çıkacak olan manzara şöyle olacaktır: Karanlık… Koyu ve soğuk bir karanlık. Etrafımızda kocaman bir boşluk… Üşümek, önüne geçilmez bir üşüme isteği… Ve titreyiş… O kadar ki dişlerimiz neredeyse birbirlerini kıracak…. Hayatımızı kolaylaştırmak adına bugünkü dünyaya ait ne varsa hiçbiri yok! Ne elektrik ne ışık ne de başka bir şey…Hayal etmeksizin yaşanılan bir dünya bu çizdiğimiz portreden pek de farklı olmaz sanırım.
Açık yüreklilikle itiraf etmek gerekir ki, tam bir yıl önce buradan yayınladığımız “Hayalimizdeki Gökçebey” adlı haber metni, adeta ulusal basında çıkan siyasi-askeri ya da ekonomi konulu bir olaymış gibi müthiş sayıda okunma sayısına ulaştı. Birçok kişi olumlu-olumsuz yorumlarını paylaştı. Tabiî ki bunda, zaman zaman bizim dahi kendimize itiraf ettiğimiz ve kimilerince “uçuk” sayılacak kadar, haber metninin ilginç ve göze trajikomik gelen özelliği etkili oldu!!! Nasıl öyle olmasın: kendi vatandaşlarının dahi paçayı kurtarmak için fırsat kolladığı yerde böylesine eşsiz ve sanki Avrupa’nın parlak sayfiye yerlerininki kadar parlak mekanlar “Hangi imkan ve düşünceyle hayat bulacak!!!” Bunlarıtasavvur etmesi dahi insanı acı acı güldürüyor; öyle değil mi?
Biz bu haber metnini sitemize yayınladıktan sonra, gerek vatandaşlarımızın gerekse sitemizi takip eden kişilerin, tahmin ettiğimiz üzere, bu projeyi “alay malzemesi” olarak kullanacağını; üç-beş kişinin toplandığı kahvehanelerde oyunlara verilen aralarda birbirlerine takılmak için adeta bir “maşa” yapacağını tahmin etmiştik. Hatta yazı, yayıma hazırlık aşamasındayken dahi, yukarıda saydığımız “traji-komiklik” özelliğinden ötürü kalem erbaplarımızın yoğun eleştirilerine maruz kaldı.
Her şeye rağmen biz mutluyuz. Amacımız, anlattığımız konuya dikkat çekmekti. İnsanların zihinlerinde bir kerecik olsun kıvılcım çakmaktı; biz bunu hakkımızla başardık.
Başarımıza delil olan son tepki ise Çaycuma basınından geldi. Sezai Bilici “Cuma Gazetesi”ndeki köşe yazısında, bizim projemizden sıçrayıp bu “hayale” “Filyos Vadisi Projesi”ni eklemek suretiyle yeni bir bakış açısı ortaya attı. Yapılması planlanan bu proje sonucu, bizim ortaya attığımız fikir “daha da gerçekçi ancak hala ütopik olmaktan kurtulamayan” bir hale bürüneceği söylendi. Sezai Bilici’nin yazısının satır aralarında ince bir iğneleme de olsa, yazdıklarımıza az da olsa bir değer verip okumasına ve ondan hareketle bir haber yazısı kaleme almasına biz samimi teşekkürlerimizi sunuyoruz…
Gelelim sana Gökçebeyli vatandaş ya da bu yazıyı okuyan her kimse: Biz böyle “abes, saçma ya da uçuk” bir haber yazdıysak; olacağına dair karamsar duygular beslediğimiz bir hayal kurduysak “SUÇ MU İŞLEDİK !!!! Dön bir kendine sor bakalım: Hangimiz korkak, hangimiz yaşadığı yerden nefret ediyor, hangimiz bir şeyleri değiştirmeyi gerçekten istiyor !!!!!!!!!!!!! Allah aşkına bunları bir düşün bakalım, sonra tekrar görüşürüz nasıl olsa….
Cuma Gazetesi sahibi Sezai Bilicinin 25.07.2011 tarihli “Hayaldi gerçek oldu” yazısı için tıklayınız:

Kaynak:tefen67
29.07.2010 tarihinde yayınladığımız "Hayalimizdeki Gökçebey" yazısı için resmi tıklayınız........
